About Me

Fotoğrafım
İzmir, Turkey
Bir emekli öğretmenin evinden,kuyruklu dostlarından,el işlerinden ,okuduklarından,gezip gördüklerinden,pişirip yediklerinden söz ettiği kendi halinde bir blog ...

10 Şubat 2015 Salı

Kış günleri / Bizim evin halleri


Bu yıl kış yurdun pek çok yerinde olduğu gibi bizim buralarda da çok çetin geçiyor. Günler kısacık üstelik hava fırtınalı ve karanlık olunca  yapılacak şeyler de pek kısıtlı oluyor haliyle...

Günlük temizlik,yemek hazırlıkları sonrası ya elişi yapıyor ya da kitap okuyup biraz da internette dolaşıyorum. 
Elimden geldiğince blog ziyareti yapıyor ve selam vermeden de çıkmıyorum. Tabii bu arada gözümden kaçan yayınlar olabiliyor ya da hala dilini çözemediğim tabletten bıraktığım yorumlar bir bakıyorum "püf ! " yok oluveriyor !

Bir de havayı biraz aydınlık bulunca bolca fotoğraf çekiyorum. Tabii en çok da bizim çocukların ...


Tagaddi hanımefendi


Yumuşak huylu az biraz tembel (!) Keşkül


Ve...Hala çok yaramaz ,sakar ve meraklı genç delikanlı Kimyon ...
Evdeki en değerli porselen,cam eşyaları seçerek kırmaya devam ediyor maalesef :(


Bahçenin soğuklarla hiç arası yok .Pek çok çiçeğim dondu maalesef. Geri kalanların da baharda ne olacağı belirsiz.


Bahçenin ucunda tek kalan Syklamen'i de ben kesip vazoya koydum ki " gözümün göreceği yerde dursun bari " dedim...




Şimdi nergislerin ve sümbüllerin tam zamanı ,ne yazık ki çoğu serada yetiştirildiğinden ev ortamında çok uzun dayanmıyorlar. 
Eh olduğu kadar artık ...


Kışı çok sevmeme rağmen bu mevsimde beliren tatlı yeme ihtiyacım bana kilo fazlası olarak dönmese çok iyi olacak ama ...

İşte bizden haberler bunlar.
Şimdi izninizle sizleri ziyarete geleceğim,acele edersem beş çayına yetişirim değil mi?
Kalın sağlıcakla!

2 Şubat 2015 Pazartesi

Tığ işi güllü kırlent


Bu yıl  el örgüsü ev aksesuarları pek bir revaçta ....

Ben küçük bir kızken yaz tatillerinde annemin memleketi olan Eskişehir'e giderdik. Orada benden büyük olan dayımın kızları tığ işi bir şeyler yaparak zaman geçirirlerdi. Bizim evde bana şiş de tığ da verilmedi. Onun yerine annem de babam da okumayı öğrendiğim andan itibaren bana hep kitap aldılar... Artık ne düşündülerse " el işi yapan kızlar ,okumaz  " diye düşündüler herhalde. 

Neyse ben ilk örgüyü annemden değil de kuzenlerimden öğrendim ama sonraki yıllar pek elime almadım. Ne zaman ki emekli oldum bu işlere hevesle yeniden başladım. Bu kış hiç durmadan örgü örmek istiyorum...



Bir heves tığ işi kırlent ördüm, - nasıl sevdiysem artık - evin her köşesine taşıdım taşıdım...

Kızların ayak basmadığı bir köşe aradım ki ömrü uzun olsun!


Bizim evde yatak odası ve eşimin çalışma odası kızlara yasak bölge," cısss ! " yani :)

Keşkül yastıktan hoşlanmaz ,evde yalnız kaldığı ilk andan itibaren koltuğa çıkar ve yastıkları alır yere atar , maalesef bu huyundan vazgeçiremedim.

Biz evdeyken pek bir hanım hanımcık olan bu köpek nasıl oluyor da biz evde değilken böylesine yaramaz bir köpeğe dönüşüyor akıl alacak gibi değil !

Uzun sözün özeti bu kırlent işini sevdim ben,daha örmek istiyorum. 
Şimdilik elimden çıkanlar bunlar,sizlerle paylaşmak istedim.


Güzel bir hafta dileklerimle ,kalın sağlıcakla!

29 Ocak 2015 Perşembe

Gerçek ev turu !

Yalnız evini değil hayatı da güzelleştiren insanlara hayranım!

Hayatın , sen nasıl düşünüyorsan, neyi düşünüyorsan O'dur!

Güzel bir insanın evinde çok keyifli bir günde çektiğim fotoğraflarla bir ses vermek istedim.

Aslında hava keyifli değildi. Yağmur çamur ,berbat bir gündü. Gri gökyüzü,sert esen rüzgar,sileceklerimin yetişemediği yağmur damlaları beni bu güzel insanı ziyaret etmekten alıkoyamadı.

Kamyondan hallice otomobilim bu günler için değil miydi?

Şaka yapıyorum sanıyorsanız yanılırsınız,arkadaşım dahi ziyaretimi iptal edebileceğimi tahmin etmiş. O kadar berbat bir gündü yani...





Dostluk güzel,sohbet koyu ,ev sahibesi sıcacık olunca her şeye değdi...

Güzel ,kalıcı dostlarınız olsun !
Kalın sağlıcakla!

10 Ocak 2015 Cumartesi

Soğuklara ilaç gibi bir pasta...

  Fotoğraflaması yapmasından zormuş meğer ...
Yemek fotoğrafı çekmek ayrı bir beceri gerektiriyor. Benden bu kadar dostlar,niyetim iyi ama bu böyle biline :)

Bu gün hava az biraz ısınır gibi oldu ama hala alıştığımızdan çok sert bir kış geçiriyoruz . Bu havada insanın canı şöyle bol çikolatalı bir pasta çekiyor. E öyleyse kalkıp yapmak lazım değil mi?

Hiç üşenmem kalkar yaparım , tatlıya düşkünlüğüm yoktur ama ben pek sevmiyorum diye tatlı yapmıyor da değilim yani...

Çırpıverdim 5 dakikada 2 yumurtayı bir bardak toz şekerle ,ekledim yarım bardak organik kakaoyla 1,5 bardak unu ,unutmadan bir paket baking powderi, eh yarım bardak hazır kremayla yarım bardak sıvı yağ da cabası... 
Biz bu pastada vişneyi çok seviyoruz; yazdan çekirdekleri çıkarılıp derin dondurucuya konmuş vişnelerden bir bardak aldım mı yağlanmış dikdörtgen kek kalıbına döktüm mü karışımı ,ön ısıtma yapmadan atıverdim 150 dereceye ayarlanmış fırına. 

Benim elim de gözüm de alıştı artık , ne zaman piştiğini kokusundan anlıyorum, siz bir zahmet kürdan kontrolu yapıverin . Piştiyse çıkarın fırından ,daha ılınmadan bir kaşıkla yarım bardak vişne suyunu keke yedirin. 

Ilınınca alın bir kaba,üstüne yarım paket bitter çikolatayı kalan kremayla benmari usulü eritip yaptığınız sosu da döküverin. , demleyiverin çayı yanına sıcacık. Afiyetle yiyin !



Bütün ölçüler küçük su bardağıyladır. Unun cinsine göre bazen hamur daha fazlasına ihtiyaç duyuyor,artık gerisi size kalmış ;  el ayarı,göz kararı...

3 Ocak 2015 Cumartesi

2015'e merhaba !


Sizi bilmem ama ben her defasında gelen yıldan çok şey beklerim. Sanki her yıl Dünya Kitabında sihirli  bir sayfa açılır ,kötü olan her şey yok olur gider, katı yürekler yumuşar, hastalar iyileşir; hoşgörü artar,dünya tazelenir sanırım. Sanmam da öyle olmasını umarım.

Taaa çocukluğumdan bu yana Yılbaşı yaklaşırken içimi tarifsiz bir sevinç kaplar,çevremde pek adet olmamasına rağmen evi süslemeye başlar; mütevazi cep harçlığımla  yakınlarıma küçük armağanlar alırdım. Sonra yılbaşı kutlamaları ticari bir boyut kazandı ,her yerde süsler,yapay ağaçlar satılmaya başladı. Memur halimizle "ne kadar az eşya,o kadar rahat taşınma !" mantığıyla çılgın alış-verişler yapamadım, evi yine kendi yöntemimle süsledim,püsledim,çeşit çeşit yemekler pişirip yeni yıla sevinç içinde "hoş geldin! " dedim. 

Son zamanlarda benim gibi bu masum ,çocukça kutlama heyecanına katılanlar kınanmaya başladı  ,hoşgörü erdemine ulaşamamış kişilerce önce gizliden sonra açık açık sataşmalara hedef olunca neden böyle davranıldığına hiç anlam veremez oldum. Hatırı sayılır bir kesim yalnız yeni yılı değil,hem Dini hem de Ulusal bayramları coşkuyla kutlarken, bundan büyük bir haz alıp gururlanırken ne oldu nasıl oldu da bu hale geldik onu da anlamakta güçlük çekiyorum;kelimenin hakkını vereyim,anlamak istemiyorum!


İyimser düşünenler kendilerine de çevrelerine de sıkıntı vermezler.
Her şeye rağmen iyimser olmaya çalışıyorum. Aslında dünyada bunca kötülük varken kendi kendimize kötülük etmenin anlamsızlığını bir gün anlayacağımızı umuyorum.Dilerim çok geç olmadan anlarız...



Neyse ... Sözü yine uzatmaya başladım,iyisi mi bu yıl kendim için neler istiyorum size onu anlatayım.

Üretken insan mutlu insandır,aklı da yüreği de iyilik için ,güzellik için çalışır.
Bu yıl daha çok  üretken olmak istiyorum. Zamanı iyi kullanmak,bloğuma daha çok zaman ayırmak , daha çok -neredeyse gençliğimdeki kadar çok- kitap okumak, sağlıklı beslenmek, her sabah mazeret üretmeden yürüyüş yapmak, yeni yeni şeyler öğrenmek istiyorum...


Hayatıma dahil olan herkes için yüreğimden geçenlerin en güzelini diliyorum!
Kalın sağlıcakla!

NOT: Yazıma gönüllü modellik eden pc'nin başından defalarca kalkıp oturduğum halde gülümsemeye devam eden, yazımı hazırlama sürecimde sabırla beni bekleyen " Al Yanaklı Bebeğim'e " ve bebeğimle beni buluşturan kendi küçük yüreği büyük meslekdaşım Rabia'ya çok ama çok teşekkür ederim. Ellerine ,emeğine sağlık çalışkan arım benim ♥

14 Aralık 2014 Pazar

Bir yılbaşı evi...




Buralara gelemeyeceğim dedim ama...
Bazen işler planlandığı gibi gitmeyebiliyor. 
Aklımda yapacak bunca iş varken geçtiğimiz hafta ağır bir gribe yakalanıp eve çakıldım kaldım!

Çocuklar da son anda çıkan bir işleri nedeniyle ancak 30 Aralık günü gelebileceklermiş. Böylece birlikte geçirebileceğimiz gün sayısı da azaldı. " Allah beterinden saklasın,sağ salim gelsinler de az -çok ne yapalım , yeter ki görüşebilelim " deyip avuttuk kendimizi...
 
Evi süsledim,kafamda ne yemekler pişireceğime dair bir dolu plan yaptım .

Evin yılbaşı hallerini instagramda çokça paylaştım. Blog dostlarıma haksızlık olmasın.Siz benim eski dostlarım sayılırsınız ve bilirsiniz ki ben en çok yılın bu zamanlarını severim. Yeni yılı karşılayacak olmanın o çocuksu o masum neşesi bana yaşama sevinci veriyor. Kar yağmayan bir ülkenin kar yağışını izlemeyi, kar yığınlarına basarak yürüyüş yapmayı seven bir gurbetçisi gibiyim...


Mutlu bir hafta hepimizin olsun!
Kalın sağlıcakla!!!

13 Aralık 2014 Cumartesi

Benim Bien'im



Neredeyse doğanın muhteşem yaratığı Kaplan kadar kusursuz ve asil... Evimi sil baştan yenileyecek olsam kuşkusuz seramik seçimim "Bien Seramik " olurdu . Reklam filmini ilk seyrettiğimde seramiklerin güzelliği kadar kaplanın asil ve kendinden emin tavırları beni kendisine hayran bıraktı. 

" Bu kadar kusursuz bir canlıyı kendilerine sembol seçtiklerine göre çok iddialı olmalılar " diye düşündüm. Öyle ya doğanın ayrıcalıklı davrandığı,her güzelliği cömertçe bağışladığı yaratıklardır kediler... 


Sonra " acaba kaplan hangi şartlar altında stüdyoda bulundu ? " diye sordum kendime. 
Hemen ardından reklam çekiminin kamera arkasını izledim ki bu görüntüler benim için çok önemliydi.
Vardığım sonuç mu ?
Seramikler çok çok güzel benden geçer not aldı ama...
Vallahi ne yalan söyleyeyim kaplan Güney Afrikalı model Candice Boucher'den rol çalıyor. Tamam haksızlık etmeyeyim kız güzeller güzeli , boy ,pos ,endam ,şelale gibi saçlar hepsi mevcut ama ... 

 Ne söyleyebilirim ki büyük boy kedilere hayranlığım öne geçiyor galiba ...



 






Bu da reklam filminin kamera arkası görüntüleri. İzleyin bakalım siz de benimle aynı düşüncede olacak mısınız?

8 Aralık 2014 Pazartesi

Bolca kırmızı içeren bir blog yazısı...

Sevgili blog dostlarım böyle aralıklarla yazmaya ben de alışkın değilim. "Ah ! " diyorum " Bazı haftalar neredeyse her gün yayın yapardım,şimdi üstüme yapışıp kalan bu atalet nedir böyle ? "

İnsan bir şeyi yapmak istesin aslında bahaneler ardına sığınmasının bir anlamı yok. Bunca yıldır emek verdiğim bloğumu bir kenara atacak değilim elbet. Bloğumun bana kazandırdığı öyle çok şey var ki...

Misal değil ülkemizin dünyanın neredeyse dört bir yanından dostlarım oldu. Başka türlü nasıl karşılaşır ,nasıl  tanışırdık öyle değil mi?


Güzel olan pek çok şey girdi hayatıma ,başta sizler olmak üzere... Denemeye cesaret edemeyeceğim güzel el işlerini yapabilmem için cesaretlendim, dikişe başladım. Ara verdiğim kırkyama çalışmalarına hız verdim . Kaynak taramayı öğrendim,bu yaştan sonra bilgisayarı hayatımın içine kattım. Bilgim görgüm arttı. Fotoğraf çekmeye başladım -hala çok acemi olsam da -  çok yol katettim. Tüm bunlar bloğum/bloglar sayesinde oldu tabii...




Tüm bunların yanında blogumu bir süredir izleyen İzmir'in yerel bir dergisinden "Narlıdere Life'den " her ay kendileri için yazı yazmam konusunda teklif geldi. "Zaten blog yazıyorum ,dergiye de yazarım " deyip kabul ettim. Meğer iş burada bizbize sohbet etmeye benzemiyormuş. Her ne kadar incelik gösterip yazımın tek bir sözcüğüne dokunmadan sayfayı hazırladılarsa da uzunca bir süreç" şöyle mi olsun böyle mi " diye fikir yürütmek durumunda kaldım.

Bir de fotoğraf konusu var ki hiç sormayın. Ben fotoğraf çekmek için mizansen hazırlamıyorum ,obje fotoğraflarından çok hayatın içinden bir şeyler yakalıyorum biliyorsunuz. Bazen kızların bir pozu ,bazen bahçede yeni açan bir çiçek,bazen de yeni bitirdiğim bir el işinin ait olduğu yerdeki görünüşü falan...

Dergiye fotoğraf çekmek öyle değilmiş meğer. Aman arkadan Keşkül'ün kafası-burnu görünmesin, tam fotoğraf çekerken Tagaddi masanın üstüne zıplamasın ... 
Ya da evden bir köşeyi görüntülerken kedinin biri koltukta uyuyakalmıştır onu uyandırmamak için beklemem gerekti, derken epey zorlandım...

Neyse ... Sözü yine çok uzattım,gelecek sayıdan itibaren buradayım


İşte böyle dostlarım. Bu aralar biraz daha seyrek görüşecek gibiyiz.

Bir önceki yazıma bıraktığınız şahane yorumlar için hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim. Hiç adetim olmadığı üzere  aradan bunca zaman geçtiği halde yanıtlayamadım,bağışlayın!
Şu dergi işi biraz otursun bakacağım artık.

Yılbaşına kadar buralara uğrayabilmem çok zor görünüyor. Çocuklar uzunca bir süredir yurt dışındalardı ,Noel dolayısıyla onlar da gelecekler,( doğrusu çok da özledim ) birlikte zaman geçirmek istiyorum.




Çok erken ama şimdiden herkese mutlu bir yıl diliyorum. İnşallah 2015 yılı 2014 yılından çok daha güzel geçer. Hastalıklar,felaketler ,kazalar geride kalsın,Yeni yıl çok ama çok güzel olan her şeyi getirsin !!!






22 Kasım 2014 Cumartesi

Döndüm dönemedim derken çok zaman geçti

Merhabalar sevgili blog dostlarım!
Son zamanlarda bloğumu çok ihmal ettiğimin üstüne üstlük onu instagramla aldattığımın farkındayım .İtiraf ediyorum ig. İle paylaşım yapmak çok daha hızlı ve kolay , bu iş için akıllı telefonlar yetip de artıyor  ama buranın tadı bir başka tabii!







Blog yazmak için fotoğraf çekmek,sonra bu fotoğrafları düzenlemek,yazıyı hazırlamak ,gelen yorumları okuyup yanıtlamak hem emek  hem de zaman istiyor.


Sevgili dizüstüm emekli olunca ben de nihayet bir ipad sahibi oldum. Hala kendisini tam olarak çözebilmiş değilim. Ay'a ilk insanın ayak basmadığı günlerde çocuk olan bünyem bu yenilikleri kolayca içselleştiremiyor maalesef :( Bir sorun daha var hala ipad'den bloğuma doğrudan fotoğraf yükleyemiyorum, oysa birkaç elişim ve evimin Yeni Yıl hallerini sizlerle paylaşmak istiyorum.




Artık becerebildiğim kadarıyla deyip , herkese Mutlu Hafta Sonları diliyorum !!!

 Kalın sağlıcakla !



10 Ekim 2014 Cuma

Mutlu hafta sonları !


Bayram geldi de geçti
 bile... Ben hemen bayram öncesi ağır bir gribe yakalandığım için buralara uğrayamadım.

Önceden yapılmış bir proğramımız vardı ,, Çoklukla birlikte seyahat ettiğimiz acenta ve gide gele ahbap olduğumuz bir grupla Rodos-Simi Adasına gitmek üzere bayram sabahı saat 5 de yola çıktık ve ben ancak o sabah saat 4 de az biraz kendime gelebilmiştim. İşte öyle hasta başladığım geziyi çok şükür kazasız belasız atlattım.,.

Pek çok fotoğraf çektim yine ; hatta bir kısmını düzenledim ,facebookta yayınladım ancak blog daha özenli bir çalışma istiyor taktir edersiniz ki,o nedenle henüz yayınlanma aşamasında değiller!

Etrafımız kan gölüne dönmüşken ,analar ağıtlar yakarak feryat ediyorken benim küçücük dertlerimin ne önemi kalıyor ki ?



Şimdilik sizlere huzur ve barış dolu bir hafta sonu dileyerek kaçıyorum.
Kalın sağlıcakla!