About Me

Fotoğrafım
İzmir, Türkiye
Yasemin kokulu bahçenin kedileri ve günlük halleri hakkında... ♥ The cats of a jasmine scented garden and its daily snaps. Les chats de jasmin parfumé jardin et ses clichés quotidiens .
EL İŞLERİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
EL İŞLERİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2015 Pazartesi

Tığ işi güllü kırlent


Bu yıl  el örgüsü ev aksesuarları pek bir revaçta ....

Ben küçük bir kızken yaz tatillerinde annemin memleketi olan Eskişehir'e giderdik. Orada benden büyük olan dayımın kızları tığ işi bir şeyler yaparak zaman geçirirlerdi. Bizim evde bana şiş de tığ da verilmedi. Onun yerine annem de babam da okumayı öğrendiğim andan itibaren bana hep kitap aldılar... Artık ne düşündülerse " el işi yapan kızlar ,okumaz  " diye düşündüler herhalde. 

Neyse ben ilk örgüyü annemden değil de kuzenlerimden öğrendim ama sonraki yıllar pek elime almadım. Ne zaman ki emekli oldum bu işlere hevesle yeniden başladım. Bu kış hiç durmadan örgü örmek istiyorum...



Bir heves tığ işi kırlent ördüm, - nasıl sevdiysem artık - evin her köşesine taşıdım taşıdım...

Kızların ayak basmadığı bir köşe aradım ki ömrü uzun olsun!


Bizim evde yatak odası ve eşimin çalışma odası kızlara yasak bölge," cısss ! " yani :)

Keşkül yastıktan hoşlanmaz ,evde yalnız kaldığı ilk andan itibaren koltuğa çıkar ve yastıkları alır yere atar , maalesef bu huyundan vazgeçiremedim.

Biz evdeyken pek bir hanım hanımcık olan bu köpek nasıl oluyor da biz evde değilken böylesine yaramaz bir köpeğe dönüşüyor akıl alacak gibi değil !

Uzun sözün özeti bu kırlent işini sevdim ben,daha örmek istiyorum. 
Şimdilik elimden çıkanlar bunlar,sizlerle paylaşmak istedim.


Güzel bir hafta dileklerimle ,kalın sağlıcakla!

22 Kasım 2014 Cumartesi

Döndüm dönemedim derken çok zaman geçti

Merhabalar sevgili blog dostlarım!
Son zamanlarda bloğumu çok ihmal ettiğimin üstüne üstlük onu instagramla aldattığımın farkındayım .İtiraf ediyorum ig. İle paylaşım yapmak çok daha hızlı ve kolay , bu iş için akıllı telefonlar yetip de artıyor  ama buranın tadı bir başka tabii!







Blog yazmak için fotoğraf çekmek,sonra bu fotoğrafları düzenlemek,yazıyı hazırlamak ,gelen yorumları okuyup yanıtlamak hem emek  hem de zaman istiyor.


Sevgili dizüstüm emekli olunca ben de nihayet bir ipad sahibi oldum. Hala kendisini tam olarak çözebilmiş değilim. Ay'a ilk insanın ayak basmadığı günlerde çocuk olan bünyem bu yenilikleri kolayca içselleştiremiyor maalesef :( Bir sorun daha var hala ipad'den bloğuma doğrudan fotoğraf yükleyemiyorum, oysa birkaç elişim ve evimin Yeni Yıl hallerini sizlerle paylaşmak istiyorum.




Artık becerebildiğim kadarıyla deyip , herkese Mutlu Hafta Sonları diliyorum !!!

 Kalın sağlıcakla !



1 Ekim 2014 Çarşamba

Ekim ayı da geldi


Birçoğunuzun başına gelmiştir. Blog yazmaya bir ara verince artık kolay kolay yeniden başlamak gelmiyor insanın içinden. 

Bu ara birçok aksilik yaşadım, çok yoruldum; grip oldum ,keyfim kaçtı. Enerjim o kadar düştü ki çevremi de aynı sıkıntıya ortak etmemek adına biraz geri çekilme ,dinlenme ihtiyacı duydum.

Hayat bazen böyle olabiliyor işte ne yapalım ?


 Bu dönemde pek bir şey yapamamış gibi görünsem de hanidir okumak istediğim bir kitabı okuyup bitirdim, bir granny square (hanım dilendi bey beğendi ) kırlent daha ördüm, patchwork projemin yarısına gelebildim. 

Sonbaharın gelişiyle hava daha erken kararıyor dolayısıyla gün ışığından yararlanma süremiz azalıyor ama serin serin esen rüzgar bana çok iyi geliyor. Sıcakların gitmesine benim kadar memnun olan başka Egeli var mıdır acaba?

Bahçeyi içeri taşıdık,depoyu temizleyip bahçe mobilyalarını kaldırmak için eşimin uygun olacağı günü bekliyorum sabırla !



Bizim buralar şehir merkezine göre daha serin oluyor ,o nedenle akşamları henüz bir ısınma aracı istenmese de ördüğüm diz battaniyeleri çok işe yarıyor. Bir de çay içmeyi çok özlediğimi farkettim,soğuk limonatalar,ayranlar, limonlu sodalar önümüzdeki yaza kadar favorim olmayacak. 
Ne çay ne kahve tiryakisi olduğumu söyleyemem,bizim evde pek çay demlenmez üstelik ama şimdilerde her akşam sadece kendim için bile olsa demliyor ve içmeye doyamıyorum.  İşte bizim evde muhteşem sonbaharın gelişiyle böyle ufak tefek değişiklikler oldu. 

Ne yapalım bizim küçük bir dünyamız var ;iki insan,bir köpek ve yedi kediden oluşan bir masalın kahramanlarıyız biz...

Kalın sağlıcakla!

30 Haziran 2014 Pazartesi

İşin kolayına kaç bakalım !


Kaç bakalım işin kolayına kaç!
İyi de nereye kadar? Blog dostları senden ses bekler,öyle " iki yastık,bir fıstıkla olmaz bu iş! "
Lakin hava sıcak,(Allah eksikliğini göstermesin ) gelen -giden çok. Elime iş alamıyorum kiiii!!!


Taaa ne ne zaman başladım bu yastığa. Bitti ; dikemedim,diktim ütüleyemedim,haydi bi gayret ütüledim ,içini doldurdum-sanki çok iş yaptım da anlat anlat...- fotoğrafladım ve işte hepsi bu!

" DMC Natura Just Cotton ", sağolsun  Lavanta Bahçesi Ahu  bloğunda söz etmişti bu iplerden ,hemen gidip almıştım. 2 kırlent ördüm, diğerini hediye ettim - fotoğrafını bile çekemeden hem de. - Bunu da kendime ördüm .
Kalan iplerden de dün otura kalka bir bunting ördüm ,şimdilik cansız mankenim Beyaz Dolabıma asıverdim. Biraz daha ipim kalaydı uçlarına tahta boncukla püskül de geçirecektim ama yetmedi işte.
Gidip almam da zaten zira hem çok pahalı hem de hep artacak ,ben de hep gidip alacağım ;bu iş sonsuza kadar uzayacak. 




Bunting  nasıl beğendiniz mi? 
Ben bu süsleme işini çok seviyorum,geçen yıl kumaştan dikmiştim bahçeye ama bir gün yağmurda dışarda kalmış kumaşın boyası akmış ,ben de attım gitti. Bakalım belki yine dikerim . Dikiş dikmeyi çok seviyorum zaten ,bir gün gayret ederim herhalde...

" Bu günlük de bu kadar " desem ; son diktiğim  çok değişik bir battaniye örneğiyle  en kısa zamanda yine geleceğime söz versem... Olur değil mi?

Tüm İslam aleminin mubarek Ramazanı'nı kutluyor ,insanoğlunun  merhamet ,hoşgörü ,sevgi-saygı gibi erdemlerini hatırlamasına vesile olmasını diliyorum. Açlık ve susuzluk yalnız insana özgü değildir. Yeryüzünde tüm canlıların "bir tas suya,bir kap yemeğe " ihtiyacı vardır. Zengin-mütevazi farketmez iftar sofranızdan artanları bir tas suyla beraber kapınızın önüne koyarsanız sokakta yaşam savaşı veren bir canı kurtarabilirsiniz. Unutmayın bu konuda çok olursak azın söyleyecek sözü kalmaz!

Haydi kalın sağlıcakla !

9 Haziran 2014 Pazartesi

Kedili...


Mevsimler değişti,aylar artık şöyle adlandırılacak gibi geliyor bana...
Ocak,şubat ,mart ,nisan,nisan nisan nisan...ocak ,şubat ...




Bu aralar bizim evde bu kanepe pek revaçta. Artık kim önce kaparsa onun oluyor ...



Fotoğrafları şöyle bahçeye çamaşır ipi gereyim yabancı bloglarda gördüğüm üzere  rüzgarda salınan örtü fotoğrafı gibi çekeyim diye beklettim ama hava hafta boyu açmadı bir türlü . Açmak şöyle dursun geçende çamur yağdı resmen de neredeyse tüm gün balkon teras yıkadım,hala daha sarı sarı görünüyor seramikler gözüme de eşim " bırak birazını da yağmur temizlesin " deyince bu öneri işime geldi  sözünü dinleyiverdim :)))




Ne yapalım bahçeye çıkamadık biz de kış bahçesinde çekim yaparız değil mi ama?
Kapı ardından masum bakışlar fırlatıp  ev halkına dahil olmayı kafasına koyan Kahve'nin çabalarını taktir ettim doğrusu ...

Evde yeterince kedi var zaten , yatak - yorgan,yastık, örtü falan bari kedili olmasın değil mi? Yoook elim hep kedili objelere gidiyor ne yapayım ? Ben de böyleyim işte...

Küçücük bir fotoğraftan yola çıktım,pinterestte gördüm bu aplike örneğini,aradım taradım büyük halini bulamadım. Sağolsun Çiğdem hanımcığım " dur üzülme sen, bunu fotokopiyle büyütür çalışırız " deyince bi sevindim sormayın!
Yatak örtüsü yapacak kadar büyütüldü ,her parçası tek tek çift taraflı yapışkan telayla işlendi ,kedili aplikenin çevresi battaniye dikişi çalışıldı ,kediciğin bıyıkları  sap işiyle işlendi,kalan her yer elde yorganlandı ,aynı işlem dört köşesi için de uygulandı ve yaklaşık 2-3 ay gibi bir sürede araya iki yastık bir runner sıkıştırılarak bitirildi...

Kendileri çocuk yatak örtüsü olurlar, bu ara çocuklar için birkaç şey daha çalıştım ama artık kime kısmet olur bilemiyorum :)))




Kedinin aslı  bu,dileyen benim gibi büyütüp çalışabilir....

Herkese gönlünce geçecek ,aydınlık, güneşli misssler gibi bir hafta dilerim!
Kalın sağlıcakla!

31 Ocak 2014 Cuma

Bir yumak mutluluk / Mutlu hafta sonları



Üç yılı aşkın bir süredir buralardayım. Blog dünyasında pek çok arkadaşım oldu ,bunların hemen hepsiyle bloğumu yazmaya başladığım ilk günlerden başlayan dostluğum halen sürüyor. Zaman içinde yeni dostlar da katıldı aramıza ,sayıca az da olsa bazı dostlar da bizden ayrıldı...

Hep derim ya "blog işi ,gönül işi " diye... Uzun bir mesai harcayarak fotoğraflar çekiyor ,bunları düzenliyor ,yazımı hazırlayıp yayınlıyorum. Kimi zaman sık sık ,kimi zaman da aralıklarla yayın yapıyor ama burayı sevmeye  ve yüreğimde kocaman bir yer vermeye devam ediyorum.

Bu aralar internette geçen zamanımın kitap okumamı ve diğer el işlerimi yapmamı biraz engellediği kanaatine vardığımdan PC'im ile arama biraz mesafe koydum. Okumak üzere pek çok kitap aldım,değiş-tokuş yaptım. 
Şimdilik bu bana iyi geliyor. 
Biliyorsunuz ben okuduğum kitapların eleştirilerini paylaşmıyorum ,zira zaten mesleğim bununla ilgili olduğundan burada başka bir dünya oluşturdum kendime.
İşliyor,kesiyor,biçiyor,boyuyor ,örüyor ve bunları paylaşmaktan çok büyük keyif alıyorum...




DMC'nin Türkiye'de Eylül ayında satışa çıkardığı Natura Just Cotton Örgü İpliğini sevgili Ahu'nun bloğunda görmüş ve hemen denemek istemiştim. İzmir'de satış yapan yeri bulamadığım için internetten satın almak yerine  illa dokunarak renklerini görerek almak istediğim için de düne kadar bekledim. Nihayet beğendiğim birkaç rengini çantama atıp eve geldim. Şimdi elimdeki yarım işleri tamamlayıp örmeye başlayacağım günü heyecanla bekliyorum.

Herkese bereketli,bol üretimli ama illa ki gönlünce geçecek bir hafta sonu diliyorum.
Kalın sağlıcakla!

12 Aralık 2013 Perşembe

Cam boyama tabak / Yeni yıl yeni yıl...


Cam boyama hakkında yorum almadığım gün yok gibi.
Hemen hepsine yanıt veriyorum ama aynı sorular yine geliyor...
Yanlış anlaşılmasın ben paylaşmak istediğim için bu yazıları hazırlıyorum ancak hemen her sorunun yanıtı zaten yayındaki yazıda ya da yorumlara verdiğim yanıtlarda var.

BURADA  elimden geldiğince anlatmaya çalıştığım gibi;

1-Ben cam boyamada  enamel boya kullanıyorum,sabırla bazen 7-8 kat her katın tam kurumasını beklemek suretiyle bazen 1 haftada boyuyorum objemi,acele yok !

2-Mutlaka kaliteli malzeme kullanıyorum. Yapıştırıcım  Royal Coat , şimdiye değin hiç sorun yaşamadım. Yapıştırdığım objeler kalkmadı,kabarmadı.
Ponpon fırçamı her kullanımdan sonra gün içinde poşete koyuyorum akşama da mutlaka güzelce yıkıyorum. Eskimeye başlayınca da atıyorum.

3-3 haftadan önce tam kuruma olmadığı için elde dahi  yıkamıyorum !

4-Hamur olarak  CREAL LİGHT hobby   hamuru kullanıyorum. Açıp kullandıktan sonra güzelce poşetleyip buzdolabında saklıyorum. Şimdiye kadar hiç bozulmadı.

5- Objelerimi  fırınlamıyorum ! Fırınlama yapan arkadaşlarım var ,onlar başarılı oldu ama ben denemedim.

6-Cam boyamada   parlak sprey cila (vernik )  kullanıyorum. Objeyi döndüre döndüre en az 4-5 kat cilalıyorum. Spreyin tek noktada birikip akmamasını ancak bu şekilde sağlayabiliyorum.
7-Cila tam olarak kurumadan tabakları üstüste koyup kaldırmıyorum... Her zaman aralarına ince bir kağıt ya da peçete koymakta yarar var.
Bunlar ilk etapta aklıma gelenler.



4 Farklı desende boyadığım tatlı tabakları henüz cilanmadılar, bu işlem için rüzgarsız ve güneşli bir günü bekliyorlar. 
Sonra kullanıma hazır olacaklar!

Tabakta bu gün tatlı yok hatta  henüz akşama yemeğim de yok. Ben şimdilik kaçıyorum biraz işim var ama siz uğramak isterseniz her zamanki gibi PC açık sizi bekliyor olacak !

Kalın sağlıcakla!

7 Aralık 2013 Cumartesi

Yeni yıl yeni yıl...


Hava bir açık bir kapalı ama ne de olsa Ege ...
Soğuk buralara uğrasa da pek eğlenmez .

Özlediğim , sevdiğim mevsimin bazı cilveleri var elbet. Grip haber bile vermeden ," geliyorum  " demeden ansızın yerleşti bizim eve. Önce eşim sonra ben . Şimdi evde dinleniyorum ama eşimin böyle bir lüksü yok maalesef o hastalara şifa dağıtmaya gitti .




Bu hafta bloğumu çok ihmal ettim ,güzel yorumlarınıza cevap veremedim ama hiç boş durmadım inanın. 
Önce işleyip de bir türlü dikemediğim bu yastıkları tamamladım. Çarşıdan yeni kumaşlar ,yünler ,incik boncuk ve boyalar taşıdım eve.




Ekim ayında 1 yıllığına abone olduğum dergim elime bir türlü ulaşmayınca ,attığım maile gelen yanıt da "biz aboneliğinizi 2014 ocaktan başlatıyoruz " deyince bi koşu Remzi'den alıverdiğim Country Homes'um sıcak ballı çayım , gün boyu açık olan PC'm ve ben bu gün evde pinekliyor olacağız.

Size güzel gezmeler  " Mutlu Hafta Sonları! "

                                                                         müzik dinlemek isterseniz

30 Kasım 2013 Cumartesi

Patchwork Yılbaşı ve bir kaç şey daha...


Bu yazımı belki  tık tık layıp okumak istersiniz...

Başlarken zor bir çalışma olacağını az biraz tahmin etmiştim ama ne yalan söyleyeyim yorganlama aşamasında dön dolaş beni epey zorladı.

Patchwork (kırkyama ) benim yaklaşık 8 yıl önce ,emekli olur olmaz gönül verdiğim bir hobiydi. İki yıl üst üste kursa gitmiştim ,bütünüyle el dikişiyle çalışıyordum ve sabırsız bünyem zora gelemediğinden ara vermiştim. 
Geçen yıl internette dolaşırken Lavanta Patchwork Atölyesi'ne rastladım "bir ziyaret edeyim " dedim. Orada patchwork eğitmeni sevgili Çiğdem'le tanıştım ve artık hep dikesim var... 
Daha önce hiçbir yerde görmediğim çeşit çeşit kumaşlar , Atölye'nin olağanüstü sıcak ve ferah havası hiç dikiş bilmeyenlerin bile aklını başından alır. Şimdi bu yazımı okusa mahcubiyetinden yüzü kızarır biliyorum ama Sevgili Çiğdem'i tanısanız ne demek istediğimi anlarsınız.


Neyse lafı fazla uzatmayayım . 
Yeni Yıl benim için çok özeldir. Karın lapa lapa yağdığı yemyeşil bir orman içinde yaşamak isterdim. Deniz tutkum hiç olmadı,yıllarca deniz kenarında, manzarası olan bir evde  oturdum ama bu küçük bahçeli evi inanın çok daha fazla seviyorum. Yeni Yılı karşılarken evimi süslemekten çok zevk alıyorum. Hemen her yıl ağacımı süsler ,evi ışıklandırır ve sevdiklerimi evimde ağırlarım. Bu yıl ağacımı henüz kurmadım -kurasım yok- evimi daha değişik süslemeye karar verdim. "Bütünüyle el işi objeler hazırlayacağım " dedim kendime . Geçen yıllarda boyadıklarım ve bu yıl diktiğim duvar süsü bana yeterli geldi.
Siz ne dersiniz?





Duvar süsünü tamamen elde çalıştım,(zaten makinede yapılan yorganlamayı pek sevmiyorum ) Detayları makinede çalışmak için çok da uygun değildi aslında... 
Yaklaşık 1 aylık bir çalışmamın sonucunda dün tamamladım .... 





Mutlu bir hafta sonu dileklerimle...

Not: Tamamen kendi rızasıyla poz veren Keşkül'e ve her çalışmamda beni ilgiyle izleyen Tagaddi'ye huzurunuzda çok teşekkür ederim ( ! )

29 Ekim 2013 Salı

Nice 90 yıllara Cumhuriyetimiz .../ Örgü zamanı!

Bu gün ülkemizin tarihinde ve bizim kişisel tarihimizde çok önemli bir gün. Cumhuriyetimiz 90 yaşında! Türk ulusu dilerim bu bayramını daha nice yıllar birlik ve beraberlik içinde kutlasın! Atamız'ın emanetine sahip çıktığımızı göstermek için onbinler yüzbinler bu gün meydanları dolduracak!
KUTLU OLSUN CUMHURİYET !

Bu günün kişisel tarihimizdeki önemine gelince  " tahmin hakkınızı kullanın ! "


Kışın en sevdiğim yanı uzun akşamlarda bolca örgü örebilme mutluluğuna sahip olmaktır.
Şişlerin çıkardığı sesleri severim. Çıkkıdı çıkkıdı !!!

Örgü kazak giymeyi bırakalı çok uzun yıllar oldu. Hem artık çalışmıyor olmam hem de el örgüsü giysilerin yıllar içinde artan kilolarımı gizleyememesi bu kararımda etkin oldu. Bere ,atkı ,eldiven gibi yün elişleri ise İzmir için bir özentiden öteye gidemiyor. Oysa ne çok severim örmeyi de giymeyi de...

Ben de ne yapıyorum ? Bol bol battaniye örüp eşe dosta hediye ediyorum. Güle güle kullansınlar!



Bu motifleri örmeye geçen yıl başladım. Tamı tamına 100 tane ördükten sonra " yeter ! " dedim . Şimdi birleşmek üzere beni bekliyorlar. Bakalım annem bu işe talip oldu ama ne zaman tamamlanır bilmiyorum .


Örgü ve kedi ... Nasıl huzur veriyorlar insana değil mi?
Kucakta mırıl mırıl şarkılar söyleyen bir kedi olmasa da arkadaşlığı iyidir Tagaddi'nin. Sanılanın aksine nankör değil tam tersine tanıyabileceğim en sadık dost o olmuştur. Bizi sevmekten asla vazgeçmedi. O'na bahçede baktığımız zamanlarda bile hep ev kedisi kadar asil,temiz ve sakin bir kedi oldu. Şimdi yaşlılığını -zorunlu haller dışında - evden çıkmayarak ve kanepede pinekleyerek geçiriyor. Dilerim daha uzun yıllar bizimle olur!


Herkese mutlu bir hafta dileklerimle,
Kalın sağlıcakla!

1 Eylül 2013 Pazar

Mutlu Pazarlar !




Pazar yazılarına epeydir ara vermiştim değil mi? - Duyan da beni çok okunan bir gazetenin köşe yazarı falan sanacak ama ne yapayım siz dostların " seni okumaktan keyif alıyoruz " biçimindeki ruhumu şımartan sözleri kendimi bir şey sanmama yol açtı işte :) -

Bizim kuzulardan ayrı geçen 2. pazar bu,nasıl da alışmışız evdeki varlıklarına. Harala gürele sofraya oturup kalkmaya,kızların ayak altında dolanıp bir lokma kapabilmek için şımarmalarına... 

Hava sıcak ,kendimizi bahçeye attık ama evden ayrılamıyoruz zira akşama doğru gelecek konuklarımız var onları bekliyoruz. Beklerken de boş durmak olmaz ! Hani geçen haftalarda kurabiye tabağı ve şekerlik boyamıştım ya işte onu takımlayıverdim. Çay tabaklarını da boyadım. Siz güzel güzel görebilesiniz diye boş çay bardaklarıyla bol bol fotoğrafladım... Birazdan çayı da demlerim ama tazecik kek isterseniz yanında sevgili komşum Begonvilli Ev  pişirmiş ona uğrayıverin bi zahmet :)

Herkese çook güzel bir pazar diliyorum.
Kalın sağlıcakla!

23 Ağustos 2013 Cuma

Hoşgeldin(mi) sonbahar


Siz bakmayın benim " hoşgeldin sonbahar ! " falan diye  başlık attığıma daha İzmir'e sonbahar gelmedi. Gelmek ne kelime yaz tüm ihtişamıyla sürmekte. Geçen yıla oranla nispeten serin geçen yaz mevsimi ağustosu görür görmez gideceği  yere geciken  insanların edasıyla bir geldi , pir geldi. Geceleri bari esinti sayesinde rahat ediyorduk ki bu hafta onu da göremedik. "Amannn ne çok şikayet ettin " demeyin lütfen,Antalyalı arkadaşlarımdan özür dileyerek söylüyorum " İzmir'in yazı çekilmez ! "

Geçen hafta benim kuzuları yeni evlerine ,yeni hayatlarına yollayınca önce bir dip temel temizliğe giriştim,dolaplar,çekmeceler ,kitaplık aklınıza gelen her yer tek tek elden geçti ve nihayet hafta sonuna doğru biraz dinlenme fırsatı bulabildim. Oturur oturmaz da epeydir ara verdiğim boyama işlerine bir hevesle başladım.

" Evde boyanmadık tabak ,bardak ,kavanoz kalmasın !  "diyerek önce bir şekerlik,ardından kurabiye tabağı boyayıp takımladım. İşlem aynı; peçete dekupajı ve beyaz cam boyasıyla objeler kapanıncaya değin boyama., 



Şekerliği Migros'dan aldım,Paşabahçe'nin basit bir cam şekerliği. Önce tam olarak kapanıncaya değin beyaz cam boyasıyla boyadım,sonra üstüne peçete dekupajı yaptım,iki kat peçete tutkalı sürerek korumaya aldım ve tutkal tam olarak kuruyunca 4-5 kat parlak sprey vernik  ile objeyi evire çevire cilaladım. 
Bu konuda daha önce de post hazırlamıştım burada...



Tabak ise evde vardı - her nasılsa boyanmadan gözümden kaçmış bir şekilde duruyordu- .Tabağa önce peçeteleri  tersten  peçete tutkalıyla yapıştırdım iki kat tutkalla korumaya aldım ve kapanıncaya değin cam boyasıyla boyadım. Bu kez enamel boya kullanmadım ama sonuç değişmedi. Enamel boya yerine rahatlıkla cam boyası kullanabilirsiniz. Tabak da işlem bitince 4-5 kat parlak sprey vernikle cilalandı . 

Bilmekte yarar var ;Tüm işlemler tabağın tersine uygulanıyor bu nedenle sağlık için bir sakınca oluşturmuyor ve  tüm el boyaması objeler gibi bulaşık makinesinde değil elde yıkanabiliyor.


Bu günlük de bu kadar !
Herkese mutlu bir hafta sonu dilerim!
Sevgiyle kalın!