About Me

Fotoğrafım
İzmir, Türkiye
Yasemin kokulu bahçenin kedileri ve günlük halleri hakkında... ♥ The cats of a jasmine scented garden and its daily snaps. Les chats de jasmin parfumé jardin et ses clichés quotidiens .

27 Şubat 2012 Pazartesi

Bu günlerde ben ...







Bu günlerde üzerimde bir tembellik var ki sormayın. Boyaması bitmiş ya da neredeyse bitmek üzere olan objelerimin fotoğraflarını çekmek bile gelmiyor içimden. Ne çok bahane üretiyorum bir bilseniz. Bizim ev sabahları çok güneş alıyor,'' keskin ışıkta fotoğraf iyi çıkmaz '' diyorum ,öğleden sonra  da ''dur şu işim bitsin de öyle çekeyim '' derken bakıyorum akşam olmuş. 
Lakin bu gün tembellik etmedim ,çünkü kendimi iyi tanıyorum,bir işi zamanında yapmazsam eğer daha sonra hiç yapmıyorum. Bir tür ayran gönüllülük benimki .Her şeyi yapmak isterken hiçbir şeyi tam yapamamak da defolarımdan biridir.
Neyse sözü çok uzatmayayım;yukarıdaki tombul horozları besleyen kız çocuğunun olduğu kutuyu yün işlerim için boyadım. Fotoğrafta ne kadar belli oluyor bilmem ama epeyce büyük bir kutu. İçi hatırı sayılır miktarda  yumak alabilecek. Benim kızlar yün kutularımda yatmayı pek sevdiklerinden korkarım bunun da akibeti  aynı  olacak ama ben yine de severek isteyerek boyadım işte...




Nasıl yabancı bloggerler gibi tepsili poz verebilmiş miyim ? Bu pozu vermesen çatlardım ,eşime bu fotoğrafı çekmesi için ne kadar dil döktüm bir bilseniz :)

Geçen haftalarda bir de tepsi yapmıştım en kocamanından . Yazın bahçede servis yaparken içini bir defada doldurayım da mutfağa git gel yapmayayım diye. O da tembelliğim neticesinde ortaya çıktı anlayacağınız. Yalnız sergimiz açılınca eve gelmeden doğru sergiye gitti . Eh biraz gezip dolaşmış oldu,olsun o kadar...
Tepsimin görseli çok sevdiğim Dabby Mum'dan . Bir kaç teknik kullandım aynı anda . Budak dokusu efekti ,dekupaj ve son zamanlarda favorim olan iki renkli stencil uygulaması. Atölyede yüz kat vernik döktük ki dayanaklı olsun. Ne de olsa yaz için hazırladım,bol limonatalı günler için yani ... Şeyda Hanımcığım ''içinde karpuz kesmedikçe hiçbir şey olmaz '' diyor . Sahi yaz gelse de yine ev yapımı limonatalar içsek ,karpuz kessek dolaba koysak sonra da soğuk soğuk yesek değil mi?
 Önümüzde daha kazma kürek yaktıran mart olsa da İzmir'de birkaç gündür bahar havası var. Muhtemelen Ankara ve İstanbuldaki dostlarım hala kar kış nedeniyle gönüllerince gezip dolaşamıyorlar ama geçen hafta  güneşi gören İzmirliler kendilerini deniz kenarına ,parklara attılar.  Benim limonata karpuz muhabbetim tamamen bu havalardan anlayacağınız.
Havadan sudan sohbet için daha vakit erken ,o halde en güzeli ılık güneşli bahar aylarını yeniden sağlıkla görmeyi umut etmek...

Sevgili MUZURELLA beni mimlemiş. Benim  mimlerle aram pek iyi değil ama  Muzurella pek şirin bir genç arkadaş nasıl kırabilirim ki onu ? Neyse ben yanıtlara geçeyim ve '' mimlenmek isteyen kendisini mimlesin ''diyeyim;

1)En sevdiğin şeyler nelerdir? Nelerden hoşlanırsın?


Sabah kahvesi,pazar kahvaltısı,patlamış mısır eşliğinde film izlemek,dekorasyon dergilerine dalıp gitmek,boya yapmak,örgü örmek,bahçede yayılıp kitap okumak,kızlar oynarken onları seyretmek,Paşabahçe'de raflar arasında kaybolmak...

2)Bilgisayarda vaktini neler yaparak geçirirsin?


Önce her sabah maillerime bakarım,readerdan abone olduğum bloglara göz atarım,yorumlar varsa yanıtlarım. Pazar günleri de skypedan oğlum ve gelincikle  konuşurum. Zamanım varsa dekorasyon sitelerinde gezinirim.


3)En sevdiğin film nedir?İzlediğin ve hafızanda kalan veya kesinlikle izleyin dediğin?


Zaman zaman değişiyor ama son zamanlarda en beğendiğim film The Help oldu,mutlaka izlenmeli. Hugo'ya da bayıldım,zaten her ikisi de çeşitli dallarda Oscar adayları arasındaydı .

4)Şu aralar almak istediğin şeylerin listesini yapsan bunlar neler olur?


Oğluma araba almak isterdim,benimki daha idare eder !

5)Şu sıralar en çok dinlediğiniz şarkılar nelerdir?


Şarkı değil ama aracımda seyahat ederken Nilüfer'i ve Yanni'yi dinliyorum.


Hepinize güzel ve verimli bir hafta diliyorum.
Kalın sağlıcakla!

20 Şubat 2012 Pazartesi

Rustik çay kutusu ve üzümlü kurabiye









  Canı sıkkın olunca kendini tatlıya verenlerden misiniz ? Ben öyleyim de... Bu sabahım pek iyi başlamadı, sevgili dostum  BEGONVİLLİ EV 'in  yazarı İsmet Hanım'dan İzmir'de bir deri bir kemik kalmış , nasıl olup da hala hayatta olduğuna  şaştığım bir köpeğin yardım çığlığı geldi kulaklarıma . Hiç duraksamadım bile hemen derneği aradım ,başkanımız harekete geçmişti bile. Köpeği almaya gitmişler ve şükürler olsun ki bulmuşlar. Halini görseniz içiniz acır ve insan olmanın gereğini yapmak için siz de bir an bile duraksamazdınız. 
  Malum günlerden pazartesi bizim evde günlük işler bu gün ikiye üçe katlanır. Sabahtanberi bir yandan ev işlerimi yapıyorum bir yandan da iç sıkıntımı gidermenin yollarını arıyorum. Böylesi günlerde neşelenmek için sıcacık misler gibi ev kurabiyesinden daha etkili yol yoktur ! 
  Açtım kileri ,aldım malzemeleri önüme ; '' hımmm ,şöyle bol kalorili üzümlü kurabiye iyi olur '' dedim. Yoğurdum ,pişirdim . Fırından çıkar çıkmaz fotoğrafladım siz blog dostlarım için.
  Öyle ahım şahım bir şey değil ama inanın çok lezzetli olmuş . Kokusu eve yayıldı,bakarsınız kokuyu alan bir iki dost çalıverir kapımı :)
Merak edenler için;
Malzemeler:
250 gr.lık margarinin 4/ 3 ü + 3 kaşık sıvı yağ 
4 + 1/4 su bardağı un
2 çorba kaşığı yoğurt
1 su bardağı toz şeker
2 yumurta ,birinin sarısı üstüne ayrılacak
1 tatlı kaşığı tarçın
1 su bardağı kuru üzüm
1 beking powder
göz kararı irice dövülmüş fındık 
 Hikaye malum ,yağ oda sıcaklığında olacak ,tüm malzemeler biraraya getirilip yoğurulacak, hamurdan irice ceviz kadar parça kopartılıp  elde yuvarlanacak, üstüne yumurta sarısı sürüldükten sonra  ,fındık kırığıyla süslenip 170 dereceli ön ısılı fırında yaklaşık 20 dakika kadar pişirilecek. Yanında çay demlenip afiyetle yenilecek !
  Geleyim çay kutusuna . Bunun da bilinmedik yönü yok . Kutu , bitki çayları ve- çay tiryakileri  duymasın - tek kullanımlık çay poşetleri karton kutularından kurtulsun ,onlar da süslü püslü bir eve kavuşsunlar diye tarafımdan boyandı. Önce 2 kat kahverengine boyadım, güzelce mumladım ; elimdeki dekupaj kağıdının renklerine uygun bir boya karışımını deneye yanıla buldum ,2 kat da adı belirsiz renge (!) boyadım . Tam kurumadan zımparaladım. Kağıtları kestim ,hamur kabarma yaptım ,yapıştırdım. Dekupaj tutkalıyla 2 kat kağıtları korumaya aldım . Gittim geldim 4 kat da sprey vernikledim ve tata tata taaaa !!! 
''  İşte benden bu günlük bu kadar '' demek isterdim ama  daha işim çok ,2 makine çamaşır yıkadım kururlarsa ütülerim yok kurumazlarsa yarın Belkıs'a kalır :) Canları isterse,ben şimdi bir bardak çay koyuyorum kendime ,eşlik eder misiniz bana ?
 Sevgiyle kalın! 
Yüreğinizden merhamet ,sofranızdan bereket eksik olmasın !

19 Şubat 2012 Pazar

Lütfen Taraf Tutun !












Açıkçası benim de haberim yoktu. Eğer tembel tembel balkonda oturup gazete okuyor olmasaydım bu protestoyu göremeyecektim de...
Günler önce sirk gerçeği hakkında yazmıştım anımsıyorsanız. Hatta yazımın bir kopyasını Sevgili Ömür Gedik'e de gönderdim ama henüz dönmedi . Hayvan hakları konusundaki hassasiyetimi, hayvan haklarının aslında diğer canlıların yaşam hakkından ayrı tutulmaması gerektiğini ben ve benim gibi düşünen büyük çoğunluk zaten biliyor. Amaç olayın ne vahşi boyutlarda yaşandığının farkında olmayan duyarlı kişilerde farkındalık yaratabilmek.
Nerede kalmıştık? Pazar öğleden sonrası  balkonda otururken gördüğüm bu küçük protesto grubunun amacını hemen anladık ve eşimle birlikte onlara katıldık . Grup benim dahil olduğum SEHAYDER olmasa da amacımız birdi ve onlara destek vermeliydim. 
Bir avuç insan güzel ve güneşli pazar günü öğleden sonrasını böylesi bir amaç için burada geçiriyorsa onları kutlamak gerekir. 
Sirkler bizleri eğlendiriyor dostlar ama sirklerdeki hayvanlar inanın hiç eğlenmiyor ! Önceki  postumu  anımsıyorsunuz değil mi ?
Asıl trajikomik olay ise bir yandan protesto eylemleri sürüyor bir yandan da çocuklarına hayvan sevgisi aşılamak isteyen (!) aileler çocuklarının şaşkın bakışları arasında sirke gelmeye devam ediyorlardı. Ne diyeyim ,keşke benim gördüklerimi onlar da görebilseydi !
Güzel geçsin haftanız!

17 Şubat 2012 Cuma

Sergimizden görünümler !


Dekoratif boyamanın büyülü dünyasına hoşgeldiniz!


Atölyemizin çalışkan ve de güleryüzlü kursiyerleri ,Atölye'nin sahibi Şeyda Budak ve hamarat Aslımız !


Arkadaşlar buraya gelenin huyu değişiyor haberiniz olsun. Kıskançlık başlıyor! Herşeyi ,her gördüğünüzü yapmak istiyorsunuz. Daha elinizdekini bitirmeden bir diğerine başlamak için sabırsızlanıyor,her objede sıkıntılarınızın  hafiflediğini gördükçe daha mutlu oluyorsunuz . Kısacası burası bağımlılık yapıyor !




Sevgili  Sevil, Şeyda hanım, Kurabiye Kokusu  Aslıcığım






Ziyaretçiler...




Cuma grubundan Bilge Hanım ve bir tanecik Şeyda Hanımcığım !


Sergimiz de Atölye günleri gibi neşeli geçiyor.  Laf aramızda sergi bizim için de çok yararlı oldu. Kendi grubumuzun yaptıklarını görüyorduk ama sergi sayesinde diğer grupların cicilerini de görme şansımız oldu. Böylece fikir alış verişi yapma olanağı bulduk. 
Bol bol fotoğraf koymaya çalıştım ,zaten fazla söze gerek de yok. Her şey ortada ! Keşke her ilde Atölye olsa değil mi ? Ben İzmir'de yok diye o kadar üzülüyordum ki. Demek çok isteyince oluyormuş . Evrene gönderelim mi hep birlikte isteklerinizi ?
Öyle böyle derken haftanın sonuna geldik bile. Tüm dostlarıma gönüllerince bir hafta sonu diliyorum.
Sevgiler...

16 Şubat 2012 Perşembe

Gönül ne kahve ister ne kahvehane,gönül sohbet ister kahve bahane !




El açması kıymalı patatesli börek ,


Olmazsa olmazım zeytinyağlı yaprak dolması,


Kakaolu kek,


Mısırlı ,kaparili tavuk salatası ,


  Vişneli Cheescake ( mmm! )


İzmir'in kızları !


Çok şişman çıkmışım :(


Dikkatinizi çekerim,gökkuşağı çift :)



Bu sabah puslu ve soğuk başladı ,bir kaç kez sağanak şeklinde yağan yağmur bizi şaşırtmadı... Güneş zaman zaman yüzünü gösterip kaçtı  ama doğanın sürprizleri daha bitmemişti. Birdenbire   gökyüzünde sürpriz bir    gökkuşağı belirdi hem de iki tane birden ! Bir güne bu kadar şey sığar mı ? 
Dahası var ,biz bu gün yedik içtik ama en çok da konuştuk dertleştik. Yok dedi-kodu yapmadık bu gün ama dünyayı biz kadınların daha iyi idare edeceğine dair kanaatimiz daha da güçlendi .
Yediğimiz içtiğimiz bizim olsun. Zaten pek öyle bilinmedik tarifim  de yok açıkçası. Çoğunun tarifini daha önceleri vermiştim zaten. Dileyen yeme -içme etiketimi tıklar bulur ziyadesiyle. Yemek bloggeri arkadaşlarıma saygısızlık etmek istemem hem ben...
Dostlarla olmak terapi gibi,ne yeyip içtiğimizin önemi var mı ?
Bu gün bizim havamız böyleydi işte. 
İyi ki böylesi komşularım var benim . Büyük şehirlerde apartman komşuluğu yok(muş ) . Şanslıyız biz,benzer yönlerimiz çok ama farklılıklarımızı zenginliğe  çevirmeyi  başardık. Benzeyen ruhlar olsun ,yaşlar varsın tutmasın birbirini. 
Arkadaşlarımın tümünden izin alarak yayınlıyorum düne ait kareleri...
Sizin de gününüz güzel ama çok güzel geçmiştir umarım. Bundan sonrakiler  daha da güzel olsun !

13 Şubat 2012 Pazartesi

Ece Aymer Craft House İzmir'in Sergisi

Sevgili blog dostlarım,
Bu gün size iki güzel  haber vermek istiyorum.
Birincisi biz İzmirli dekoratif boyama sevdalılarının adresi  Ece Aymer Craft House İzmir'in  ,yani dilimden düşürmediğim Atölyemiz'in 2012 yılı 1. Dönem Sergisi 14 şubat salı günü (yarın ) Mavişehir Egepark AVM. de açılıyor. Atölyemizin dünya tatlısı ,güler yüzlü sahibi Şeyda Budak ve bizlere dekoratif  boyamayı  sevdiren , hepimizin tanıdığı ve çok sevdiği sevgili Ece Aymer'de ilk gün bizlerle olacak. Kaçırmayın derim ben .
Bir diğer haberim de Atölyemizin sahibi Şeyda Hanımcığım blog dünyasına BOYACI KEDİ adlı bloğuyla merhaba dedi. Bizlerin ellerinden çıkan güzel örnekleri artık oradan izleyebileceksiniz. 
Bu post da fotoğrafsız kalmasın ,4 ayda yaptığım boyamalardan hazırladığım kolajla sizlere güzel bir hafta diliyorum !


Sirk gerçeği


Her yarıyıl tatilinde bizim evin yakınına sirk kurulur. Benim de zorla doğal yaşamlarından koparılarak küçücük sandıklar içinde hapsedilmiş bu hayvanların diyar diyar gezdirilip insanoğlunu eğlendirmek için çektiği eziyete içim yanar. 
Sirkler sadece hayvanseverlerin değil çevrecilerin de tepkisini çekmesi gereken çevre kirliliğini beraberinde getirir.
Siz belki de işin bu yönünü hiç düşünmediniz ama gelin fotoğraflar anlatsın size işin ne korkunç boyutlarda yaşandığını.



Bu yıl deniz canlılarının esaretini izliyor çoluk çocuk.


Köpekler kafeslerin içinde ...


Sirkin atıkları arsaya öylesine bırakılıyor. Sirk bütünüyle  toplanıp çadırlar söküldükten  sonra belediye gelip vidanjörle boşaltıyor ama ya o zamana kadar çevreye verdiği zarara ne demeli?


İnsanlar küçücük çocuklarını bile kucaklayıp getiriyorlar . Sorumluluk sahibi ebeveynler ya ondan (!)




Sıranın kendilerine gelmesini bekleyen foklar. Bu hayvanlar suda yaşamalı ama dakikalarca böyle beklediler gariplerim :(



Neyse sıra onlara geldi de bekleyişleri sona erdi. Şimdi içeride gösteri yapıp dışarıda ne olup bittiğinin farkında olmayanları eğlendirecekler.



Bu kutuda ne var ?



Penguenler :( Daha ne diyeyim ?




Çevre kirliliğine biraz da gösteriyi izlemeye gelenler katkıda bulunuyorlar (!)

Nasıl biraz olsun düşünceleriniz değişti mi ?
Unutmadan komşumuz Yunanistan Avrupa Birliği ülkeleri içinde sirkleri yasaklayan ilk ülke oldu.
Mutlu bir hafta dileklerimle...

10 Şubat 2012 Cuma

Karışık ve uzun bir post


  Baştan söyleyeyim uzun ve karışık bir post olacak bu. Ama bir yerlerden başlamalı öyle değil mi ?
  Bu hafta arsızca gelen  grip ve beraberindeki idrar yolları enfeksiyonu canımı epey sıktı. Şimdi daha iyim ama tam  olarak düzelene  kadar dinlenmeye devam. Sizlerden gelen güzel yorumlarla moral depom ağzına kadar doldu . Çok ama çok teşekkürler. İyi ki hayatımdasınız !
  Eveet ne diyordum ben ? Yukarıdaki mavi kavanozlar boyanalı çok oldu ama üşengeçlikten bir türlü fotoğrafları çekilemedi . Biraz da '' ben şunu yaptım,bunu boyadım '' şeklinde bir posttan kendim dahi sıkılmışken sizi haydi haydi sıkarım diye yayınlanmak üzere uygun günü ve eşref saatimi bekledi.
Cam boyamak sabır istiyor,kaç kat boyadığım hakkında en ufak bir fikrim yok. Boyadım hamur kabattım ,kestim yapıştırdım. Çok özenerek ne severek çalıştım ama rengi mutfağıma hiç uymuyor ,neyse bir yerlerde kullanırım artık.



Bu ahşap tabak kahverengine boyanmış ve dorelerle süslenmiş olarak yıllar önce bana bir arkadaşım tarafından hediye edilmişti. Zevkime uymuyordu ama atamadım satamadım. Bir köşede öylesine duruyordu. Bir gün aklıma geldi saklandığı yerden çıkardım güzelce zımpara yaptım ,zemini krem  rengine boyadım, dışına stencille  kırmızı puanlar kondurdum,içine peçete ile kolaj  yaptım rastgele . Yılbaşı temalı olması tamamen rastlantı evde  mevcut peçetelerimden en uygunu buydu. Bunu da bir yerlerde kullanırım nasıl olsa.


  Benim kızların müdahil olmadığı bir post mümkün mü ? Ortalığı toparlarken beni izleyen Küdük o kadar güzeldi ki dayanamadım 3-5 poz çekiverdim. Küdük kediden ziyade köpek gibi bir hayvan. Çağırınca koşa koşa gelir,evde hep benimledir. Yemek yaparken mutfakta,el işi yaparken kucağımda,yatarken başucumda. Mükemmel bir ev arkadaşıdır. Tagaddi örneğin çok bireyseldir. Kalabalıktan hoşlanmaz,evde bizimle nadiren -yalnızca akşam eşim eve gelince - takılır. Dolap üstlerinde yatar,kızlardan yalnızca Keşkülle oynar. Köpek gibi başını kaldırmadan ve hızlı hızlı yer yemeğini ,kedi gibi gidip gelip 2 lokma atıştırmaz. Neyse daha fazlası için kendi blogları var zaten siz biliyorsunuz. 
Bakınız  KIZLARIM



  Bu şahane patchwork yorganın şemasını ücretsiz olarak indirmek için TIK TIK






  Yüksek çözünürlüğe sahip arka planları istediğiniz gibi kullanabilirsiniz
Daha fazlası için TIK TIK

  El sanatlarıyla uğraşan çoğumuzun tanıdığı Dabby Mumm 'dan söz etmek istiyorum biraz da. Bu harika kadın patchwork,scrapbooking,tekstil,kutlama kartı deyince akla gelen ilk isimlerden biri. Elliden fazla kitabı olan bu sanatçı 1980 'li yıllardan beri ailesiyle kendi adıyla anılan büyük bir şirketi yönetiyor. Kendi tasarımı olan görsellerine ben de hayranım ve bir kaç dekoratif boyamamda arka plan olarak onları kullandım.
Bakınız  KAHVE SEHPAM
Birkaç kitabını ve 2012 takvimini Amazon'dan sipariş ettim ama yazdan önce elimde olamayacaklar maalesef . Arzu edenler için görsellerini ücretsiz olarak indirebilecekleri lingi verdim. Bu siteyi ve lingi çoğunuz biliyorsunuz belki ama ben geç keşfettim ,beni bağışlayın.
  Patcwork benim ilk gözağrımdır ,daha önce de söz etmiştim. Özellikle country tarzında dekore edilmiş evlere çok yakışıyor. Dabby'nin kitaplarının tanıtımlarına dalınca bu aşkım depreşti yine. Bu yıl için geç kaldım ama önümüzdeki yıl yeniden kursa katılmayı düşünüyorum. Kurslar motive ediyor insanı. Fikir alış verişi oluyor ve sosyalleşme için de olanak sağlıyor. Aslında el sanatlarının içinde patchwork en sosyal olanı. Yurt dışında bu kurslara katılanlar özellikle yorganlama aşamasında yardımlaşıyorlar. Zaten bu işin en güç kısmı da orası yoksa minik minik parçaları elde dikmek en zevkli yanı. Yok yok anlaşıldı önümüzdeki yıl kursa gitmem şart benim...


  Kış bitmedi biteceğe de benzemiyor. Ilıman iklime sahip Ege Bölgesi dahi bu yıl fazlasıyla aldı nasibini soğuktan. 
  Bu eldivenler de örgü tasarımcısı Freja'ya ait . Eldivenleri beğeniyseniz açıklaması için :
Şahsen ben bayıldım. Her ne kadar eldiven taktığım gün sayısı sahip olduğum eldivenlerden daha az olsa da yapmayı  deneyeceğim .
 Hani '' Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz '' demiş olsa da Ziya Paşa herkesin yapabildiği yetenekleriyle sınırlı . Bende laf çok ... Daha fazlasına tahammül etmek zorunda bırakmadan sizleri ,şimdilik hoşça kalın. Kendinize çok ama çok iyi bakın lütfen. Güzel bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle sevgiler bizim evden sizlere...