About Me

Fotoğrafım
İzmir, Türkiye
Yasemin kokulu bahçenin kedileri ve günlük halleri hakkında... ♥ The cats of a jasmine scented garden and its daily snaps. Les chats de jasmin parfumé jardin et ses clichés quotidiens .

26 Ağustos 2011 Cuma

İyi bayramlar !





  Bayramdan önceki son hafta sonu. Yalnızca o kadar mı ? Yaz mevsiminin de son hafta sonu.
Hani misafirliklerin de son günleri çok güzeldir ya bu hafta sonu da çok güzel olacak,öyle hissediyorum. Bir kere evlerde tatlı bir telaş var. Yarın ve ondan sonraki gün pek çok kişi bayram tatili için yollara düşecek. Bu akşam valizler son kez gözden geçirilecek ama illa ki çok önemli bir şey yine unutulacak :) Tatile çıkmayıp bayramı evde eş dost ve akraba ziyaretiyle geçirmek isteyenler ise  hazırlayacakları nefis yemekler,tatlılar için  alış-veriş listelerini gözden geçirmekle meşguller.

 '' İkramlıkların adı kondu mu yapması kolay zaten '' derdi annem. Her önemli gün öncesi günlerce liste yapardı. O zamanlar bu kadar market de yoktu. Erzaklar(!) belli yerlerden ama hepsi de özel olan yerlerden alınırdı. Günler öncesinden Kemeraltı turu başlardı bizim evde. Havra Sokağı'ndan  file file erzak taşırdık .Sahi geçenlerde Havra Sokağı'na gittim de bayat balık kokusundan, sıcaktan kendini koyvermiş  sebze meyvaların tezgahlardaki çirkin görüntüsünden sokağa girmemle çıkmam bir oldu. Çok üzücü :( Ne diyordum ? Tatlılar evde yapılırdı. Rahmetli babaannem çok güzel kalburabastı yapardı örneğin,annem en az 2 çeşit börek açardı,yaprak sarması ise bir tencere falan olmazdı,o kadarı kime yetecek ? Evde oruç hiç aksatmadan tutulurdu ama aydın insanlardı bizimkiler,konuklar için likör çikolata da alınırdı.

Ya mendiller? Mendilleri anımsayanınız var mı ? Para öyle alenen tutuşturulmazdı çocukların eline,küçücük mendillerin içine gizlenirdi. Ne incelik !

Bayramlık yepyeni giysi ise çocukların en güzel anısı olmalı... Her şeyin çabucak tüketilmediği zamanlarda sık sık  alınmadığı için mi bilmiyorum giysiler de çabucak bir kenara atılmazdı . Okullar açılırken formalar gözden geçirilir kısalan etek boyları uzatılır ,yıpranan gömleklerin ayakkabıların yerine yenisi alınırdı elbet ama bayramlıkların yeri bambaşkaydı. Çoğu kez annem kendisi dikerdi bize... Hatta genç kız olduğum zamanlarda hazır giyim yaygınlaşmıştı ama ben hala annem diksin isterdim giysilerimi. Kardeşim ilk dakikadan kirletirdi üstünü başını ama ben leke olacak diye  bayram boyu  doya doya oynayamazdım bile. 

Bayram ziyaretlerinin yeri ise bambaşkaydı. Akrabalardan bayram harçlığında cimrilik etmeyenlere hemen gidivermek isterdik de elimize içi boş mendil tutuşturanlara gidileceği zaman dozunu kaçırdığımız tatlıdan dolayı karnımız ağrıyıverirdi (!)kardeşimle benim . O zaman annem kızar söylenir, babamsa '' öbür bayrama götürürüz çocukları Necmiye '' deyiverirdi. Evde kalmak da akıllıca olmazdı ki tek kanallı televizyon kardeşimi oyalayamaz ,oyuncaklarını etrafa saçar,toplaması da bana düşerdi. Ahhh kardeşim! Kaç bayramdır gelemiyor  ülkesine bir bilseniz...

Bayramla ilgili her anı güzel değil elbet. Hüzünlü olanlar da var. Örneğin gurbet ... Annem bayramlarda hüzünlenirdi çünkü  o bir gurbet geliniydi ...Ailesinden uzakta bayramı hep buruk kutlardı ,biz de çocuk aklımızla bunu bilir ama anlamak istemezdik. Bir kaç yıldır benim de tek oğlum yanımda olmuyor bayram sabahı. Elimizi öpüp kıkırdaya kıkırdaya harçlığını almıyor ama ne yapalım zaman değişti değil mi ? Çocuklar büyüyorlar ve yuvadan uçuyorlar. Sağ ve sağlıklı oldukları sürece kutlanacak günlerimiz  daha çoook olacak !

Bu yazı hüzünlü olsun istemedim aksine bayram koksun ,evlere bayram neşesi getirsin istedim. O halde herkese mutlu neşeli bereketli sağlıklı kıpır kıpır bayramlar dilerim.

19 Ağustos 2011 Cuma

Mutlu geçsin hafta sonunuz !


Özgür bırakın içinizdeki çocuğu,eğlensin gülsün bu hafta sonu. Ya da odun ateşini izlerken serin yaz akşamında  tatlı tatlı sohbet edin dostlarla... Ama her koşulda mutlu geçsin hafta sonunuz !

11 Ağustos 2011 Perşembe

Coletté'in Evi'nin Kızlar Talan Etmeden Önceki Hali 1








 Vee...




Dün Rahime ve ben sabahtan akşama kadar haftalık olağan kazınmamızı gerçekleştirdik (!) Rahime benim yardımcım haftada bir kez geliyor. İki insan üç hayvanlı eve bu kadarı yetmiyor elbet ama emekli olduğumdan bu yana kendi işimi kendim görmek bana daha doğruymuş gibi geliyor. 
Sabahları -çalışma günlerimden kalan alışkanlıkla- erken kalkarım . Kahvemi içmeden güne başlamam. Keşkül dolaştırıldıktan ,evdeki ve sokaktaki kediler doyurulduktan ,suları kontrol edildikten sonra evin günlük işlerine koyulurum . Çoğu kez sabah ışığını kaçırıp güzel fotoğraflar çekememiş olurum.
Dün temizlik sonrası ,ışık yetersiz olduğu halde ortalık dağılmadan evin bir fotoğrafını çekeyim dedim . Böylece bu günkü  yazımın konusu da belli oldu. '' Coletté'in Evi'nin Kızlar Talan Etmeden Önceki Hali :))) ''
Burası evin arka bahçesine bakan küçük ama aydınlık yatak odam ve yatak odamın içinde yer alan mini minnacık banyom.
Uykum hafiftir benim ve herhangi bir nedenle uyanırsam kolay kolay dalamam uykuya. Bu nedenle yattığım odanın konumu çok önemlidir benim için.
Sokağın gürültüsü neredeyse hiç gelmiyor buraya,yalnızca kuş sesleri ve bir de o gece dışarda alemlere aktıysa (!) sabaha karşı eve uğrayan Tagaddi'nin ince cılız ''ben geldim kapıyı aç '' diyen miyav ! sesi...
Evin tadiladı sırasında küçük olan bu mekanı aydınlık kılacak yumuşak ve açık renklerle dekore ettim ,çok ta iyi yapmışım her şeyden çabucak sıkılan ben bu odadan henüz sıkılmadım :)
Bu sıcak yaz günlerinde herkese huzurlu ve deliksiz uyku dilerim !

9 Ağustos 2011 Salı

ÇİĞDEM !



Siz ayçiçeğinin kavrulmuşuna ''ay çekirdeği '' dersiniz ama  biz O'na '' Çiğdem ''deriz ve yaz geceleri parklarda bahçelerde çıtır çıtır ! afiyetle yeriz ! Kabuklarını asla yerlere atmayız ama !
Bu aralar üzerimde nasıl bir uyuşukluk var anlatamam. Canım hiçbir şey yapmak istemiyor, alıyorum elime kitabımı serin bir yer bulup kıvrılıyorum ...
Tembelliğimin gelip geçici olmasını diliyor herkese çıtır çıtır kıpır kıpır günler diliyorum.
not: ayçiçeğini çalışkanlık günlerimde işlemiştim :)

5 Ağustos 2011 Cuma

Tembellik kalk git üzerimden!






Biraz sıcaklar biraz isteksizlik derken bu hafta canım hiçbir şey yapmak istemedi.
Bahçede şeftaliler olgunlaştı ,oğlum bu yaz elleriyle koparamadan döndü ,onun için marmelat yapmak istiyorum,gelince yesin! Üşeniyorum :(
Neyse ki kışlık domates-biber karışımı sosumu yaptım. burada Geçen yaz geç kalmıştım da istediğim gibi kırmızı biber bulamamıştım pazarda.
Kaneviçeyi ancak akşamüzeri hava serinleyince alabiliyorum elime,yavaş gidiyor :(
Bu hafta böyle geçti...
Herkese eğlenceli ve verimli bir hafta sonu diliyorum. Sevgili dostlar kendinize çok dikkat edin bu yıl Ramazan çok sıcağa denk geldi, en güzeli yavaş ve sakin olmak !

1 Ağustos 2011 Pazartesi

HAYIRLI RAMAZANLAR







  Bizim evde Ramazan çok keyifli geçerdi. Ailemin evi İzmir'in eski yerleşim yerlerinden o zamanlar oldukça nezih bir semt olan Halil Rifat Paşadaydı. Komşuluk ilişkileri kuvvetli ,insanların birbirine saygı gösterdiği yardımlaşmanın olduğu sıcak bir İzmir sokağında yaşarlardı. Beylerin tümü ya memur ya esnaftı,hanımlar ev hanımıydı ve biz çocuklar aşağı yukarı aynı okullara giden birbirini tanıyan kavga gürültü nedir bilmeyen çocuklardık. Kimimiz okulda çok başarılıydı, kimimiz öğretmenlerimizin hemencecik gözden çıkarıp '' Bu çocuk okumaz,alın bunu okuldan ,dikiş nakışa verin ! '' dediği tembel çocuklardık. 
  Yazın tek tük arabanın geçtiği sokağımızda yakar top oynar , akşamları büyüklerden birinin gözetiminde sokağın sonundaki açık hava sinemasına gider Cincibir gazozu eşliğinde çiğdem çitletirdik. Her akşam iki film olurdu ama babam ikincisini izlemeden ''geç oldu '' deyip gelir beni sinemanın kapısından alırdı. Çok üzülmezdim çünkü adet buydu. Özgürlük ama bir yere kadar !
  Ramazan faslına gelemedim daha değil mi? Komşuluk güzeldi demiştim ; Ramazan yaza denk gelince daha çok sevinirdik çünkü sahura kadar birimizin bahçesinde-balkonunda oturur o saatlerde tek kanallı televizyonumuzun yayını da olmadığından ya sessiz sinema oynar,radyo dinlerdik ya da  işleyip bitirmesi annelere kalacak olan yaz nakışımızı yapardık . 
  Çocuklar çoğunlukla uyuyakalır ,biz daha büyücek olanlar sahurdan sonra ertesi gün öğleye kadar sürecek olan uykumuza teslim olmak üzere evlere dağılırdık.
Kışın ailem ''okulun var ,aklıma ders girmez'' diye oruç tutmama pek izin vermezdi. Beni sahura kaldırmayı unuturlar (!) ''hafta sonu tutarsın '' diye avuturlardı.
  Ben ritüelleri severim. Ramazan sofrasında ne yendiğinden çok nasıl yenildiğini anımsıyorum. Aile büyükleriyle birarada geçen çocukluğumda ben büyürken babaannemin üzerimdeki etkisini yadsıyamam. Çok aydın ve kültürlü bir hanımdı Allah rahmet eylesin! Bizlere sofra adabını o öğretmiştir. Ramazanda sofraya her zamankinden daha erken oturulur sessizce radyodan okunan kur'anı dinler ,ezanla birlikte su ya da zeytinle açardık orucumuzu. Biz Egeliyiz sofrada yaz-kış bir tabak yağlı zeytinimiz olurdu. Hurma yalnızca konuklar gelince sofrada çeşit olsun diye alınır, ithal gıda nedir bilmezdik. Soğuk içecek olarak ya annemin kol gücüyle çırptığı ayranı ya da mevsiminde vişneyi kaynatarak  yaptığı vişne şurubunu bilirdik. Yine hafta sonu annemin içini hazırladığı mis kokulu pideleri iftarda ailece yemekten çok zevk alırdık ki ben o odun ateşinde pişen pidelerin tadını hala unutamam. 
  Migren ataklarım ve hipoglisemim nedeniyle ne yazık ki yıllardır oruç tutamıyorum. Ramazan da sadece oruç demek değil elbet. Ramazan ailenin toplanması demek,insanın kötü huylarından arınması demek. En önemlisi Ramazan barış demek... 
Tüm insanlığın Ramazanı kutlu olsun. Dünyada barış ve sevgi tüm kötülüğün üstesinden gelsin !
HAYIRLI RAMAZANLAR !

Not: Görseller bahçemden !