About Me

Fotoğrafım
İzmir, Turkey
Bir emekli öğretmenin evinden,kuyruklu dostlarından,el işlerinden ,okuduklarından,gezip gördüklerinden,pişirip yediklerinden söz ettiği kendi halinde bir blog ...

10 Ocak 2015 Cumartesi

Soğuklara ilaç gibi bir pasta...

  Fotoğraflaması yapmasından zormuş meğer ...
Yemek fotoğrafı çekmek ayrı bir beceri gerektiriyor. Benden bu kadar dostlar,niyetim iyi ama bu böyle biline :)

Bu gün hava az biraz ısınır gibi oldu ama hala alıştığımızdan çok sert bir kış geçiriyoruz . Bu havada insanın canı şöyle bol çikolatalı bir pasta çekiyor. E öyleyse kalkıp yapmak lazım değil mi?

Hiç üşenmem kalkar yaparım , tatlıya düşkünlüğüm yoktur ama ben pek sevmiyorum diye tatlı yapmıyor da değilim yani...

Çırpıverdim 5 dakikada 2 yumurtayı bir bardak toz şekerle ,ekledim yarım bardak organik kakaoyla 1,5 bardak unu ,unutmadan bir paket baking powderi, eh yarım bardak hazır kremayla yarım bardak sıvı yağ da cabası... 
Biz bu pastada vişneyi çok seviyoruz; yazdan çekirdekleri çıkarılıp derin dondurucuya konmuş vişnelerden bir bardak aldım mı yağlanmış dikdörtgen kek kalıbına döktüm mü karışımı ,ön ısıtma yapmadan atıverdim 150 dereceye ayarlanmış fırına. 

Benim elim de gözüm de alıştı artık , ne zaman piştiğini kokusundan anlıyorum, siz bir zahmet kürdan kontrolu yapıverin . Piştiyse çıkarın fırından ,daha ılınmadan bir kaşıkla yarım bardak vişne suyunu keke yedirin. 

Ilınınca alın bir kaba,üstüne yarım paket bitter çikolatayı kalan kremayla benmari usulü eritip yaptığınız sosu da döküverin. , demleyiverin çayı yanına sıcacık. Afiyetle yiyin !



Bütün ölçüler küçük su bardağıyladır. Unun cinsine göre bazen hamur daha fazlasına ihtiyaç duyuyor,artık gerisi size kalmış ;  el ayarı,göz kararı...

3 Ocak 2015 Cumartesi

2015'e merhaba !


Sizi bilmem ama ben her defasında gelen yıldan çok şey beklerim. Sanki her yıl Dünya Kitabında sihirli  bir sayfa açılır ,kötü olan her şey yok olur gider, katı yürekler yumuşar, hastalar iyileşir; hoşgörü artar,dünya tazelenir sanırım. Sanmam da öyle olmasını umarım.

Taaa çocukluğumdan bu yana Yılbaşı yaklaşırken içimi tarifsiz bir sevinç kaplar,çevremde pek adet olmamasına rağmen evi süslemeye başlar; mütevazi cep harçlığımla  yakınlarıma küçük armağanlar alırdım. Sonra yılbaşı kutlamaları ticari bir boyut kazandı ,her yerde süsler,yapay ağaçlar satılmaya başladı. Memur halimizle "ne kadar az eşya,o kadar rahat taşınma !" mantığıyla çılgın alış-verişler yapamadım, evi yine kendi yöntemimle süsledim,püsledim,çeşit çeşit yemekler pişirip yeni yıla sevinç içinde "hoş geldin! " dedim. 

Son zamanlarda benim gibi bu masum ,çocukça kutlama heyecanına katılanlar kınanmaya başladı  ,hoşgörü erdemine ulaşamamış kişilerce önce gizliden sonra açık açık sataşmalara hedef olunca neden böyle davranıldığına hiç anlam veremez oldum. Hatırı sayılır bir kesim yalnız yeni yılı değil,hem Dini hem de Ulusal bayramları coşkuyla kutlarken, bundan büyük bir haz alıp gururlanırken ne oldu nasıl oldu da bu hale geldik onu da anlamakta güçlük çekiyorum;kelimenin hakkını vereyim,anlamak istemiyorum!


İyimser düşünenler kendilerine de çevrelerine de sıkıntı vermezler.
Her şeye rağmen iyimser olmaya çalışıyorum. Aslında dünyada bunca kötülük varken kendi kendimize kötülük etmenin anlamsızlığını bir gün anlayacağımızı umuyorum.Dilerim çok geç olmadan anlarız...



Neyse ... Sözü yine uzatmaya başladım,iyisi mi bu yıl kendim için neler istiyorum size onu anlatayım.

Üretken insan mutlu insandır,aklı da yüreği de iyilik için ,güzellik için çalışır.
Bu yıl daha çok  üretken olmak istiyorum. Zamanı iyi kullanmak,bloğuma daha çok zaman ayırmak , daha çok -neredeyse gençliğimdeki kadar çok- kitap okumak, sağlıklı beslenmek, her sabah mazeret üretmeden yürüyüş yapmak, yeni yeni şeyler öğrenmek istiyorum...


Hayatıma dahil olan herkes için yüreğimden geçenlerin en güzelini diliyorum!
Kalın sağlıcakla!

NOT: Yazıma gönüllü modellik eden pc'nin başından defalarca kalkıp oturduğum halde gülümsemeye devam eden, yazımı hazırlama sürecimde sabırla beni bekleyen " Al Yanaklı Bebeğim'e " ve bebeğimle beni buluşturan kendi küçük yüreği büyük meslekdaşım Rabia'ya çok ama çok teşekkür ederim. Ellerine ,emeğine sağlık çalışkan arım benim ♥

14 Aralık 2014 Pazar

Bir yılbaşı evi...




Buralara gelemeyeceğim dedim ama...
Bazen işler planlandığı gibi gitmeyebiliyor. 
Aklımda yapacak bunca iş varken geçtiğimiz hafta ağır bir gribe yakalanıp eve çakıldım kaldım!

Çocuklar da son anda çıkan bir işleri nedeniyle ancak 30 Aralık günü gelebileceklermiş. Böylece birlikte geçirebileceğimiz gün sayısı da azaldı. " Allah beterinden saklasın,sağ salim gelsinler de az -çok ne yapalım , yeter ki görüşebilelim " deyip avuttuk kendimizi...
 
Evi süsledim,kafamda ne yemekler pişireceğime dair bir dolu plan yaptım .

Evin yılbaşı hallerini instagramda çokça paylaştım. Blog dostlarıma haksızlık olmasın.Siz benim eski dostlarım sayılırsınız ve bilirsiniz ki ben en çok yılın bu zamanlarını severim. Yeni yılı karşılayacak olmanın o çocuksu o masum neşesi bana yaşama sevinci veriyor. Kar yağmayan bir ülkenin kar yağışını izlemeyi, kar yığınlarına basarak yürüyüş yapmayı seven bir gurbetçisi gibiyim...


Mutlu bir hafta hepimizin olsun!
Kalın sağlıcakla!!!

13 Aralık 2014 Cumartesi

Benim Bien'im



Neredeyse doğanın muhteşem yaratığı Kaplan kadar kusursuz ve asil... Evimi sil baştan yenileyecek olsam kuşkusuz seramik seçimim "Bien Seramik " olurdu . Reklam filmini ilk seyrettiğimde seramiklerin güzelliği kadar kaplanın asil ve kendinden emin tavırları beni kendisine hayran bıraktı. 

" Bu kadar kusursuz bir canlıyı kendilerine sembol seçtiklerine göre çok iddialı olmalılar " diye düşündüm. Öyle ya doğanın ayrıcalıklı davrandığı,her güzelliği cömertçe bağışladığı yaratıklardır kediler... 


Sonra " acaba kaplan hangi şartlar altında stüdyoda bulundu ? " diye sordum kendime. 
Hemen ardından reklam çekiminin kamera arkasını izledim ki bu görüntüler benim için çok önemliydi.
Vardığım sonuç mu ?
Seramikler çok çok güzel benden geçer not aldı ama...
Vallahi ne yalan söyleyeyim kaplan Güney Afrikalı model Candice Boucher'den rol çalıyor. Tamam haksızlık etmeyeyim kız güzeller güzeli , boy ,pos ,endam ,şelale gibi saçlar hepsi mevcut ama ... 

 Ne söyleyebilirim ki büyük boy kedilere hayranlığım öne geçiyor galiba ...



 






Bu da reklam filminin kamera arkası görüntüleri. İzleyin bakalım siz de benimle aynı düşüncede olacak mısınız?

8 Aralık 2014 Pazartesi

Bolca kırmızı içeren bir blog yazısı...

Sevgili blog dostlarım böyle aralıklarla yazmaya ben de alışkın değilim. "Ah ! " diyorum " Bazı haftalar neredeyse her gün yayın yapardım,şimdi üstüme yapışıp kalan bu atalet nedir böyle ? "

İnsan bir şeyi yapmak istesin aslında bahaneler ardına sığınmasının bir anlamı yok. Bunca yıldır emek verdiğim bloğumu bir kenara atacak değilim elbet. Bloğumun bana kazandırdığı öyle çok şey var ki...

Misal değil ülkemizin dünyanın neredeyse dört bir yanından dostlarım oldu. Başka türlü nasıl karşılaşır ,nasıl  tanışırdık öyle değil mi?


Güzel olan pek çok şey girdi hayatıma ,başta sizler olmak üzere... Denemeye cesaret edemeyeceğim güzel el işlerini yapabilmem için cesaretlendim, dikişe başladım. Ara verdiğim kırkyama çalışmalarına hız verdim . Kaynak taramayı öğrendim,bu yaştan sonra bilgisayarı hayatımın içine kattım. Bilgim görgüm arttı. Fotoğraf çekmeye başladım -hala çok acemi olsam da -  çok yol katettim. Tüm bunlar bloğum/bloglar sayesinde oldu tabii...




Tüm bunların yanında blogumu bir süredir izleyen İzmir'in yerel bir dergisinden "Narlıdere Life'den " her ay kendileri için yazı yazmam konusunda teklif geldi. "Zaten blog yazıyorum ,dergiye de yazarım " deyip kabul ettim. Meğer iş burada bizbize sohbet etmeye benzemiyormuş. Her ne kadar incelik gösterip yazımın tek bir sözcüğüne dokunmadan sayfayı hazırladılarsa da uzunca bir süreç" şöyle mi olsun böyle mi " diye fikir yürütmek durumunda kaldım.

Bir de fotoğraf konusu var ki hiç sormayın. Ben fotoğraf çekmek için mizansen hazırlamıyorum ,obje fotoğraflarından çok hayatın içinden bir şeyler yakalıyorum biliyorsunuz. Bazen kızların bir pozu ,bazen bahçede yeni açan bir çiçek,bazen de yeni bitirdiğim bir el işinin ait olduğu yerdeki görünüşü falan...

Dergiye fotoğraf çekmek öyle değilmiş meğer. Aman arkadan Keşkül'ün kafası-burnu görünmesin, tam fotoğraf çekerken Tagaddi masanın üstüne zıplamasın ... 
Ya da evden bir köşeyi görüntülerken kedinin biri koltukta uyuyakalmıştır onu uyandırmamak için beklemem gerekti, derken epey zorlandım...

Neyse ... Sözü yine çok uzattım,gelecek sayıdan itibaren buradayım


İşte böyle dostlarım. Bu aralar biraz daha seyrek görüşecek gibiyiz.

Bir önceki yazıma bıraktığınız şahane yorumlar için hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim. Hiç adetim olmadığı üzere  aradan bunca zaman geçtiği halde yanıtlayamadım,bağışlayın!
Şu dergi işi biraz otursun bakacağım artık.

Yılbaşına kadar buralara uğrayabilmem çok zor görünüyor. Çocuklar uzunca bir süredir yurt dışındalardı ,Noel dolayısıyla onlar da gelecekler,( doğrusu çok da özledim ) birlikte zaman geçirmek istiyorum.




Çok erken ama şimdiden herkese mutlu bir yıl diliyorum. İnşallah 2015 yılı 2014 yılından çok daha güzel geçer. Hastalıklar,felaketler ,kazalar geride kalsın,Yeni yıl çok ama çok güzel olan her şeyi getirsin !!!






22 Kasım 2014 Cumartesi

Döndüm dönemedim derken çok zaman geçti

Merhabalar sevgili blog dostlarım!
Son zamanlarda bloğumu çok ihmal ettiğimin üstüne üstlük onu instagramla aldattığımın farkındayım .İtiraf ediyorum ig. İle paylaşım yapmak çok daha hızlı ve kolay , bu iş için akıllı telefonlar yetip de artıyor  ama buranın tadı bir başka tabii!







Blog yazmak için fotoğraf çekmek,sonra bu fotoğrafları düzenlemek,yazıyı hazırlamak ,gelen yorumları okuyup yanıtlamak hem emek  hem de zaman istiyor.


Sevgili dizüstüm emekli olunca ben de nihayet bir ipad sahibi oldum. Hala kendisini tam olarak çözebilmiş değilim. Ay'a ilk insanın ayak basmadığı günlerde çocuk olan bünyem bu yenilikleri kolayca içselleştiremiyor maalesef :( Bir sorun daha var hala ipad'den bloğuma doğrudan fotoğraf yükleyemiyorum, oysa birkaç elişim ve evimin Yeni Yıl hallerini sizlerle paylaşmak istiyorum.




Artık becerebildiğim kadarıyla deyip , herkese Mutlu Hafta Sonları diliyorum !!!

 Kalın sağlıcakla !



10 Ekim 2014 Cuma

Mutlu hafta sonları !


Bayram geldi de geçti
 bile... Ben hemen bayram öncesi ağır bir gribe yakalandığım için buralara uğrayamadım.

Önceden yapılmış bir proğramımız vardı ,, Çoklukla birlikte seyahat ettiğimiz acenta ve gide gele ahbap olduğumuz bir grupla Rodos-Simi Adasına gitmek üzere bayram sabahı saat 5 de yola çıktık ve ben ancak o sabah saat 4 de az biraz kendime gelebilmiştim. İşte öyle hasta başladığım geziyi çok şükür kazasız belasız atlattım.,.

Pek çok fotoğraf çektim yine ; hatta bir kısmını düzenledim ,facebookta yayınladım ancak blog daha özenli bir çalışma istiyor taktir edersiniz ki,o nedenle henüz yayınlanma aşamasında değiller!

Etrafımız kan gölüne dönmüşken ,analar ağıtlar yakarak feryat ediyorken benim küçücük dertlerimin ne önemi kalıyor ki ?



Şimdilik sizlere huzur ve barış dolu bir hafta sonu dileyerek kaçıyorum.
Kalın sağlıcakla!

1 Ekim 2014 Çarşamba

Ekim ayı da geldi


Birçoğunuzun başına gelmiştir. Blog yazmaya bir ara verince artık kolay kolay yeniden başlamak gelmiyor insanın içinden. 

Bu ara birçok aksilik yaşadım, çok yoruldum; grip oldum ,keyfim kaçtı. Enerjim o kadar düştü ki çevremi de aynı sıkıntıya ortak etmemek adına biraz geri çekilme ,dinlenme ihtiyacı duydum.

Hayat bazen böyle olabiliyor işte ne yapalım ?


 Bu dönemde pek bir şey yapamamış gibi görünsem de hanidir okumak istediğim bir kitabı okuyup bitirdim, bir granny square (hanım dilendi bey beğendi ) kırlent daha ördüm, patchwork projemin yarısına gelebildim. 

Sonbaharın gelişiyle hava daha erken kararıyor dolayısıyla gün ışığından yararlanma süremiz azalıyor ama serin serin esen rüzgar bana çok iyi geliyor. Sıcakların gitmesine benim kadar memnun olan başka Egeli var mıdır acaba?

Bahçeyi içeri taşıdık,depoyu temizleyip bahçe mobilyalarını kaldırmak için eşimin uygun olacağı günü bekliyorum sabırla !



Bizim buralar şehir merkezine göre daha serin oluyor ,o nedenle akşamları henüz bir ısınma aracı istenmese de ördüğüm diz battaniyeleri çok işe yarıyor. Bir de çay içmeyi çok özlediğimi farkettim,soğuk limonatalar,ayranlar, limonlu sodalar önümüzdeki yaza kadar favorim olmayacak. 
Ne çay ne kahve tiryakisi olduğumu söyleyemem,bizim evde pek çay demlenmez üstelik ama şimdilerde her akşam sadece kendim için bile olsa demliyor ve içmeye doyamıyorum.  İşte bizim evde muhteşem sonbaharın gelişiyle böyle ufak tefek değişiklikler oldu. 

Ne yapalım bizim küçük bir dünyamız var ;iki insan,bir köpek ve yedi kediden oluşan bir masalın kahramanlarıyız biz...

Kalın sağlıcakla!

12 Eylül 2014 Cuma

Boyutlu hamur kabartma " Güz gülleri "...


Sonbahar romantizm mevsimi olmalı .
Evet evet öyle olmalı çünkü öyle olmasaydı  "hayatta güllü objeler çalışmam ! " diyen beni bile baştan çıkaramazdı...



Ne demişler " büyük lokma yut,büyük laf etme ! "
Boyadım boyadım nihayetinde ben de klasik anne zevkine hitap eden bir güllü kutu boyadım!

Anneee bak şimdi tam da senin istediğin gibi oldu . Hem artık " Bunun boyaları niye dökülmüş ? " demezsin  değil mi :)))




Detay ver bakayım. Hah tamam oldu .

Romantik bir hafta sonu dileklerimle !

Merak edenler için; kutuyu vazgeçemediğim Folkart tuffy ile siz deyin 4 ben diyeyim 5 kat boyadım. Yanlarına rölyef pasta çalıştım ,üstüne stencil yaptım. Hafif parlak keten rengiyle kuru eskitme yaptım. Peçeteyi aldım fotokopicinin yolunu tuttum. Sonra geldim düzgünce kesip hamurladım. Vernikledim oldu bitti.



8 Eylül 2014 Pazartesi

Köyde bir pazar sabahı !



Biz bu evimizi aldığımızda neredeyse yolu bile yoktu. Bazı hafta sonları inşaatı denetlemek için bakmaya gelirdik ,eşim yanımda olmasa ben yolu bile bulamazdım. O kadar yani ...

Şehrin oldukça merkezinde bir apartmanın 15. katındayken köydeki evimizde sürekli olarak oturacağımızı düşünemiyorduk bile.

Zamanla gele gide buraya ısındık ve yaklaşık 2 yıldır da sürekli buradayız ama ne yazık ki eski sakinlik ve doğallık kalmadı ,her yanımız inşaat ,her yanımız site; betonlaşmaya teslim olmak üzere sevimli köyümüz.

Yine de köyde oturmanın  zevkli tarafları var. Hafta sonları kurulan köylü pazarlarına bayılıyorum. Eskiden hiç pazara çıkmazdım, hatta itiraf ediyorum bu işten nefret ederdim. Şimdi hafta sonu mutlaka pazara çıkıyorum ve alış-verişimi köyün yerlisinden yapıyorum.

Bazen çok güzel peynir, zeytin, reçel, tarhana ve salça buluyor ,bulunca da fazlaca alıyorum. Kendimi yorup salça, reçel yapmaya değmiyor; o kadar az tüketiyoruz ki aldıklarım bütün kış yetiyor da  artıyor bize. 

Malum peynir çabuk bozulur. Peynir-zeytini zeytinyağına yatırarak saklamak hem akıllıca hem de lezzet açısından oldukça başarılı bir çözüm oldu.

Yöntem kolay, taze biberiye (dilerseniz taze kekik de olur ), pul biber (isteğe bağlı) sarımsak ve bolca zeytinyağı; ihtiyacınız bu . Kavanozdan tüketebileceğiniz kadarını alıp kapağını kapatın , tüm kış bozulmadan yiyebilirsiniz.





Biz kalabalık bir aile değiliz.

Oğlum büyüyüp de kendi hayatını kurmak üzere evden ayrılalıberi ki bu yaklaşık 10 yıl ediyor ,evde iki başımıza kaldık. Benim de eşimin de birer kardeşi var ama yurt dışında yaşıyorlar. Kardeşimle çok  bağlıyızdır birbirimize ,hemen hemen haftada 2-3 kez telefonla görüşürüz ama çok sık biraraya gelemiyoruz ne yazık ki. 

Ailemin tarafı da kalabalık değil. Babam tek çocuktu ,annemin iki ağabeyi vardı ,bu dünyadan yıllar önce göçtüler ve onların çocukları ... İşte hepsi bu kadarız!

Anne tarafımdan 3 kuzenim var ,aynı şehirde oturmuyoruz ama birbirimizi her fırsatta arar sorarız. Çevremiz daha çok arkadaş,dost ve komşulardan oluşur.
Belki bu nedenle kalabalık sofraları,güle oynaya yenen yemekleri çok sever ve özenirim.



Pazar günleri ise benim için çok özeldir zira eşim yalnızca o gün çalışmıyor. 
Diğer günler uzun uzun keyifle sabah kahvaltısı yapamıyoruz. Pazar günlerini çok seviyorum keşke ardından pazartesi gelmese !


Fotoğraf çekmek çok eğlenceli  de ben o kadar acıkmıştım ki daha fazla sabredemedim. Bir de her çekimden önce makine ayarlarını kontrol etmeye alışamadım. İlk çektiklerim ziyan oldu ne yazık ki...

" Eh bu kadarı da yeter !" deyip yemeye başlayınca elimde kalan düzgün fotoğraflar bunlardı!

Herkese sofrasının bereketle dolup taştığı, kalabalık, bol sohbetli ,neşeli ve sağlıklı bir hafta dilerim!
Kalın sağlıcakla!