About Me

Fotoğrafım
İzmir, Turkey
Bir emekli öğretmenin evinden,kuyruklu dostlarından,el işlerinden ,okuduklarından,gezip gördüklerinden,pişirip yediklerinden söz ettiği kendi halinde bir blog ...

25 Ağustos 2014 Pazartesi

Ahşaba dönüş...


Son yazımda anımsarsanız üzerime sinen yaz tembelliğinden kurtulmak istediğimden söz etmiştim ; işte hafta sonu "bu böyle gitmez ! " deyip  sıvadım kolları . Yaz sıcağında yapabileceğim tek faaliyete, sevgili boyamalarıma döndüm.



Epeydir kendim için hiçbir şey boyamamıştım; özlemişim. Malzemelerimin elverdiğince yaptım bir şeyler....
En önemlisi de zevkime ,evimin tarzına uygun boyadım.
Ben kır evi tarzını severim biliyorsunuz ama biraz Rustik dokunuşlar olacak. 



Ahşabı seviyorum. Mümkün olsa evime yapay hiçbir şey sokmam,plastik hele asla!
Ahşabın sıcaklığı ve doğallığı beni mutlu ediyor,bu ekmek sepetinin mutlu ettiği gibi...

Merak edenler için kısaca anlatayım. Kutuyu 4 kat krem rengine (tuffy) boyadım. Dışına 2 kat çatlatma sıvısı sürdüm ,kuruyunca fuşya rengini fırçama bolca alarak çatlattım. Sıcak havada çatlatma işlemi çok güzel ve başarılı sonuç veriyor. Yağlı boya ile kuru eskitme yaptım.Hamurla boyutlandırdım,bir gün kurumaya bıraktım,ertesi gün cilaladım. Hepsi bu kadar. Kuruma işi de sıcakta hızlanıyor. Bu işlemleri kış aylarında yapsam tamamlanması 1 haftayı bulabilirdi ama yazın 2 günde bitti....


Bir de tepsi yapıyorum ama onu henüz tamamlayamadım, söz bitirince onu da paylaşırım.

Şimdilik benden bu kadar.
Herkese mutlu bir hafta dilerim ve lütfen biraz da esintili !
Kalın sağlıcakla!

22 Ağustos 2014 Cuma

Mutlu hafta sonları !



Bana ne oldu bilmiyorum.
Üzerinize afiyet bir tembellik halleri...
Sevgili bloğuma yazmak istiyorum ama çok üşeniyorum.
Fotoğraf çekmek ise hiç içimden gelmiyor. 
Ben hayatın içinden kareler yakalamayı tercih ediyorum. E o da ayağıma hazır hazır gelmiyor. Kalk makineni al, güzel bir şeyler yakala ! I ıh ! Kim yapacak şimdi? Hava da çok sıcak...

El işi derseniz başlayıp başlayıp yarım bırakıyorum. Daha biri bitmeden ötekine başlıyor bu kez de hiçbirini bitiremeyecek hale geliyorum.


Ama bu böyle gitmez ,hiç değilse arada sırada görünüp ses vermek gerekir. 
Sıcak havaya verin tembelliğimi,bakın eylül bir gelsin hele ,neler neler yapıp paylaşacağım.

Not: Tembelliğim öyle böyle değil,fotoğraflarım dahi arşivimden. İnstagram için çektiklerim ...

Çok güzel geçsin hafta sonunuz !

15 Ağustos 2014 Cuma

Mutlu hafta sonları !


Bu hafta sonu yazın en sıcak günlerini yaşayacakmışız. Gerçekten çok  ama çok sıcak bir haftaydı. 
Bizim buralarda en azından güneş battıktan sonra tatlı bir esinti çıkar , biz de bahçede yayıla yayıla keyif yaparız. Acele etmeden yenen akşam yemekleri, güzel bir film ve arkadaş eş-dost ziyaretleri ... 

Yok iki akşamdır açıyoruz klimayı atıyoruz kendimizi içeri,bir kanepede ben diğerinde eşim televizyonda izlemeye değer bir şeyler arıyoruz. 




 Bu kadar şikayet yeter!

Begonviller sevgili eşimin gözdesi.
Bizim buraların vefakar cefakar çiçeği... Bahçeye iki kez diktik, ilki -geçen yıllarda kış çok soğuk geçmişti ya- maalesef soğuktan dondu. Biz o vakitler bu evde yalnızca hafta sonları ve yaz aylarında oturuyorduk,bilemedik işte...

Sonra yeniden diktik. İki-üç yıl öylece durdu ve geçen yıl birdenbire coştu. Çok güzel çiçeklendi . Eşim de yine kaybederiz korkusuyla tek dal bile kesmeye kıyamazken  baktım bu sabah elleriyle kesip getirmiş. E belgelememek olmaz tabii...



Bahçede ayrı güzel ,içeride  ayrı...
Çiçek güzel,yeşil güzel ,doğanın renkleri çok ama çok güzel!

Sizin de hafta sonunuz böyle güzel geçsin!
Mutlu hafta sonları !

9 Ağustos 2014 Cumartesi

Mutlu hafta sonları !

Daha  dün "Mutlu Hafta Sonları " dilediğimi biliyorum ama belki hala tatilde ,kumsalda olanlar ,buz gibi sularda kulaç atanlar vardır da görmemişlerdir diye bu sabah yeniden geldim.

Bu hafta sonu tatile biraz ara vermeye ne dersiniz? 
Vatandaşlık görevimizi yerine getirmek için hepimiz yarın sandık başında olmalıyız öyle değil mi?
Ne de olsa büyüklerimiz her gün ne düşündüğümüzü sormuyorlar,bari bu fırsatı değerlendirelim. 
İşimiz fallara kalmasın !

Sonra "Bana mı sordular ? " dememek için haydi yarın sandık başına!



                                                     Yine yeniden " Mutlu Hafta Sonları ! "

8 Ağustos 2014 Cuma

Balkanlar 2 / Atalarımızın izinde

Ohrid'i arkamızda bırakıyor ve sabah serinliğinde Arnavutluk topraklarını baştan başa geçerek Tiran,İşkodra ve Budva istikametinde uzun bir otobüs yolculuğuna çıkıyoruz.

Enver Hoca'nın Arnavutluğu içimizi burkuyor. Enver Hoca hayattayken halkı için çok şey yapmış,okullar,hastaneler, halkın barınması için sosyal konutlar ama... Şimdi bunlar o kadar bakımsız ki yoksulluk çaresizlik gözlerimizi yaşartıyor. Arnavutluk kişi başına düşen üniversite sayısıyla Avrupa'da birinci,okuma yazma oranı yüksek ama işsizlik çok yoğun. Asgari ücret çok düşük,halkın yaşam standartı ortalamanın çok altında..



Arnavutluk / Tiran 
Ethem Bey camisi 

Tiran'da Enver Hocadan çok Rahibe Teresa ve İskender heykelleri görmek bizi şaşırtıyor ... " Ahhh insanoğlu ah ! " diyoruz 


                            Keçi başlı miğferiyle İskender heykeli . Kentin meydanını süslüyor !

Yağmur eşiliğinde Karadağ'a - Budva'ya doğru ilerliyoruz ...
Akşamüzeri Budvadayız ama ne yağmur ! Otelimize yerleşiyor ve dışarı çıkamayacağımızı anlayıp üzülüyoruz.
Neyse ki ertesi sabah hava açıyor . Budva kesinlikle tek güne sığdırılamaz . Olağanüstü güzel sahilleriyle,çok pahalı lüks otelleriyle Avrupa'nın gözde tatil merkezi olmaya aday. Rus turistler burayı çoktan keşfetmiş. Bir odasının tek geceliği 1.500 avroluk oteliyle bir zamanların ibadet yeri olan ve adını Aziz Stefan'dan alan  SV. Stefan Adası'nın güzelliği gözlerimizi kamaştırıyor.


Budva'ya tüm gün ve gece yağan yağmur dağlardan taşıdığı toprakla denizi çamur deryası yapınca buraya tatile gelenler  yüzmek yerine teknelere  binip kıyaları dolaşmayı tercih ediyor. Biz de karadan dolaşıyor ve kıyıların güzelliğini seyretmeye doyamıyoruz. 


Bir zamanlar Katedral olan şimdilerin lüks oteli Sv. Stefan Adası. Bu adayı bir Rus milyarder kiralamış ve tadilatla kadedrali otel yapmış.

Nihayet Kotordayız. Geçen bahar sevgili Ayşegül'ün Sahildeki Ev ziyaret ettiği Montenegro / Karadağ'ı gidip görmek  bu yaz bize kısmet oldu.



Deniz kenarında olan her şehir gibi burası da cıvıl cıvıl ... Tarih kokuyor. Daracak sokakları,kale içindeki kafeleri,dükkanları ,halk pazarından aldığımız meyvalarıyla bizde bıraktığı lezzet yıllarca aklımızdan çıkmayacak sanırım.





Çok yorulduk değil mi?  Az biraz soluklanalım mı ? 
Bu harika manzara , küçük küçük adacıklar ve bazen de lüks yatlar eşliğinde Bosna Hersek'e doğru yola çıkacağız.

Gelecek yazım beni en çok etkileyen yer ,gördükçe ,gezdikçe boğazımda düğümlenen acıyı tarif edemeyeceğim  yakın tarihteki Sırp katliamının  mağdurları Mostar ve Sarayyevo  olacak.

Mutlu bir hafta sonu dileklerimle,
Kalın sağlıcakla!

4 Ağustos 2014 Pazartesi

Balkanlar 1 / Atalarımızın izinde...


Uzun zamandır planladığımız bir şeydi Balkan ülkelerine yolculuk. Hatta bunda biraz geç bile kaldık. Eşimin annesi Rumeli göçmenidir,rahmetliden oralar hakkında çok şey duymuşluğum vardır. Doğası,insanları ,mutfak kültürü gibi...
Bu bayram tatili uzunca olunca rotamızı Balkanlar'a çevirdik.  Fotoğrafları fırsat buldukça İnstagramdan paylaştım orada turu nasıl ve kimden aldığımızı  soran arkadaşlar oldu. Hem sahibinin yakın arkadaşımız olması hem de  kültür ağırlıklı  turları organize etmesi bakımından  seyahatimizde Ebruli Tur 'u tercih ettik.
İstanbul  Üsküp arası uçakla başlayan yolculuğumuz kara yoluyla Makedonya,Arnavutluk,Karadağ ve Saray Bosna olmak üzere 4 Balkan ülkesini kapsıyordu. Dönüşümüz Sarayavo'dan yine uçakla oldu. 
Çok yoğun bir proğramımız vardı. Yorulduk ama değdi doğrusu...

Üsküp ne yazık ki yoksulluğuyla bizi üzen bir şehir oldu. Yeni ve eski Üsküp olmak üzere iki bölgeye ayrılan şehrin özellikle müslümanların yoğun olarak bulunduğu eski kısmı çok yoksul göründü gözümüze. 

Buraların tarihi hakkında dileyen sonsuz kaynak bulabilir o nedenle tarihinden ziyade sosyal ve kültürel yönünden izlenimlerimi paylaşmak istiyorum. 




Genel olarak Balkan  mutfağında -bildiğiniz üzere- çokça Burek ,yoğurt ,(dikkat ayrana da yoğurt deniyor ) kufte ve tatlı ama illa ki tiriliçe tercih edilen yemekler ... Biz de Tiriliçe'nin asıl mutfağında tadına baktık !

Etle arası mesafeli olan ben köftenin kokusundan bile doydum ama börekleri inanılmaz lezzetliydi. Hele patatesli kıymalı ve peynirli "burek " ile mantısı şimdi "olsa da yesek " dedirtti yine bana.

Yemekler çok lezzetli ama gittiğimiz her restoranda çok yavaş ve kalitesiz servis vardı. Henüz turizmle yeni yeni tanışan Balkan ülkelerinde bu sektör gelişmemiş. 

Kahveyi çok seven ve bolca tüketen halk çayla arasına mesafe koymuş. Pek çok yerde Türk usulü demleme çay bulamadık poşet çay ile yetinmek zorunda kaldık . Çayı yalnızca hasta olunca balla tükettiklerini duyunca  da biraz şaşırdık.


Üsküp'ten sabah erken saatlerde yola çıkyoruz , güzergahımız Kalkandelen,Manastır ,Rezne ve Ohrid.

Manastır küçük bir şehir ,burada en çok Atatürk'ün öğrenim gördüğü Manastır Askeri Okulundan etkilendik Yukarıdaki fotoğraf Yüce Atatürk'ün mezun olduğu yıl çekilmiş ,fotoğraftakilerden biri okulu ikincilikle bitiren Mustafa Kemal !


Makedonya / Kalkandelen Alacacamii.

Bu cami beni süslemesiyle ve yapılış hikayesiyle çok etkiledi. İçinde kalem işlemeleri, İstanbul ve Mekke şehirlerinin tasvirleriyle benzerine rastlanmayan bir özellik sergiliyor. Bu eşsiz güzellikteki cami için ayrıntılı bilgi . tık tık



Makedonya / Ohrid

Doğanın güzelliğine hayran kaldık! Makedonya / Ohrid Gölü'nün şimdiye değin gördüğümüz en güzel göl manzarasına sahip olduğuna karar verdik .


Ohrid Gölü kıyısında suyun üstünde temsili Neolitik Çağ'dan kalma evler...



 Bu göl pek çok kaynaktan beslendiği için kaynağa yaklaştıkça su çok soğuyor . Yaklaşık 11 derece sıcaklığı olan bu gölde tatlı su kaynakları koruma altında. 





" Balkanlar'dan gelen soğuk ve yağışlı hava " ne demekmiş onu da gördük. Gezimiz boyunca zaman zaman şiddetli yağışlara rastladık. Bu yağışlar nedeniyle doğa yemyeşil . Evler de yeşillikle çiçeklerle süslü...


 Pek çok ibadet yeri ziyaret ettik. Kiliseler ve camiler ne yazık ki farklı dine ve kültüre mensup insan topluluklarının Balkanlar'da kardeşçe yaşamadığını anlattı bize ...


Dediğim gibi dolu dolu bir geziydi bu nedenle birkaç bölümde yazmayı düşünüyorum. Bu ilk bölüm olsun ,gelecek yazımda Karadağ, Arnavutluk ve Saraybosna izlenimlerimi anlatmak istiyorum. Özellikle Kotor doğasıyla ve yakın tarihimizde yaşanan acı olaylar nedeniyle Mostar,Sarayevo  beni çok etkiledi. O nedenle bu yayında sıkışıp kalsın istemiyorum.

Yeni yayın için yaklaşık 2.000 fotoğraf arasından seçim yapmam biraz zamanımı alabilir,o nedenle yazım  gecikebilir ,kusuruma bakmayın e mi? 

Her şey gönlünüzce olsun,kalın sağlıcakla!
Not: fotoğrafların üstüne tıklarsanız büyüyecektir.

21 Temmuz 2014 Pazartesi

Günlerden mavi...


Günaydın !
Küçük şeyler  büyük mutluluklara kapı açıyor hayatımızda. Örneğin yeni yıkanmış misss kokulu çarşaflarda uyumak, sabah gözünü açar açmaz pırıl pırıl bir güneş ve tatlı bir esintiyle selamlaşmak,bir süre önce  evi terkeden haylaz kedinin bahçede sana boncuk boncuk bakan bakan gözleriyle karşılaşmak...

Hayat güzel !
Biz insanoğlu ne zaman sahip olduklarımıza şükredip  değerini bileceğiz acaba?




Mavi özgürlüktür,mavi sonsuzluktur
Özgürlük için ödenen bedelleri bir bilsek ahhh bir bilsek !






Denizin üstünde ala balık
Yüzünde gümüş gemi
İçinde sarı balık
Dibinde mavi yosun

Kıyıda bir çıplak adam
Durmuş düşünür
Bulut mu olsam,gemi mi yoksa
Yosun mu olsam balık mı yoksa
Ne o ne o ne o
Deniz olunmalı oğlum
Bulutuyla gemisiyle,balığıyla, yosunuyla
Nazım HİKMET



Bir süre yeni yayın yapamayacağım,o çok beklediğim tatil için biraz hazırlık yapmam gerekiyor.  Bu hafta çok yoğun olacağım. Fırsat bulduğum her yerden sizleri ziyaret edip mümkün olduğunca ses vereceğim ama yazı hazırlamak ve fotoğraf çekmek için zaman bulabileceğimden kuşkuluyum.

Tüm " Evini Sevenler'e "  güzel bir hafta dilerim!

18 Temmuz 2014 Cuma

Mini mini bir sığınak !




Yazın sıcak geçtiği Ege kıyılarında Temmuz Ağustos ayları insanı bunaltır da bunaltır...
Kaçıp rahatça soluklanacak  serin, gölge ve mümkünse esintili bir yer arar insan.
Bahçe bile yanar öğle saatlerinde,daimi sakinler ağaç altına kıvrılır taaa akşamüstüne kadar ortalıkta görünmezler.


İşte bu zamanlarda benim minnak balkonum bana en keyifli sığınaktır.Kafamdaki tilki yeni projeler kovalarken  huzurlu bir kaç saat -bazen bir saati bile bulmayan- anlarım burada geçer.




İhmal edildiğini düşünse de zaman zaman, çok uzun sürmez kırgınlığı,bıraktığımız yerden başlarız yarenliğe. Yüreği büyükse de kendisi küçücüktür  zira benden başkasını kucaklayamaz kolları...



Dünyanın her yerindeki çocukların neşeyle uyanabilecekleri "aydın günler " dilerim... Savaşlar olmasın ,çocuklar ölmesin !

17 Temmuz 2014 Perşembe

Yaz demek hafiflemek demek !




Yaz demek hafiflemek demek. Kalın yün halıları kışa kadar kaldırmak, koltuklara tiril tiril kılıfları giydirmek ya da en güzeli hasır mobilyaya yer açmak demek.... 
Kaldırıp koparması kolay yerinden,çeşit çeşit yastıklarla süslemesi de çok zevkli...




Yalnız evin tüm sakinleri aynı düşüncede olmayabilir ,eh o da kendi bilecekleri şey :)

Sağlıklı, serin serin esintili, mutlu ve keyifli geçsin gününüz !

14 Temmuz 2014 Pazartesi

Hey kedi kedi !


Heyyy kedi kedi !
Ben tüm gün çalıştım ,evi temizledim, çamaşır yıkadım  -ütü yaptım , yemek pişirdim. Şimdi "az biraz dinleneyim ,akşama güç toplayayım" dedim  . Sen ne yaptın bütün gün bakayım? Yan gelip yattın değil mi? Şimdi de utanmadan dip bucak temizlik kontrolü mü yapıyorsun?
Eh alacağın olsun bakalım...
Hayat sana güzel be kedi!





Hayatı keyfine vararak yaşamak isteyenlere tavsiyemdir; kendinize ev arkadaşı olarak bir an önce kedi edinin!

Mutlu bir hafta dilerim tüm "Evini Sevenler'e ! "