About Me

Fotoğrafım
İzmir, Turkey
Yasemin kokulu bahçenin kedileri ve günlük halleri hakkında... ♥ The cats of a jasmine scented garden and its daily snaps. Les chats de jasmin parfumé jardin et ses clichés quotidiens .

17 Haziran 2016 Cuma

Keşke gerçek olsa !


Sosyal medyadan , televizyondan ,haberlerden her bir şeyden uzaklaşasım var epeydir - burası başka , burada sahici dostlarım var şükür - 
Ülkemde olup bitenler herkes kadar beni de etkiliyor, üzüyor . Huzurumu çalıyor, kabus dolu geceler yaşatıyor !
Terörün kendisi kadar teröre verdiğimiz tepkiler de beni derinden sarsıyor.
Ölenin ardından bile " bizdenmiş / sizdenmiş " yorumları yapılıyor ya , " aman Allah'ım , biz ne ara bu kadar kötü olduk ? " diyorum .
Hiç istemeden de olsa kalın bir duvar örüyor ve kendimi o duvara içine hapsediyorum. Oysa ben bu değilim . 


Yıllar önce, sanırım 20 yıl kadar oldu ,  Amerika ziyaretimde çevresine kalın kalın , yüksek yüksek duvarlar örülmüş siteler görmüş ve şaşıp kalmıştım. Orada yerleşik hayata geçmiş yakınımız " burada zengin aileler yaşar, güvenlikleri için böyle bir çözüm üretmişler " demişti. Şimdi bu tarz yerleşim yerleri bizde ne kadar doğal karşılanır oldu değil mi ? 






Oysa benim  görebildiğim şu güzellikleri gönül gözüyle görebilse insanoğlu , ne savaş kalır, ne zulüm , ne  hırs ne de kıskançlık , 

Küçücük bahçemde ellerimle diktiğim çiçeklerimin bana sabah sabah selam vermesi , hele ki sağlıkla sevdiğim insanla yeni bir güne uyanabilmenin mutluluğu bana yetip artıyor bile...

Dünya hepimizin evi, insanlar mahvetmediği müddetçe hepimize yetecek kadar yer var !


Keşke her şey ama her şey eskiden olduğu kadar yalın, temiz ve kolay olsa...

Mutlu bir hafta sonu dileklerimle ,
Kalın sağlıcakla !


13 Haziran 2016 Pazartesi

Sarkaç yapalım !




İnstagramda yayınladığım bu sarkaç modeli beğenilince sağolsun arkadaşlardan birkaçı  nasıl yapıldığı konusunda bir yayın hazırlamamı rica ettiler. Aslında yapımı birkaç saat sürecekti ama araya başka işler girdi , yayını bu güne kaldı. 

Kırmızılı sarkaçta Ankara'dan çok yıllar önce alınmış kendinden ponponlu ip kullanıldığı halde elimde bu ipten başka olmadığından  burada anlatabilmek için yeni bir sarkaç hazırladım . 

Fotoğraflar istediğim kalitede olmadı maalesef , bu seferlik kusuruma bakmayın !

Malzeme, sağlam pamuklu ip, tığ ve birkaç boş saat , hepsi o kadar !

Yapımı çok kolay ama kısaca anlatmam gerekirse ; Saksımın tabanı kadar rastgele arttırnak suretiyle üçlü trabzan , arada 1 zincir çekerek bir yuvarlak ördüm Yeterli büyüklüğe erişince , yine üçlü trabzan arada 3 zincir çekmek suretiyle hiç arttırmadan örmeye devam ettim.











Fotoğrafta görüldüğü gibi tığla ponponlar yaparak örgümü süsledim. Bu ponponların hazırları da satılıyor dileyen hazır alıp kullanabilir. 


Dört tarafından  zincir çekmek suretiyle  ikili askılar hazırladım...



Saksımı yerleştirdim .
Son iki sırayı örmesem daha iyi olacakmış :(


Karşısına geçip " ben yaptım " deyip keyifle seyrettim !



10 Haziran 2016 Cuma

Mutlu hafta sonları



Evimde geçirilen zaman benim için asla kayıp değil. Örmeyi, kesip biçmeyi, boyamayı kısaca üretmeyi çok seviyorum. Günlerce evden çıkmadan meşgul olsam hiç ama hiç sıkılmam.

Bir arkadaş dedi ki geçende " her gelişimde evinde bir değişikjlik oluyor, hiç üşenmiyor musun ? Ben bir yerleştirdim mi eşyaları asla kımıldatmam " Aaa olur mu öyle şey ? Ben inanılmaz keyif alıyorum, Tabii siz en çok bahçemi bir de salonumu - salon ne ? Yaşam odamızı - görüyorsunuz. Üst katlar da nasibini alıyor bu değişimden. Eşimle durmadan alt kattan üst kata , üst kattan da alt kata bir şeyler indirir çıkarırız biz :)

Herkesin tercihi farklı tabii. Kimi pırlanta ister, kimi yeni arabası olsun,  daha daha büyük evi , dolaplar dolusu giysileri, ayakkabı çantası ...
Bana verin kumaş, ip , boya , bir de kitap... Tabii kitaplarım, dergilerim olmadan asla !



Yalnız el işi dergilerini değil, dekorasyon dergilerini de alıp biriktirmeyi seviyorum. Bu dergilerin yaşam alanlarımızı düzenlemede çok yararı olduğuna inanıyorum. Ne yazık ki bizim henüz kendimize özgü bir dekorasyon stili oluşturacak kadar birikim kazanmadığımızı , taklitle bir yere varılamayacağını idrak edemediğimizi düşünüyorum. 

Moda  neyse bir bakıyorsun evlerde koltuk kanepe, tabak çanak hep aynı . Bunda üreticilerin de olumsuz katkısı var tabii. Onlara sorarsan " arz - talep işi. " Sonuçta ticaret yapıyorlar ,parayı bu yolla kazanıyorlar !

Neyse sözü çok uzatmayayım. Bu ayın Evim Dergisinde bir köy evi var. Urla / Barbaros Köyünde emekle sabırla yıkık dökük bir dam sevimli bir köy evine dönüştürülmüş. Çoğumuzun hayali belki... Zaman bulursanız alıp okumanızı tavsiye ederim .

Mutlu hafta sonları keyifli okumalar dostlarım !

Not: Bu kesinlikle bir reklam yazısı değildir, zaten ben hiçbir koşulda sponsor kabul etmiyorum biliyorsunuz!

8 Haziran 2016 Çarşamba

Yine kırkyama ...





Aslında bu yıl o kadar üretken değildim , bir bakıma hız kestim sayılır. Yanlış anlaşılmasın hala kırkyama yapmayı çok seviyorum,onu diğer el işlerine göre çok  daha özel , çok daha meşakkatli buluyorum ve ne yazık ki bu geleneksel el sanatının ülkemizde yeterince tanınmadığını bu gidişle de unutulup gideceğini düşünüyorum.

Öyle ya çağımız hız çağı ,günler geceler boyu sabırla hevesle el emeği göz nuru üretmeye kimin vakti var ki?

Geçen hafta Barbaros Köyü'nde 1. Oyuk ( korkuluk ) festivali vardı , festivalde Kırkyama sergimiz olacağından söz etmiştim. Bu örtüm sergilenen işlerimden biriydi. Sergi salonunda fotoğraf çekilmemesi komitenin kararı olduğundan size ancak bu kadar fotoğraf gösterebileceğim.



Festival bu yıl ilki olmasına rağmen gayet başarılıydı ve inanılmaz kalabalıktı. Dilerim önümüzdeki yıllar sizler de konuk olabilirsiniz...





Biz kadınlar değiştireceğiz dünyayı, kötülükleri biz kovacağız dostlarım, 
Üretelim, sevgiyle saygıyla yaklaşalım tüm canlılara. Ayrıştırmak, dışlamak , hor görmek ,küçümsemek insanın en kötü huyudur . Ne kendisi mutlu olur böyle ne de çevresini mutlu edebilir...

Bu vesileyle tüm İslam dünyasının Ramazanını kutlar , bu mübarek ayın tüm insanlığa sevgi, barış, hoşgörü getirmesini dilerim.

Kalın sağlıcakla !

29 Mayıs 2016 Pazar

Bu bir davettir !


2010 Yılının Mart ayından bu yana blog yazıyorum. İlk başta " beni kimse takip etmez, yazdıklarımı okumaz , zaten bir emeklinin ilginç ne yönü olabilir ki ? " diyordum. Sonra teker teker ,üçer beşer izleyemeye gelenler oldu , derken bazılarıyla 40 yıllık ahbap oluverdik. Ne yazık ki ahbaplarımdan bazıları artık bloglarını güncellemiyor bile...

Bu gün hava pek güzeldi, kaç pazardır bir telaş bir koşuşturma içindeydik, " bu pazarı evde geçirelim ,biraz bahçeyi toparlayalım, çay keyfini telaşesiz uzatalım " dedik eşimle. Alışık olmadığım kadar bol zaman yarattım kendime - demek ki isteyince oluyormuş - "Çamaşırlar yarın da yıkanabilir, bu gün evi süpürmesem de olur " gibi...

Neyse bir blog gezintisi yapayım dedim ,bir de ne göreyim buralar örümcek bağlamış :( Yıllardır yazmayan dostlar var. Kim bilir şimdi neredeler ? Sesimi duyuyorlarsa bu bir davettir. Haydi dostlar bloglarımızı yeterince ihmal ettik, demli çay eşliğinde sohbete var mısınız?



 Ben yine bir şeyler örüyorum, 
Örmeyi dikiş dikmekten daha çok seviyorum,çünkü ne zaman nerede elişi yapacağım hiç belli olmuyor . Şimdi hem akşam çayımı içiyorum hem de örüyorum ,bir yandan da sizlerle sohbet ediyorum . Bahçeye dikiş makinesini ,dikiş kutusunu taşımak başlı başına iş...



İpim Nako Rekor , tığım Clover, 3mm. Diz battaniyesi boyutlarında örüyorum 350 zincir başladım.  

Bu modeli çoğunuz biliyordur ama örmek isteyenler için aşağıdaki bağlantıya tıklamak yeterli ...Ben hem örüp hem fotoğraflayamadığım için (!) size biraz hazıra kaçıp marifetli bir hanımın anlatımını önereyim.

Örmek isteyenlere şimdiden kolaylıklar dilerim.
İyi pazarlar !

buraya
http://www.dreamalittlebigger.com/post/dotted-doubles-crochet-tutorial.html#comments

28 Mayıs 2016 Cumartesi

Bahar sen ne güzelsin !

Bahar hiç eğlenmez buralarda ,birkaç gün sonra yerini yatağını yakan kavuran yaz sıcaklarına bırakır ,bilinmez diyarlara göçer gider(di)...

Bu yıl ezber bozdu . 
Pek çok kişi şikayetçi olsa da ben sevdim bu yılın baharını ; akşamları tatlı bir serinlik ,gündüzleri yakmayan sıcaklar .

Bahar meğer sen ne güzelmişsin !


Mevsimin ilk Ortancaları açtı .Bunların kıymeti gözümde pek büyük zira benim ellerimle ürettiklerim. Her yıl seralardan aldıklarım ertesi yıla kalmayınca ben de Ortanca üretimine soyundum,nihayetinde ölen ölecek kalan sağlar çiçek açacaktı ...




Bu pencere güzeli pardon yakışıklısı bizim eve kış başı dahil olan Yoda . Baharla birlikte onun da evde durası yok, tüm gün bahçede koşup oynuyor , ne zaman ki yoruluyor acıkıyor,uykusu geliyor , pencerede belirip " miyuuu al beni içeri " diyor. Bu güzelliğe can mı dayanır ?  Alıyorum tabii ki ... Bir de Küdükle iyi geçinebilseler :(

Küçük mutluluklar lazım bize ,sağlam kozalar örüp saklanmak lazım . Hayat hiç olmadığı kadar acımasız ve haberler yürek yakan cinsten. Sağlam dostluklara sığınmak , bir fincan acı kahvede saklı tatlı lezzetleri paylaşmak lazım, gerisi mi ? Gerisi  "iyi düşünelim de iyi olsun !" dedirten cinsten...

Kalın sağlıcakla !

27 Mayıs 2016 Cuma

Sesimi duyan var mı?

  Sosyal medya bazen yorucu olabiliyor. Hele benim gibi memur kafalı biriyseniz bir süre sonra her gün yayın yapmak, takip ettiğiniz kişilere uğramak, yorumları cevaplamak  zorunluluk haline geliyor. Bir de zaman yoksunluğu çekiyorsanız en iyisi dükkanı kapatıp çıkmak oluyor galiba. İnstagram hesabımı  şimdilik dondurdum. Tamamen kapatır mıyım, bir süre sonra açar mıyım hiç bilemiyorum . Orada tanıdığım güzel insanların çoğunun bloğumdan haberi var zaten, beni burada da yani asıl evimde de bulabilirler ...

Bloglara eskisi kadar ilgi yok, her şeyi çabucak tüketme hastalığı mı desem , çağın gereği yeni yeni iletişim hesaplarına dahil olma zorunluluğu mu desem sonuç değişmiyor,yayın yapan da bloğa uğrayan kişiler de  çok azaldı . Bunca emek ,bunca güzellik heba olmasaydı keşke...

Neyse biraz da bizim evden, benim çocuklardan, son zamanlarda neler yaptıklarımdan söz edivereyim kısaca.
Bizim ev yaz hallerine büründü yavaştan, bahçe coştu da coştu, - söz bahçenin birkaç güzel fotoğrafını çekerim - kızlar bütün kış durmadan hasta oldular ,evde birden fazla evcil olmasının dezavantajını yaşadık, birbirlerine bulaştırıp durdukları için de hala tam olarak iyileşemediler. 
Benim patchwork çalışmalarım yavaş da olsa devam ediyor. Son yaptıklarım 3-4-5 Haziran tarihleri arasında Urla Barbaros Köyü Oyuk ( Korkuluk ) Şenliği kapsamında açılacak olan Kırkyama Sergisi'nde görücüye çıkacak . Yolunuz düşerse bekleriz!




Bizim evin yaz hallerinden bir görselle " bu günlük bu kadar " diyor ve bundan böyle sık sık buralarda olmayı diliyorum!
Kalın sağlıcakla !

2 Şubat 2016 Salı

Biraz şundan biraz bundan



Dekorasyon benim tutkum ve artık sizler de çok iyi biliyorsunuz , ben  " Evimi  çok Seviyorum ! " 
Onunla bir kız çocuğu gibi oynamayı ,ufak dokunuşlarla göze batmayan ama hissedilebilen değişiklikler yapmayı seviyorum.

Bazen bir kırlent ya da koltuk şalı örüyor ve onu o kadar çok seviyorum ki kedinin yavrusunu taşıması gibi  oradan oraya taşıyıp duruyorum. Bazen de onca emek verdiğim bir şeyi tamamlayıp evime yakışmadığını düşünüyor hemen gözümün önünden kaldırıyorum.

Dekorasyonu bunca severken çabucak değişen trendlerden uzak kalabilmem doğrusu mucize. Çünkü evimde yaşam tarzımıza uymayan,  sadece moda olduğu için ya da zorunluluktan alınmış hiçbir şeyi istemiyorum!

Bunca güneş alan , Şubat ayında bile neredeyse baharı yaşayan Ege'de güneşin,ağacın ,çiçeklerin ,toprağın kısacası doğanın renklerini çok seviyorum.


Örgü örmeyi ,tığ işlerini çok seviyorum. beni öyle güzel dinlendiriyor ki anlatamam. Bizim buralarda yakında hobi malzemesi satan bir yer yok, çarşıya gidip gelmek de neredeyse tüm günümü alıyor. diyelim ki malzemem bitti, bu benim için o anda mutsuzluk nedeni olabiliyor. O nedenle hazır çarşıya gitmişken biraz fazla malzeme alıp gelmeyi tercih ediyorum .

Geçende çocuklarla konuşuyorduk da laf arasında " her yerde yaşayabilirim ama benim için bir evde iğne iplik, kumaş,yün ,tığ şiş , internet , kedi olmazsa olmaz " dedim... Bir de kitaplar !  Ah bu ara çok az okuyabiliyorum ! Kendi ölçütlerimde az tabii. 

Site komşularımızla ayda bir kez toplanıyor ,çay kahve içip azıcık da dedikodu yapıyoruz.  Geçen yıl başladığımız bu toplantıda her ay ortaklaşa belirlediğimiz bir kitabı okuyor ve tartışıyoruz. Herkes bu kararımızdan memnun ve toplantılarımızın güzel bir amacı var artık...


Bir de yeni çocuk katıldı aramıza . Seferihisar / Sığacık Kaleiçinde şaşkın şaşkın dolaşırken onu bulan bir hayvansever tarafından SEHAYDER'e emanet edilmiş . Taaa oradan bize geldi. Onu bulanlar " Çarşı " adını vermişler ama biz 5 gün bekledik adını koymak için ve dün eşim " Pala olsun bunun adı "  dedi .

Çok şaşkın ve çok ürkek bir çocuk. İnsana alışkın değil, -artık başından ne geçtiyse kısacık yaşamında - yarın aşılarına başlıyoruz ,bu süreçte bizim çocuklarla tanışması çok iyi geçti. Hemen kabullendiler ve aralarına aldılar. Şimdi bahçede oyunlar oynuyor ve bizimkiler bahçe dışına çıkmadığı için onlardan ilk hayat dersini almakla meşgul !

"Biraz şundan biraz bundan " konulu bir yazıma daha nokta koyuyorum. Sıkça uğrayamazsam buralara hoşgörün olur mu ,zira evin nüfusu arttıkça işim gücüm de artıyor ve ben hiçbir şeye yetişemeyen şaşkın bir insan oldum son günlerde.

Kalın sağlıcakla !

28 Ocak 2016 Perşembe

Yeşile Kaçıyoruz ....

Günler , hızına ayak uyduramadığım günler....
Nasıl da çabuk akşam oluveriyor. Sabah geç kalkan birisi de değilim oysa. 
Evin gün geçtikçe artan nüfusuyla paralel bitmek bilmeyen sil süpür , pişir taşır işleri ,annemin rahatsızlığı nedeniyle artık rutine binen doktor ziyaretleri derken bir bakıyorum ki gün bitivermiş !

Bu koşuşturmacalar arasında yine bir şeyler örmeye ,dikmeye ve okumaya çabalıyorum.
eski hızımdan eser yok tabii. Olsun varsın bakalım ,onun da bir sırası vardır elbet!





Bu koltuk şalı   nihayet tamamlanan ilk işim oldu. Kalan iplerle 2 popcorn  bir de büyükanne karesi motifli kırlent ördüm. İpim Alize Bahar. Tığım 3 numara . yalnız pamuklu ip battaniye için hiç uygun değil, çok ağır oldu .Neyse ki dekoratif amaçlı kullanacağım, o nedenle çok da önemi yok ...

Elimde birkaç yarım iş daha var . Zaman bulup tamamlayabilirsem onları da paylaşırım.

Bir küçük sürpriz sizi Evim Dergisinde bekliyor  ♥




 "Yeşile Kaçış

Günümüz modern kent yaşamı koşuşturmayla  geçiyor. Her gün bir öncekinden daha çok yük taşımak zorunda olduğumuz  hissine kapılıyoruz bu da beraberinde ister istemez çeşitli adı konulmuş / konulmamış yorgunluklar , hastalıklar getiriyor. Bir parça dinlenmek için hafta sonunu iple çekiyor , kendimizi deniz kenarına ya da kırlara atmak istiyoruz.

Bazılarımız için kır yaşamı geleceğe ait düşünün  ta kendisi, çalışma hayatının ağır temposuna da bu umutla katlanıyor.
Bazılarımız için ise  küçücük miniminnacık bahçeli bir eve sahip olmak, mümkünse  hemen ,değilse  emeklilik günlerinde… "

Evim Dergisi Şubat sayısı için yazdığım " Yeşile Kaçış " başlıklı yazımı okumak isterseniz dergi raflarda yerini aldı .

Buraya yolunu düşüren tüm dostlara mutlu ve keyifli günler diliyorum.
Kalın sağlıcakla !


21 Aralık 2015 Pazartesi

İnstagramdan ....










İnstagram blogların pabucunu dama attı diyorlar ama ben buna katılmıyorum ...
Bir defa instagramda her şey o kadar çabuk tüketiliyor ki beğendiğiniz bir paylaşımı geri dönüp yeniden incelemeye fırsatınız olmuyor.

Bir de sonuçta instagram akıllı telefonların, tabletlerin bir uygulaması küçücük ekranda fotoğraftaki detayları ,sıcaklığı hissetmeniz olası değil. Gözünüz daha iyi seçebilsin diye ışık ayarlaıyla oynayacak,sıcaklığı yok edecek ,her bi şeyi mümkün olduğunca beyazlatıp sadeleştireceksiniz. Hayatın detaylarla güzel olduğuna inanan benim gibi eski kafalı biriyseniz bloğun tahtına instagramı oturtmanız mümkün değil.

Size instagramda yayınladığım, kah tabletle ,kah fotoğraf makinemle çektiğim Yılbaşı fotoğraflarımdan bir seçki yaptım .Bilmem beğenir misiniz ?

Yeniden görüşene değin 
Kalın sağlıcakla !