About Me

Fotoğrafım
İzmir, Turkey
Bir emekli öğretmenin evinden,kuyruklu dostlarından,el işlerinden ,okuduklarından,gezip gördüklerinden,pişirip yediklerinden söz ettiği kendi halinde bir blog ...

9 Mayıs 2015 Cumartesi

Bir takım duygular...


Geçtiğimiz hafta 5 günlüğüne Rusya'ya Saint Petersburg'a  gidip hem çocukları gördük hem de gidip görmeyi çok istediğimiz bu şehrin tarih, kültür kokan havasını soluyup geldik.

Gitmeden önce aklıma takılan bazı sorular vardı bunlar için ufak bir araştırma yaptıysam da çok tatminkar yanıtlar alamamıştım ne yazık ki. Sırf gitmek isteyenlere rehber olmak amacıyla -Peter'de uzun süre yaşamış blogger dostlarımın alanına müdahil olmayı göze alarak-  ufak bir yazı hazırlayacağım. 
S.Petersburg'un tarihi ve turistik yerleriyle ilgili pek çok kaynak bulabilirsiniz,  benimki daha çok," giderken valizimizde  neler götürelim, nerede ne yiyip içelim ? " konularında bir yazı olacak.

Her şey pek güzeldi ama son gün Hermitage'den yorgun argın çıkıp da " bir de nehir gezisi yapalım " diye turist kafilesiyle birlikte bilet kuyruğunun kalabalığına karışmayaydık iyiydi. Ne olduysa orada oldu ,sırt çantamı açan hırsız tabletimi kaşla göz arasında çaldı ! Farketmem uzun sürmedi ama olan olmuştu bir kere. Çektiğim güzelim videolar,fotoğraflar gitti... Yok çalanın da,hırsızdan satın alanın da işine yaramaz, şifremi kırıp internete giremediği gibi biz çok kısa süre sonra tabletimi iptal ettik. 

Uzun lafın kısası eşimin çektiği fotoğrafları düzenleyip yazımı hazırlamam biraz daha zaman alacak .  



Konuyla ilgisi yokmuş gibi görünen bu fotoğraflar ne mi?
Elim yazmaya varmadı kaç gündür. Şoku hala atlatabilmiş değilim. Sevgili Cihan'ımız ,tatlı blogger dostumuz Cihan ( Cihan'ın Bahçesi  ) bahçesini öksüz bırakıp ansızın cennet bahçesine göçtü. O'nun o tatlı,sevecen,anaç hallerini akıldan çıkarabilmek  ne mümkün? Kaneviçeleri,minik kuş evleri,hayatı temizlemek istercesine beyaza boyadığı objeleri ... Hep öksüz kaldı şimdi. 


Sevgili Cihan artık bahçemde her sabah bir bardak da  senin için çay içeceğim, " benim evde çaydanlığın altı hiç kapanmaz Nilgüncüğüm " demiştin ya bir yorumunda bana ,bak ben  unutmadım .Işıklar içinde kal arkadaşım,mekanın cennet olsun! Allah seni sevenlere sabır versin!
Biz seni çok sevdik!!

6 Mayıs 2015 Çarşamba

ÇOK ÜZGÜNÜM !

Sevgili blog dostlarım,
Az önce sevgili Dolunay vasıtasıyla öğrendim , dünya tatlısı güzel insan Cihan'ı Cihan'ın Bahçesi geçirdiği bir kalp krizi sonucunda kaybetmiş bulunuyoruz.

Tüm bilgim bundan ibaret . Çok üzgünüm çok :( Allah rahmet eylesin! Mekanı cennet,yoldaşları melekler olsun!
Güle güle güzel insan♥



22 Nisan 2015 Çarşamba

Nisan güzeli !


Patchwork çalışmalarım...
Dresten Plate modeli kırlentler.


En sevdiğim Altıgen modeli kırlentlerim.


Linda Coleman 'ın  kendi şirketi JJ için tasarladığı ve  şablonunu  Cross country Sticcer dergisinden alarak işlediğim kaneviçe panolarım .
Bu dergiyi aynı adla Amazon.com 'dan sipariş edebilirsiniz!


Bu sabaha dair...
Eşim bahçe teftişinde ,ben bloğa yazı hazırlama derdinde (derdimiz bu olsun değil mi? )



Veee ... Kamera arkası !

Bu Nisan benim bildiğim Nisan gibi geçmiyor. Akşamları yine kaloriferler yanıyor,sabahları hırkasız bahçeye çıkılmıyor,çıkılsa da şöyle rahat rahat bir çay keyfi yapılmıyor !

Geçtiğimiz hafta Narlıdere Life dergisi için bahçede çekim yaptım. Biliyorsunuz artık her sayıda el işi,dekorasyon ve günlük yaşam hakkında kısa sohbet yazıları yazıyorum. Önce fotoğraff çekimini ben yapmak istemedim. Dergilerde gördüğüm fotoğraf çekimleri  hep profesyoneller tarafından yapılıyor. Ben kimmmm ,fotoğrafçılık kim ? Editör Belkıs hanım ise yazılarımın blog yazılarım havasında olmasını istediği için her aşamasının, - sayfa düzeni dahil olmak üzere - benim elimden çıkmasını özellikle istedi, ben de mecburen kabul ettim. Aslında yazmayı sevdiğim kadar fotoğrafçılığı sevmiyorum. Bu da kayıtlara geçsin lütfen :)))

Yukarıdaki görseller dergi için çektiklerimden bazıları , son iki tanesi size özeldir ;  
 Kimyonlu olanı dergide yayınlanmayacak bile tahmin edersiniz ki ...

Efendim ne diyordum?
Mor salkımlarımız açtı, hatta her gün sona yaklaşıyor bile, dökülmeye başladı . 

Bahçemizde yeni minnak misafirimiz var. Nerden geldi,annesi kim, kaç aylık ? Hiç bilmiyorum ama tekir bir kız çocuğu. Şimdilik bize karşı çok çekingen davranıyor ama abilerine ablalarına pabuç bırakmaya niyeti yok. Bizimkilerin " Kıhhh! pısss! " demelerine aldırmıyor, bi güzel karnını doyurup yaprak ,böcek ne bulduysa oynuyor,şiş göbeğini güneşe verip derin derin uyuyor. 
Biraz yakınlaşınca fotoğrafını çeker sizlerle tanıştırırım olur mu?
  
Şimdilik bir görünüp bir kaçıyorum. 
Gönlünüzce geçsin günleriniz. Kalın sağlıcakla !

13 Nisan 2015 Pazartesi

Nihayet bahar geldi


                                      ( Karapati kızım çekimlerime eşlik ediyor ... )


Kahve de Karapati'yi taklit ediyor :D

Uzun süren bir kış ve bloğuma yeni bir yazı koyamadan geçen koskocaman bir mart ayı ...

Nihayet üstüme yapışıp kalan ataletten sıyrılıp kaldığımız yerden devam etmek üzere döndüm .
Kış beni ziyadesiyle yordu ,üstüste tam üç kez her biri bir öncekinden daha ağır olmak üzere gribe yakalandım, kış boyu zorunlu haller dışında evden çıkmadım; yedim içtim ve kilolarıma kilo katarak kışı bitirdim. Bitirdim derken umarım bitirdik , zira hafta sonu yine yağış varmış bizim buralarda :(

Bu kışın en üzücü olayı ise ,benim yedi cüceler artık yedi değil , altı cüce . Maalesef Vicdan'ı mart sonu kaybettik. Kışı sağ-salim atlattı diye sevinirken bir pazar sabahı yatağında ölüsünü buluverdik;inanılmaz üzüldük ...

Geride kalan altı cüce ve bir devle nihayet baharı gördük!

 
                           Henüz havalar sabah çaylarımızı bahçede içebileceğimiz kadar ısınmadı

Nisan başı açması beklenen mor salkımlarım da ancak dün birazcık güneşi görünce açabildiler. Ben de adet olduğu üzere her yıl bir Bahara Merhaba yazısıyla bloğuma döndüm...

Tembellikten blog dünyasına adım atışımın 6.yılını  kutlayan bir yazı bile yazamadım .
Evet dostlar ben Mart 2010 'dan bu yana blog yazıyorum. Burada olmaktan çok mutlu olduğumu ve - bazılarından artık ses çıkmasa da - blog sayesinde pek çok güzel insanı tanıdığımı da belirtmek isterim.



Şimdilik sizleri  bu sabah güneşi görür görmez çektiğim birkaç fotoğrafla selamlayıp arayı açmamaya söz vererek tüm blog dostlarıma,buraya yolu düşen herkese hoşçakalın diyorum!
Kalın sağlıcakla!

10 Şubat 2015 Salı

Kış günleri / Bizim evin halleri


Bu yıl kış yurdun pek çok yerinde olduğu gibi bizim buralarda da çok çetin geçiyor. Günler kısacık üstelik hava fırtınalı ve karanlık olunca  yapılacak şeyler de pek kısıtlı oluyor haliyle...

Günlük temizlik,yemek hazırlıkları sonrası ya elişi yapıyor ya da kitap okuyup biraz da internette dolaşıyorum. 
Elimden geldiğince blog ziyareti yapıyor ve selam vermeden de çıkmıyorum. Tabii bu arada gözümden kaçan yayınlar olabiliyor ya da hala dilini çözemediğim tabletten bıraktığım yorumlar bir bakıyorum "püf ! " yok oluveriyor !

Bir de havayı biraz aydınlık bulunca bolca fotoğraf çekiyorum. Tabii en çok da bizim çocukların ...


Tagaddi hanımefendi


Yumuşak huylu az biraz tembel (!) Keşkül


Ve...Hala çok yaramaz ,sakar ve meraklı genç delikanlı Kimyon ...
Evdeki en değerli porselen,cam eşyaları seçerek kırmaya devam ediyor maalesef :(


Bahçenin soğuklarla hiç arası yok .Pek çok çiçeğim dondu maalesef. Geri kalanların da baharda ne olacağı belirsiz.


Bahçenin ucunda tek kalan Syklamen'i de ben kesip vazoya koydum ki " gözümün göreceği yerde dursun bari " dedim...




Şimdi nergislerin ve sümbüllerin tam zamanı ,ne yazık ki çoğu serada yetiştirildiğinden ev ortamında çok uzun dayanmıyorlar. 
Eh olduğu kadar artık ...


Kışı çok sevmeme rağmen bu mevsimde beliren tatlı yeme ihtiyacım bana kilo fazlası olarak dönmese çok iyi olacak ama ...

İşte bizden haberler bunlar.
Şimdi izninizle sizleri ziyarete geleceğim,acele edersem beş çayına yetişirim değil mi?
Kalın sağlıcakla!

2 Şubat 2015 Pazartesi

Tığ işi güllü kırlent


Bu yıl  el örgüsü ev aksesuarları pek bir revaçta ....

Ben küçük bir kızken yaz tatillerinde annemin memleketi olan Eskişehir'e giderdik. Orada benden büyük olan dayımın kızları tığ işi bir şeyler yaparak zaman geçirirlerdi. Bizim evde bana şiş de tığ da verilmedi. Onun yerine annem de babam da okumayı öğrendiğim andan itibaren bana hep kitap aldılar... Artık ne düşündülerse " el işi yapan kızlar ,okumaz  " diye düşündüler herhalde. 

Neyse ben ilk örgüyü annemden değil de kuzenlerimden öğrendim ama sonraki yıllar pek elime almadım. Ne zaman ki emekli oldum bu işlere hevesle yeniden başladım. Bu kış hiç durmadan örgü örmek istiyorum...



Bir heves tığ işi kırlent ördüm, - nasıl sevdiysem artık - evin her köşesine taşıdım taşıdım...

Kızların ayak basmadığı bir köşe aradım ki ömrü uzun olsun!


Bizim evde yatak odası ve eşimin çalışma odası kızlara yasak bölge," cısss ! " yani :)

Keşkül yastıktan hoşlanmaz ,evde yalnız kaldığı ilk andan itibaren koltuğa çıkar ve yastıkları alır yere atar , maalesef bu huyundan vazgeçiremedim.

Biz evdeyken pek bir hanım hanımcık olan bu köpek nasıl oluyor da biz evde değilken böylesine yaramaz bir köpeğe dönüşüyor akıl alacak gibi değil !

Uzun sözün özeti bu kırlent işini sevdim ben,daha örmek istiyorum. 
Şimdilik elimden çıkanlar bunlar,sizlerle paylaşmak istedim.


Güzel bir hafta dileklerimle ,kalın sağlıcakla!

29 Ocak 2015 Perşembe

Gerçek ev turu !

Yalnız evini değil hayatı da güzelleştiren insanlara hayranım!

Hayatın , sen nasıl düşünüyorsan, neyi düşünüyorsan O'dur!

Güzel bir insanın evinde çok keyifli bir günde çektiğim fotoğraflarla bir ses vermek istedim.

Aslında hava keyifli değildi. Yağmur çamur ,berbat bir gündü. Gri gökyüzü,sert esen rüzgar,sileceklerimin yetişemediği yağmur damlaları beni bu güzel insanı ziyaret etmekten alıkoyamadı.

Kamyondan hallice otomobilim bu günler için değil miydi?

Şaka yapıyorum sanıyorsanız yanılırsınız,arkadaşım dahi ziyaretimi iptal edebileceğimi tahmin etmiş. O kadar berbat bir gündü yani...





Dostluk güzel,sohbet koyu ,ev sahibesi sıcacık olunca her şeye değdi...

Güzel ,kalıcı dostlarınız olsun !
Kalın sağlıcakla!

10 Ocak 2015 Cumartesi

Soğuklara ilaç gibi bir pasta...

  Fotoğraflaması yapmasından zormuş meğer ...
Yemek fotoğrafı çekmek ayrı bir beceri gerektiriyor. Benden bu kadar dostlar,niyetim iyi ama bu böyle biline :)

Bu gün hava az biraz ısınır gibi oldu ama hala alıştığımızdan çok sert bir kış geçiriyoruz . Bu havada insanın canı şöyle bol çikolatalı bir pasta çekiyor. E öyleyse kalkıp yapmak lazım değil mi?

Hiç üşenmem kalkar yaparım , tatlıya düşkünlüğüm yoktur ama ben pek sevmiyorum diye tatlı yapmıyor da değilim yani...

Çırpıverdim 5 dakikada 2 yumurtayı bir bardak toz şekerle ,ekledim yarım bardak organik kakaoyla 1,5 bardak unu ,unutmadan bir paket baking powderi, eh yarım bardak hazır kremayla yarım bardak sıvı yağ da cabası... 
Biz bu pastada vişneyi çok seviyoruz; yazdan çekirdekleri çıkarılıp derin dondurucuya konmuş vişnelerden bir bardak aldım mı yağlanmış dikdörtgen kek kalıbına döktüm mü karışımı ,ön ısıtma yapmadan atıverdim 150 dereceye ayarlanmış fırına. 

Benim elim de gözüm de alıştı artık , ne zaman piştiğini kokusundan anlıyorum, siz bir zahmet kürdan kontrolu yapıverin . Piştiyse çıkarın fırından ,daha ılınmadan bir kaşıkla yarım bardak vişne suyunu keke yedirin. 

Ilınınca alın bir kaba,üstüne yarım paket bitter çikolatayı kalan kremayla benmari usulü eritip yaptığınız sosu da döküverin. , demleyiverin çayı yanına sıcacık. Afiyetle yiyin !



Bütün ölçüler küçük su bardağıyladır. Unun cinsine göre bazen hamur daha fazlasına ihtiyaç duyuyor,artık gerisi size kalmış ;  el ayarı,göz kararı...

3 Ocak 2015 Cumartesi

2015'e merhaba !


Sizi bilmem ama ben her defasında gelen yıldan çok şey beklerim. Sanki her yıl Dünya Kitabında sihirli  bir sayfa açılır ,kötü olan her şey yok olur gider, katı yürekler yumuşar, hastalar iyileşir; hoşgörü artar,dünya tazelenir sanırım. Sanmam da öyle olmasını umarım.

Taaa çocukluğumdan bu yana Yılbaşı yaklaşırken içimi tarifsiz bir sevinç kaplar,çevremde pek adet olmamasına rağmen evi süslemeye başlar; mütevazi cep harçlığımla  yakınlarıma küçük armağanlar alırdım. Sonra yılbaşı kutlamaları ticari bir boyut kazandı ,her yerde süsler,yapay ağaçlar satılmaya başladı. Memur halimizle "ne kadar az eşya,o kadar rahat taşınma !" mantığıyla çılgın alış-verişler yapamadım, evi yine kendi yöntemimle süsledim,püsledim,çeşit çeşit yemekler pişirip yeni yıla sevinç içinde "hoş geldin! " dedim. 

Son zamanlarda benim gibi bu masum ,çocukça kutlama heyecanına katılanlar kınanmaya başladı  ,hoşgörü erdemine ulaşamamış kişilerce önce gizliden sonra açık açık sataşmalara hedef olunca neden böyle davranıldığına hiç anlam veremez oldum. Hatırı sayılır bir kesim yalnız yeni yılı değil,hem Dini hem de Ulusal bayramları coşkuyla kutlarken, bundan büyük bir haz alıp gururlanırken ne oldu nasıl oldu da bu hale geldik onu da anlamakta güçlük çekiyorum;kelimenin hakkını vereyim,anlamak istemiyorum!


İyimser düşünenler kendilerine de çevrelerine de sıkıntı vermezler.
Her şeye rağmen iyimser olmaya çalışıyorum. Aslında dünyada bunca kötülük varken kendi kendimize kötülük etmenin anlamsızlığını bir gün anlayacağımızı umuyorum.Dilerim çok geç olmadan anlarız...



Neyse ... Sözü yine uzatmaya başladım,iyisi mi bu yıl kendim için neler istiyorum size onu anlatayım.

Üretken insan mutlu insandır,aklı da yüreği de iyilik için ,güzellik için çalışır.
Bu yıl daha çok  üretken olmak istiyorum. Zamanı iyi kullanmak,bloğuma daha çok zaman ayırmak , daha çok -neredeyse gençliğimdeki kadar çok- kitap okumak, sağlıklı beslenmek, her sabah mazeret üretmeden yürüyüş yapmak, yeni yeni şeyler öğrenmek istiyorum...


Hayatıma dahil olan herkes için yüreğimden geçenlerin en güzelini diliyorum!
Kalın sağlıcakla!

NOT: Yazıma gönüllü modellik eden pc'nin başından defalarca kalkıp oturduğum halde gülümsemeye devam eden, yazımı hazırlama sürecimde sabırla beni bekleyen " Al Yanaklı Bebeğim'e " ve bebeğimle beni buluşturan kendi küçük yüreği büyük meslekdaşım Rabia'ya çok ama çok teşekkür ederim. Ellerine ,emeğine sağlık çalışkan arım benim ♥

14 Aralık 2014 Pazar

Bir yılbaşı evi...




Buralara gelemeyeceğim dedim ama...
Bazen işler planlandığı gibi gitmeyebiliyor. 
Aklımda yapacak bunca iş varken geçtiğimiz hafta ağır bir gribe yakalanıp eve çakıldım kaldım!

Çocuklar da son anda çıkan bir işleri nedeniyle ancak 30 Aralık günü gelebileceklermiş. Böylece birlikte geçirebileceğimiz gün sayısı da azaldı. " Allah beterinden saklasın,sağ salim gelsinler de az -çok ne yapalım , yeter ki görüşebilelim " deyip avuttuk kendimizi...
 
Evi süsledim,kafamda ne yemekler pişireceğime dair bir dolu plan yaptım .

Evin yılbaşı hallerini instagramda çokça paylaştım. Blog dostlarıma haksızlık olmasın.Siz benim eski dostlarım sayılırsınız ve bilirsiniz ki ben en çok yılın bu zamanlarını severim. Yeni yılı karşılayacak olmanın o çocuksu o masum neşesi bana yaşama sevinci veriyor. Kar yağmayan bir ülkenin kar yağışını izlemeyi, kar yığınlarına basarak yürüyüş yapmayı seven bir gurbetçisi gibiyim...


Mutlu bir hafta hepimizin olsun!
Kalın sağlıcakla!!!