About Me

Fotoğrafım
İzmir, Turkey
Yasemin kokulu bahçenin kedileri ve günlük halleri hakkında... ♥ The cats of a jasmine scented garden and its daily snaps. Les chats de jasmin parfumé jardin et ses clichés quotidiens .

29 Mayıs 2016 Pazar

Bu bir davettir !


2010 Yılının Mart ayından bu yana blog yazıyorum. İlk başta " beni kimse takip etmez, yazdıklarımı okumaz , zaten bir emeklinin ilginç ne yönü olabilir ki ? " diyordum. Sonra teker teker ,üçer beşer izleyemeye gelenler oldu , derken bazılarıyla 40 yıllık ahbap oluverdik. Ne yazık ki ahbaplarımdan bazıları artık bloglarını güncellemiyor bile...

Bu gün hava pek güzeldi, kaç pazardır bir telaş bir koşuşturma içindeydik, " bu pazarı evde geçirelim ,biraz bahçeyi toparlayalım, çay keyfini telaşesiz uzatalım " dedik eşimle. Alışık olmadığım kadar bol zaman yarattım kendime - demek ki isteyince oluyormuş - "Çamaşırlar yarın da yıkanabilir, bu gün evi süpürmesem de olur " gibi...

Neyse bir blog gezintisi yapayım dedim ,bir de ne göreyim buralar örümcek bağlamış :( Yıllardır yazmayan dostlar var. Kim bilir şimdi neredeler ? Sesimi duyuyorlarsa bu bir davettir. Haydi dostlar bloglarımızı yeterince ihmal ettik, demli çay eşliğinde sohbete var mısınız?



 Ben yine bir şeyler örüyorum, 
Örmeyi dikiş dikmekten daha çok seviyorum,çünkü ne zaman nerede elişi yapacağım hiç belli olmuyor . Şimdi hem akşam çayımı içiyorum hem de örüyorum ,bir yandan da sizlerle sohbet ediyorum . Bahçeye dikiş makinesini ,dikiş kutusunu taşımak başlı başına iş...



İpim Nako Rekor , tığım Clover, 3mm. Diz battaniyesi boyutlarında örüyorum 350 zincir başladım.  

Bu modeli çoğunuz biliyordur ama örmek isteyenler için aşağıdaki bağlantıya tıklamak yeterli ...Ben hem örüp hem fotoğraflayamadığım için (!) size biraz hazıra kaçıp marifetli bir hanımın anlatımını önereyim.

Örmek isteyenlere şimdiden kolaylıklar dilerim.
İyi pazarlar !

buraya
http://www.dreamalittlebigger.com/post/dotted-doubles-crochet-tutorial.html#comments

28 Mayıs 2016 Cumartesi

Bahar sen ne güzelsin !

Bahar hiç eğlenmez buralarda ,birkaç gün sonra yerini yatağını yakan kavuran yaz sıcaklarına bırakır ,bilinmez diyarlara göçer gider(di)...

Bu yıl ezber bozdu . 
Pek çok kişi şikayetçi olsa da ben sevdim bu yılın baharını ; akşamları tatlı bir serinlik ,gündüzleri yakmayan sıcaklar .

Bahar meğer sen ne güzelmişsin !


Mevsimin ilk Ortancaları açtı .Bunların kıymeti gözümde pek büyük zira benim ellerimle ürettiklerim. Her yıl seralardan aldıklarım ertesi yıla kalmayınca ben de Ortanca üretimine soyundum,nihayetinde ölen ölecek kalan sağlar çiçek açacaktı ...




Bu pencere güzeli pardon yakışıklısı bizim eve kış başı dahil olan Yoda . Baharla birlikte onun da evde durası yok, tüm gün bahçede koşup oynuyor , ne zaman ki yoruluyor acıkıyor,uykusu geliyor , pencerede belirip " miyuuu al beni içeri " diyor. Bu güzelliğe can mı dayanır ?  Alıyorum tabii ki ... Bir de Küdükle iyi geçinebilseler :(

Küçük mutluluklar lazım bize ,sağlam kozalar örüp saklanmak lazım . Hayat hiç olmadığı kadar acımasız ve haberler yürek yakan cinsten. Sağlam dostluklara sığınmak , bir fincan acı kahvede saklı tatlı lezzetleri paylaşmak lazım, gerisi mi ? Gerisi  "iyi düşünelim de iyi olsun !" dedirten cinsten...

Kalın sağlıcakla !

27 Mayıs 2016 Cuma

Sesimi duyan var mı?

  Sosyal medya bazen yorucu olabiliyor. Hele benim gibi memur kafalı biriyseniz bir süre sonra her gün yayın yapmak, takip ettiğiniz kişilere uğramak, yorumları cevaplamak  zorunluluk haline geliyor. Bir de zaman yoksunluğu çekiyorsanız en iyisi dükkanı kapatıp çıkmak oluyor galiba. İnstagram hesabımı  şimdilik dondurdum. Tamamen kapatır mıyım, bir süre sonra açar mıyım hiç bilemiyorum . Orada tanıdığım güzel insanların çoğunun bloğumdan haberi var zaten, beni burada da yani asıl evimde de bulabilirler ...

Bloglara eskisi kadar ilgi yok, her şeyi çabucak tüketme hastalığı mı desem , çağın gereği yeni yeni iletişim hesaplarına dahil olma zorunluluğu mu desem sonuç değişmiyor,yayın yapan da bloğa uğrayan kişiler de  çok azaldı . Bunca emek ,bunca güzellik heba olmasaydı keşke...

Neyse biraz da bizim evden, benim çocuklardan, son zamanlarda neler yaptıklarımdan söz edivereyim kısaca.
Bizim ev yaz hallerine büründü yavaştan, bahçe coştu da coştu, - söz bahçenin birkaç güzel fotoğrafını çekerim - kızlar bütün kış durmadan hasta oldular ,evde birden fazla evcil olmasının dezavantajını yaşadık, birbirlerine bulaştırıp durdukları için de hala tam olarak iyileşemediler. 
Benim patchwork çalışmalarım yavaş da olsa devam ediyor. Son yaptıklarım 3-4-5 Haziran tarihleri arasında Urla Barbaros Köyü Oyuk ( Korkuluk ) Şenliği kapsamında açılacak olan Kırkyama Sergisi'nde görücüye çıkacak . Yolunuz düşerse bekleriz!




Bizim evin yaz hallerinden bir görselle " bu günlük bu kadar " diyor ve bundan böyle sık sık buralarda olmayı diliyorum!
Kalın sağlıcakla !

2 Şubat 2016 Salı

Biraz şundan biraz bundan



Dekorasyon benim tutkum ve artık sizler de çok iyi biliyorsunuz , ben  " Evimi  çok Seviyorum ! " 
Onunla bir kız çocuğu gibi oynamayı ,ufak dokunuşlarla göze batmayan ama hissedilebilen değişiklikler yapmayı seviyorum.

Bazen bir kırlent ya da koltuk şalı örüyor ve onu o kadar çok seviyorum ki kedinin yavrusunu taşıması gibi  oradan oraya taşıyıp duruyorum. Bazen de onca emek verdiğim bir şeyi tamamlayıp evime yakışmadığını düşünüyor hemen gözümün önünden kaldırıyorum.

Dekorasyonu bunca severken çabucak değişen trendlerden uzak kalabilmem doğrusu mucize. Çünkü evimde yaşam tarzımıza uymayan,  sadece moda olduğu için ya da zorunluluktan alınmış hiçbir şeyi istemiyorum!

Bunca güneş alan , Şubat ayında bile neredeyse baharı yaşayan Ege'de güneşin,ağacın ,çiçeklerin ,toprağın kısacası doğanın renklerini çok seviyorum.


Örgü örmeyi ,tığ işlerini çok seviyorum. beni öyle güzel dinlendiriyor ki anlatamam. Bizim buralarda yakında hobi malzemesi satan bir yer yok, çarşıya gidip gelmek de neredeyse tüm günümü alıyor. diyelim ki malzemem bitti, bu benim için o anda mutsuzluk nedeni olabiliyor. O nedenle hazır çarşıya gitmişken biraz fazla malzeme alıp gelmeyi tercih ediyorum .

Geçende çocuklarla konuşuyorduk da laf arasında " her yerde yaşayabilirim ama benim için bir evde iğne iplik, kumaş,yün ,tığ şiş , internet , kedi olmazsa olmaz " dedim... Bir de kitaplar !  Ah bu ara çok az okuyabiliyorum ! Kendi ölçütlerimde az tabii. 

Site komşularımızla ayda bir kez toplanıyor ,çay kahve içip azıcık da dedikodu yapıyoruz.  Geçen yıl başladığımız bu toplantıda her ay ortaklaşa belirlediğimiz bir kitabı okuyor ve tartışıyoruz. Herkes bu kararımızdan memnun ve toplantılarımızın güzel bir amacı var artık...


Bir de yeni çocuk katıldı aramıza . Seferihisar / Sığacık Kaleiçinde şaşkın şaşkın dolaşırken onu bulan bir hayvansever tarafından SEHAYDER'e emanet edilmiş . Taaa oradan bize geldi. Onu bulanlar " Çarşı " adını vermişler ama biz 5 gün bekledik adını koymak için ve dün eşim " Pala olsun bunun adı "  dedi .

Çok şaşkın ve çok ürkek bir çocuk. İnsana alışkın değil, -artık başından ne geçtiyse kısacık yaşamında - yarın aşılarına başlıyoruz ,bu süreçte bizim çocuklarla tanışması çok iyi geçti. Hemen kabullendiler ve aralarına aldılar. Şimdi bahçede oyunlar oynuyor ve bizimkiler bahçe dışına çıkmadığı için onlardan ilk hayat dersini almakla meşgul !

"Biraz şundan biraz bundan " konulu bir yazıma daha nokta koyuyorum. Sıkça uğrayamazsam buralara hoşgörün olur mu ,zira evin nüfusu arttıkça işim gücüm de artıyor ve ben hiçbir şeye yetişemeyen şaşkın bir insan oldum son günlerde.

Kalın sağlıcakla !

28 Ocak 2016 Perşembe

Yeşile Kaçıyoruz ....

Günler , hızına ayak uyduramadığım günler....
Nasıl da çabuk akşam oluveriyor. Sabah geç kalkan birisi de değilim oysa. 
Evin gün geçtikçe artan nüfusuyla paralel bitmek bilmeyen sil süpür , pişir taşır işleri ,annemin rahatsızlığı nedeniyle artık rutine binen doktor ziyaretleri derken bir bakıyorum ki gün bitivermiş !

Bu koşuşturmacalar arasında yine bir şeyler örmeye ,dikmeye ve okumaya çabalıyorum.
eski hızımdan eser yok tabii. Olsun varsın bakalım ,onun da bir sırası vardır elbet!





Bu koltuk şalı   nihayet tamamlanan ilk işim oldu. Kalan iplerle 2 popcorn  bir de büyükanne karesi motifli kırlent ördüm. İpim Alize Bahar. Tığım 3 numara . yalnız pamuklu ip battaniye için hiç uygun değil, çok ağır oldu .Neyse ki dekoratif amaçlı kullanacağım, o nedenle çok da önemi yok ...

Elimde birkaç yarım iş daha var . Zaman bulup tamamlayabilirsem onları da paylaşırım.

Bir küçük sürpriz sizi Evim Dergisinde bekliyor  ♥




 "Yeşile Kaçış

Günümüz modern kent yaşamı koşuşturmayla  geçiyor. Her gün bir öncekinden daha çok yük taşımak zorunda olduğumuz  hissine kapılıyoruz bu da beraberinde ister istemez çeşitli adı konulmuş / konulmamış yorgunluklar , hastalıklar getiriyor. Bir parça dinlenmek için hafta sonunu iple çekiyor , kendimizi deniz kenarına ya da kırlara atmak istiyoruz.

Bazılarımız için kır yaşamı geleceğe ait düşünün  ta kendisi, çalışma hayatının ağır temposuna da bu umutla katlanıyor.
Bazılarımız için ise  küçücük miniminnacık bahçeli bir eve sahip olmak, mümkünse  hemen ,değilse  emeklilik günlerinde… "

Evim Dergisi Şubat sayısı için yazdığım " Yeşile Kaçış " başlıklı yazımı okumak isterseniz dergi raflarda yerini aldı .

Buraya yolunu düşüren tüm dostlara mutlu ve keyifli günler diliyorum.
Kalın sağlıcakla !


21 Aralık 2015 Pazartesi

İnstagramdan ....










İnstagram blogların pabucunu dama attı diyorlar ama ben buna katılmıyorum ...
Bir defa instagramda her şey o kadar çabuk tüketiliyor ki beğendiğiniz bir paylaşımı geri dönüp yeniden incelemeye fırsatınız olmuyor.

Bir de sonuçta instagram akıllı telefonların, tabletlerin bir uygulaması küçücük ekranda fotoğraftaki detayları ,sıcaklığı hissetmeniz olası değil. Gözünüz daha iyi seçebilsin diye ışık ayarlaıyla oynayacak,sıcaklığı yok edecek ,her bi şeyi mümkün olduğunca beyazlatıp sadeleştireceksiniz. Hayatın detaylarla güzel olduğuna inanan benim gibi eski kafalı biriyseniz bloğun tahtına instagramı oturtmanız mümkün değil.

Size instagramda yayınladığım, kah tabletle ,kah fotoğraf makinemle çektiğim Yılbaşı fotoğraflarımdan bir seçki yaptım .Bilmem beğenir misiniz ?

Yeniden görüşene değin 
Kalın sağlıcakla !

14 Aralık 2015 Pazartesi

Yılbaşına Doğru....


Yeni Yıla girerken  bizim evde hep umut,sevinç ve heyecan vardır. 
Evi kendi ellerimle bıkmadan usanmadan zevkle ve şevkle süsler, günler öncesinden yılbaşı akşamı için planlar yaparım. Bu çocukluğumdan bu yana hiç değişmeyen bir süreçtir...

Önce kendimi ve ailemi sonra da dostlarımı , arkadaşlarımı bu heyecana ortak etmek isterim çünkü  mutluluğun  küçücük bir kartopuyken  büyüyüp büyüyüp kocaman bir çığ misali üzerimize yağacağına inanırım.



Bu yıl sanki o kadar büyük bir heves yok içimde . Ülkemin ,dünyanın hali içler acısı. Koyu bir mutsuzluk ,umutsuzluk okunuyor insanların yüzünden.

Hep birlik olursak ,güzel düşünüp iyilik için dua edersek bu koyu umutsuzluk, mutsuzluk bulutu dağılır mı acaba ? 

Denemekten ne çıkar? 
Verin dünyayı biz üretken kadınların ellerine bakın nasıl gül bahçesi olacak ortalık!





 Yılbaşı akşamı için birkaç masa düzenlemesi yaptım. Bu düzenlemeleri sizlerle paylaşmak istedim. 

Bu yıl da yemek sonrası bahçede mangal yakıp sohbet edebilir miyiz bilemiyorum ama havalar böyle giderse mümkünmüş gibi görünüyor. Belki sucuk-ekmek bile yaparız. Ne de olsa yılbaşı gecesi yenen yemek kilo yapmaz :)


Hep birlikte güzel günlerin yakın olduğuna inanalım dostlar,sevgi,dostluk ve hoşgörü bir anne yüreği gibi kucaklasın bizi, sarsın , sıcacık ...

Bizim çocuklar da sizlere sevgilerini yolluyor.

Yeniden görüşene değin "Kalın sağlıcakla !


                                                                         

24 Ekim 2015 Cumartesi

Yuvaya Dönüş


Mazaret falan bildirmeden ,vıdı vıdı söylenmeden doğrudan konuya giriyorum. " Ben bloğumu ,bloğumda yaptığımız sıcacık sohbetleri özledim " 
Tembellik insanoğlunun doğasında var. Blog emek istiyor. Onlarca bazen yüzlerce fotoğraf çek ,içlerinden üç- beş tanesini seç,düzenle, blog yazını yaz ,yayımla ... 
Oooo çok iş çok iş!

Yine yazmaya çok ara verdim . Oysa bu dönemde anlatacağım çok şey oldu. 
Bir kere çok istediğim Almanya / Romantik Yol gezisini yaptık. Bavyera'da bir dolu fotoğraf çektim. Turda çok güzel insanlarla tanıştım. Az yedim (hani yediğin içtiğin senin olsun,gezip gördüklerini anlat  denir ya o bakımdan ) çok gezdim; çok mutlu oldum. 

İkincisi yıllar sonra yine öğretmenliğe ama bu kez Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliğine değil , Ece Aymer Craft House - İzmir'de Dekoratif Tığ İşleri eğitmenliğine başladım. Çok eğleniyor ,bir şeyleri yeniden öğretmek demiyeyim bu çok iddialı olacak,birlikte üretebilmeyi çok seviyorum. 

Üçüncüsü Patchwork yapmaya bıraktığım yerden , son hızla , devam ediyorum. Gelecek günlerde Lavanta Patchwork ve Elişi Atölyesi'nde kaneviçe ve Bez Bebek çalıştayları yapmak üzere hazırlanıyoruz. Harika bir ekibiz ve çok uyumlu çalışıyoruz. 

İşte bunları anlatabileceğim bi dolu yayın yapabilirdim ama yapmadım !



Eski takipçilerim evimin pek çok köşesini ,en çok da kış bahçesini nerede görseler tanıyacak kadar iyi bilirler.Burası evde en çok zaman geçirdiğimiz yer. Bahçeden içeri girdiğimiz Ekim ayından başlayarak Nisan Mayıs'a kadar buradayız. Ben de sık sık buranın dekorasyonuyla oynuyorum. Zaten evim benim oyun alanım,yünlerim kumaşlarım ,çiçeklerim de oyuncaklarım...

Geçen hafta havalar serinleyince buranın oturma düzeninde değişiklik yaptık,bu köşeyi kahvaltı köşesi olarak yeniden düzenledik. 
Evde değiştirmeyi en çok sevdiğim aksesuarlar kırlent ,masa örtüsü ve koltuk şallarıdır. Geçen yıl diktiğim Kırkyama takım hemencecik burada  kendine yer buldu. 
Buldu ama bir şeyler eksikti. Neydi neydi ? Bankın arkasında kalan duvar boştu ....
Hemen değerlendirmek lazım!
Duvarlar boş kalmamalı !






Hava oldukça kapalı ,ışık yetersiz o nedenle fotoğraflar istediğim kalitede çıkmadı . Bir ara daha güzel ışıkta yakın çekim yaparım artık.

Tamamen doğaçlama elde kalan kumaşlarla bu duvar panosunu çalıştım. Tabii kırkyama eğitmenim sevgili Çiğdem'in katkılarıyla....

Çok içime sinen bir çalışma oldu. Daha ufak tefek eksikleri var. Çarşıya gidip ufak minyatürler ve tahta düğmeler falan alacağım ,süsleyeceğim ama o işleri de beklersem bu yayını hiç yapamayacağım. Çok ara verdim çoook !





Kırkyama derken,blog yazısı derken sevgili Ayda'nın cafe nohut son yayınını lütfen okuyun. Kırkyama sevdası ona da bulaşmış , harika işler çıkarıyor ve öğrendiği her şeyi kendine saklamıyor paylaşıyor ♥


Artık "1 Kasım'dan sonra görüşürüz " diyor, "Tatile değil sandığa gidelim " dileğiyle hepinize sevgilerimi gönderiyorum.
Kalın sağlıcakla !

24 Ağustos 2015 Pazartesi

Karaburun / Bir hafta sonu kaçamağı


" Hiç olmadı ayda bir kez yayın yapayım " diyorum . Olmuyor.
Ben çevrem mutsuz olunca mutlu olamıyorum. Mutlu olamayınca da dut yemiş bülbüle dönüyorum. Ağzımı açamıyorum. İçimden gelmiyor işte ...

Ülke yangın yeri gibi. Cayır cayır yanıyor,gencecik bedenler yine , yeniden toprağa düşüyor . Yüreğim kaldırmıyor... Bunca acı içindeyken insanımız ne yazayım,neyi anlatayım bilemiyorum işte .
Öyle bir şey ki mutlu olmak sanki yasak bu ülkede.

Zaman bazen çok hızlı bazen de ağır aksak geçip gidiyor . Ağustosun sonuna geldik ,Eylül ayı -en sevdiğim aylardan biri ,diğeri Aralıktır bilirsiniz - dilerim güzel geçer. Serin serin ,efil efil esintili oluversin lütfen ve en önemlisi her sabah güzel haberlere uyanalım...



Biz İzmir'de yaşayanlar çok  şanslıyız. Hafta sonları çevrede gidilecek pek çok yer var. Tek sorun sıcakta gezmekten hiç keyif alamıyorum. Geçen pazar baktık hava nispeten serinlemiş kahvaltı sonrası atladık aracımıza Karaburun'a çevirdik rotamızı. Koyları geze geze şahane manzaranın keyfine vara vara önce Balıklıova,sonra Mordoğan en sonra da Karaburun'a uğrayarak ,canımız ne çekerse onu yiyip içerek gezdik dolaştık.

İzmir Karaburun arası yaklaşık 100 km. Birkaç yıl önceye kadar çok dar ve dönemeçli olan yolu şimdi oldukça düzgün. Yolun ilk 50 km.si otoyol bağlantılı, geniş ve ferah. Biz eski yoldan gidip yeni yoldan döndük ,zira koylara gire çıka manzaranın keyfine varmak istedik.

Karaburun'un havası her zaman çok güzeldir. Yazın en sıcak gününde bile tatlı tatlı eser. Denizi temiz ve plajları mavi bayraklıdır. Belediye plajını biz görmeyeli yenilemiş ve tesisler yapmış . Biz denize girmedik zira biraz kalabalıktı .

 
Karaburun'un merkezinde birkaç çay bahçesi var ki eski Türk filmlerinden fırlamış sanki . O kadar naif ve güzel ki anlatamam. Manzara da şahane !

Buradaki çay bahçelerinden biri olan 7 Kardeşler'den dondurma yemenizi öneririm. Çocukluğumuzun dondurma tadını alacaksınız .


Alın elinize dondurmanızı ,dar sokaklarını keşfe çıkın . 
Utanmayın ,burası İzmir , dünyanın yaşanılacak ilk on şehrinden biri, herkes öyle yapıyor zaten !
Mutlu olmayı bize yasaklayanlara inat koyverin kendinizi , çocuklaşın! Yiyin için gönlünüzce ... Ama akşama tazecik balık ,roka salatası ve deniz börülcesine yer bırakın midenizde olur mu ?


Sokak köpeklerini sevin ,onlarla yemeğinizi paylaşın, belki susamışlardır, suyunuzu paylaşın !
Onlar sizi, sizin onları sevdiğinizden çok çok daha fazla severler ,korkmayın ısırmazlar . 
Buradaki köpeklerin hemen hepsine belediye tarafından bakılıyor,kulakları küpeli ...


Karaburun bir Bodrum,bir Çeşme ,Alaçatı değildir. Sakin,saf ve tertemizdir. Yerlileri öyle kalmasını arzu ediyorlar. 

Hatta bana instagram hesabımdan " aman çok reklam yapmayın, kalabalıklaşmasın ,dokusu bozulmasın! " diye tembih edenler de oldu ...

Hem Türkiye'nin en sağlıklı yaşlıları buradaymış biliyor musunuz ?



Bu günlük de bu kadar dostlar ,yayın aralarını uzatmak istemiyorum ama ... Bakarsınız Sezen Aksu'nun  Gülümse  şarkısında olduğu gibi " her şey güzel olur hadi gülümseyelim ! "

not: Bir önceki yayınıma bıraktığınız birbirinden değerli yorumlar için çok ama çok teşekkür ediyorum. Mahcubum çok ,size  dönemedim ama telafi edeceğim :)

 

14 Ağustos 2015 Cuma

Sıcak çok sıcak...



 

Böyle de başlık olur mu ?
Havanın sıcağı malum ,herkesin canı burnunda sen de kalkmış " sıcak çok sıcak! " diye başlıyorsun sohbete.

Ama ne diyeyim,nasıl diyeyim bilemediğim günler bunlar. Hayat bizim evde ağır aksak sürüp gidiyor. Kah elime biraz elişi alıyorum,kah kitap alıp devriliyorum. 
Evin bitip tükenmez derleme toplama,süpürüp silme işlerini hiç söylemiyorum zira onların kulağa hoş gelen bir yanı yok :(

Bahçe fotoğrafı  2-3 hafta öncesine ait. Rahatça yayılıp ,tat alarak yiyip içtiğimiz günlerden kalma yani...
Neredeyse 3 haftadır akşamları bahçeyi bolca suladıktan sonra açıyoruz klimayı kaçıyoruz içeri. Oturabilmek ne mümkün....


Şu an için işleme yapamasam da bu renk renk iplikleri işleme yapabileceğim günler için alıp bir kenarda bekletmemin bir sakıncası olamaz değil mi ama ?



Tabii evin her bireyi benim kadar şikayet etmiyor halinden . bilakis sıcağı sevenler de var aramızda . Bir daha dünyaya gelirsem bizim evin kedisi olacağım arkadaşı !
Nereyi beğenirse oraya yatar ,orta sehpa,masa üstü,benim yastığım hiç farketmez . Suyu taze değilse söylenir ,bir yudum içmez,beklemiş mamayı yemez ,canı isterse kucağa gelir istemezse atar bir tokat gider ... Saraylım !



Keşkül'üm tedaviye cevap verdi çok şükür. İlaçlarını düzenli olarak veriyoruz ,kontrollerini de aksatmadık. Tek sorun hala gözle görülür bir kilo kaybı yok. O da olacak inşallah ! Dualarınız,iyi dilekleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ederim. Sevgili komşum size yazdım ama internetiniz sorunlu olduğundan göremediniz sanırım. Çok şükür iyiyiz biz !

Havadan sudan bir yayın oldu ama taktir sizin ,bu günlerde biraz kafa dağıtmaya çok ihtiyacımız var ...
Kalın sağlıcakla !