About Me

Fotoğrafım
İzmir, Türkiye
Yasemin kokulu bahçenin kedileri ve günlük halleri hakkında... ♥ The cats of a jasmine scented garden and its daily snaps. Les chats de jasmin parfumé jardin et ses clichés quotidiens .

30 Mart 2011 Çarşamba

Tarçınlı kurabiye



Çayın en iyi dostu ev yapımı sıcacık tazecik tarçınlı kurabiye...
Gerçekten çok hafif ve yapımı da bir o kadar kolay,tarifi bana ait :)
Son zamanlarda keklerimde kurabiyelerimde fındık yağından başka yağ kullanmıyorum.Hem hamur işlerine kattığı aromayı seviyorum hem de çok sağlıklı ve çok hafif...
Kurabiyeyi küçük bir tepsi için hazırladım ,hemen yensin bitsin ;artık evde hamur işi bulundurmuyorum.Ne kadar az yapsam da komşularıma komşuluk hakkı vermeye çalışıyorum sıcacık ve tazecikken...
Malzemelerim de çok az ve her zaman evde bulunabilecek cinsten:
1+1/25 küçük su  bardağı  toz şeker
1 küçük su bardağı fındık yağı
1 paket hamur kabartma tozu
1 tatlı kaşığı tarçın
1 yumurta beyazı hamurun içine sarısı üstüne
8-9 çorba kaşığı tepeleme un(yaklaşık 3 bardak yapıyor )
1 çorba kaşığı tepeleme yoğurt

Tüm malzemeyi karıştırıyorum,aman dikkat çok yoğurmayalım o zaman katı olurmuş Jamie 'den öğrendim. Tepsiye pişirme kağıdı seriyorum,  irice ceviz büyüklüğünde yuvarlayıp yumurtaların sarısını sürdüğüm hamurları çok sıkışık olmayacak düzende sıralıyorum,öncesinde kek piştiği için sıcak olan fırına verip 160 -170 derecede 15-18 dakika pişiriyorum.Ilınınca tepsiden alıp servis tabağına koyuyorum.
Fotoğraftaki kadar kurabiye elde ediyorum.Benim hilem hamuru mümkün olduğunca çok dinlendirmek,hatta mümkünse bir gün önceden yapıyor ve buz dolabında bekletiyorum !
Afiyet olsun !

26 Mart 2011 Cumartesi

Colette'in evinde bahar

Keşkül için ılık bahar güneşinin verdiği rehavetle tembel tembel uyuklamak demek ;

Benim için bir türlü bitirilemeyen dikiş nakış işlerine küçük bir mola vermek ;

Evimi mis kokulu zarif,frezyalarla,

Tomurcuk sarı ve

Pembe güllerle süslemek demek.

Küdük Hanımefendi için poz vermek,

 Her koşulda oyun oynamak demek...


Güneş henüz ortalığı ısıtacak kadar göstermese de yüzünü miskinlikten sıyrılmanın zamanı geldi.Bahar en azından bizim eve geldi;sizin evde durum nasıl ?
Hafta sonunuz sıcacık,neşeli ve bol güneşli geçsin !

23 Mart 2011 Çarşamba

Allah'ım bu ne iştir ?

    Bu gün eşimi ziyarete geldim,amacım tabii ki sevgili eşimi ziyaret (!)hani onun iş yerinden bloglar açılıyor evden açılmıyor ya kesinlikle ziyaretimin bununla alakası yok :P
     Laptopumu kıstırdım kolumun altına geldim ,Allah'ım bu ne iştir evde de aynı alet burada da ...Neden burada açılıyor da evden erişilmiyor,akıl sır alacak gibi değil !
     Neyse sizlerden gelen güzel yorumları da burada  yayınlayabildim,evlilik yıldönümünü kutlayan sevgili ALAÇATI'ya iki satır kutlama yazabildim.Bu arada neler kaçırdım neler...Mevdoş A.B.D ye uçtu ona iyi yolculuklar dileyemedim.Chilek'e sıkma canını benim içim daraldıkça senin bloğuna göz atıyorum içim açılıyor diyemedim.Sevgili Ece Aymer'e son postundan dolayı duygularımı aktaramadım -ama neyse ki sonra facebooktan ulaşabildim-.CEPAYNASI'na  aman dikkat aynı olay benim de başıma geldi,fotoğrafları zaman zaman yedeklemek gerekiyor,geçmiş olsun arkadaşım diyemedim.PEMBE YASTIK Sebiciğim'e kendine dikkat et,İzmir'in havasına hiç güven olmaz diyemedim.Lavanta Bahçesi Ahucuğum'a yeni adresin hayırlı olsun diyemedim.Banucuğum'a ne hamarat kadınsın sen maşallah.Sabret bahara az kaldı,biliyorum sen kardan bıktın ama biz bu kış da hiç göremedik ki diyemedim.Daha neler neler...Sizleri uzaktan izledim o kadar...
      Sevgili dostlar yasak kalktı diyorlar ama görünen o ki bir süre daha böyle devam edeceğiz.
      Hepinizi ziyaret etmeyi çok özledim,en kısa zamanda görüşmek üzere...
      Not : fotoğraf yükleyemiyorum :(

17 Mart 2011 Perşembe

Bahar





Baharı kucaklamaya hazırlandığımız şu günlerde diğerlerinin arasında kendine yer arayan bu bebekle size günaydın demek istedim.
Kim bilir kimlerin  bol köpüklü acı kahvelerine  sırdaşlık etti.Kim bilir kimler onda sevdiğinin yolunu gördü,sağlıklı ve bol paralı günlere ''amin !''dedi.
İçimizi ısıtacak bahar günlerine kavuşmak dileğiyle...




Posted by Picasa

15 Mart 2011 Salı

Keşkül'üm !






            Efendimmm geldik bizim kızların en kocaman yürekli en kocaman gövdeli , her daim sevmeye sevilmeye hazır,dünyanın kötülüklerinden bihaber sarışın mankenimiz Keşkül'ün öyküsüne.Bu öykü serinin sonu gibi görünse de bizim eve her an yeni bir can dahil olabileceğinden açık kapı bırakıyor ve ''şimdilik sonuncusu ''diyorum.
        Keşkül'ün öyküsü ''köpek gibi köpek ''isteyen oğluma onu hiç kıramayan annesinin bir pazar gezmesinden kucağında küçük tombul ve sarı bir köpek yavrusuyla eve gelmesiyle başlar.Büyük köpekle yaşamanın zorluklarını önceden kabullenen bir aileye kız evlat olarak dahil olur yani.
              Kuyruklu  dostlar  hep şu ya da bu şekilde tesadüflerin eseri olarak hayatımıza dahil oldular,Keşkül hariç.Keşkül'ü ben İzmir-Seferihisar'dan bir köpek yetiştirme çiftliğinden 5-6 Labrador yavrusunun arasından o badem gözlerine aşık olarak kendim seçtim.Kucakladım ve yaklaşık 30-40 dakika süren araba yolculuğundan sonra  hiç kımıldamadan kafasını boynumun altına sokmuş bir vaziyette eve getirdim.Oğlumun kucağına verdim.Oğlumun ilk sözü''anne bu nasıl bir şey böyle çok uslu ve tatlı baksana keşkül gibi''oldu.Adı belliydi artık bir köpeğe konabilecek en komik ve en son ad ;Keşkül...
             Keşkül uslu mu demiştim?Ne yanılgı .Kabus o gece başladı ve aylarca sürdü.Hava kararınca hiç uyumuyor evini annesini ve kardeşlerini arıyor evin içinde ağlayarak dört dönüyordu.Buna bir de ishal ve böcek ilacını kaşla göz arasında yalayarak zehirlenme eklenince yaz günü kışlık eve döndük ve buncağızı günlerce kucağımda veterinere taşıdım, her gün minnacık ayaklarına serumlar takıldı.İyileşince yazlığa dönebildik.Bu arada geceleri oğlumla nöbetleşe enerji topu halindeki yavruyla  oynuyor o yorulunca 3-4 saat kestirebiliyorduk.Hala evini arayan yavrucak gecelerimizi kabusa çeviriyor,gündüz yatağında mışıl mışıl uyuyordu.Aşıları tamamlanmadığı için değil sokağa bahçeye dahi çıkaramadığımız için hiç yorulmuyordu tabii.
               6 aylık kadar olunca nihayet aramızda bir bağ kurabilmiş gece uykularımıza kavuşmuştuk ki bir gün aniden topallamaya daha sonra da yürüyememeye başladı.Haydi tekrar veterinere ...Rontgeni çekildi sonuç;her iki arka bacakta ileri derecede doğmalık kalça çıkığı.Tedavi;kesinlikle operasyon.Daha el kadar bebekken önce sağ sonra sol kalçadan oldukça ağır ve tedavi süreci uzun süren iki operasyon oldu.
              Şimdi soruyorum:bu canın bizim eve gelmesi tesadüf mü?Kaç aile maddi manevi oldukça külfetli bu operasyonu yaptırıp aylarca ayağı alçıda kalan bir hayvanı kucaklayıp tuvalete çıkarır pansumanını yapar özel gıdalarla beslerdi?Hayatta tesadüfler yoktur ,bu can bize emanet edilmişti ve biz görevimizi yaptık o kadar.
                 Keşkül mayıs ayında 5 yaşını bitiriyor.Daha çok genç ,umarım uzun yıllar bizimle olur.Yaşadığı her an bize sevgisini koşulsuz veriyor.Sırf  hatırım için  bahçeye gelen kedilerle suyunu, hatta benim sevgimi paylaşıyor.    
              O öyle bir canlı ki;İnsanlardan kötülük  geleceğine inanmaz,sokakları tanımaz,apartman yaşamında havlanmayacağını çok iyi bilir ,gık demez .Parkta bahçede kendisinden kaçanların oyun yaptığını zanneder kuyruk sallaya sallaya yanlarına koşmak ister.Yalan bilmez her daim açtır ama asla hırsızlık yapmaz,kendisine verilen görevi -ne pahasına olursa olsun-yapar.Bahçede Küdük'e göz kulak olur ablalık yapar,ona mutfak tezgahına çıkılmayacağını,koltuk tırmalanmayacağını her gün bıkmadan usanmadan anlatır.Konuklarımız gelince-nadiren korkanlar da oluyor- kapatılmaya istemeye istemeye razı olur ama onlar gider gitmez oturdukları yerleri defalarca koklayarak hafızasına kaydeder.Bunların çoğu biz köpekle yaşayan insanların yaşamını kolaylaştıran şeyler ama inanın kolay öğretilen basit davranışlar değil.Keşkül eğitim anlamında beni hiç zorlamadı, ırkının tüm iyi huylarını taşıyan Keşkül her zaman çok iyi bir öğrenci oldu.Umarım serüvenleri daha uzun yıllar bizi eğlendirir.
              Bu günlük bu kadar...
               Sabredip okuyanları bu kadar sabırlı oldukları için kutlarım.
               Hepimizden hepinize sevgiler gönüller dolusu...
              
         

14 Mart 2011 Pazartesi

14Mart Tıp Bayramınız Kutlu Olsun Sevgili Doktorlar !

1. Eğer bizi kahve makinesinin başında yada sigara molasında yakalarsanız muhakkak hastalıklarınızla ilgili bir soru sorun. Bizim dünyada zevk aldığımız tek şey tıptır ve molayı sizin sorularınızı yanıtlamak için verdik.

2. Evdeki ilaçlarınız iyi gelmiyorsa hemen bizi telefonla arayın.Telefondan teşhis koymak gibi müthiş bir yeteneğimiz vardır.

3. Ayaküstü, merdiven aralığında, kapı arkasında veya asansörde karşılaştığınızda hemen oranızın buranızın ağrıdığını anlatmaya başlayın, biz her an sizi düşünürüz ve zaten asansöre de hastalarla karşılaşabilmek için bineriz.

4. Gazete okuduğunuz asparagas tıp haberleri hakkında doktorları her fırsatta sıkıştırınız, çünkü gazeteciler her zaman tıp konularını doktorlardan daha iyi bilirler, güncel takip ederler ve her yazdıkları doğrudur. Böylece doktorun bilgisizliğini ve açıklarını yüzüne vurma fırsatını yakalamış olursunuz.

5. Doktorlar sinirsiz insanlardır, hatta insan değil robotturlar, yorulmaz, uyumaz, tatil yapmaz ve sinirlenmezler. İstediğiniz kadar, hatta sonsuza kadar soru sorabilirsiniz, hatta sorduğunuz soruların cevaplarını dinlemek bile zorunda değilsinizdir, doktor önceki soruya cevap vermekteyken, yeni soru sorabilirsiniz, doktor buna hiç alınmaz. ÜSTELİK, doktora sorduğunuz ve cevabını aldığınız konuda doktorun dediklerini uygulamak zorunda bile değilsiniz, ama iyileşmediğinizde doktorun dediklerini uygulamadığınız halde doktora HESAP SORMA hakkınız vardır.

6. Bize kolay kolay teşekkür etmeyin. Nasıl olsa para veriyorsunuz ve köle satın alıyorsunuz.

7. Doktor olurken nasıl olsa HİPOKRAT YEMİNİ ettik ya, doktorları kızdırsanız bile onlar size sonsuza kadar köle gibi hizmet etmeye mecburdurlar. Hakaret edebilirsiniz, üstüne yürüyebilirsiniz, şikayet edebilirsiniz, sağda solda aleyhinde konuşabilirsiniz, ama işiniz düştüğünde hiç utanmadan yine kendinizi ellerine teslim edebilirsiniz, ne de olsa Hipokrat yemin etmişlerdir.

8. Doktorlara danışmadan kendi kendinize her türlü tedaviyi yapabilirsiniz, hastalığınız daha da kötüye gittiğinde doktor sizi her durumda kurtarır, sorun değil.

9. İlacın acı olduğundan veya iğnenin yaktığından dolayı doktora kızmakta serbestsiniz, çünkü sizi doktor hasta etmiştir ve ilacın tadını doktor ayarlamıştır.

10. Verilen ilaç "kanser yapar mı?" diye sorunuz. Çünkü Allah'ın cezası doktor sizi kasıtlı olarak kanser etmeye çalışmaktadır. Hamileyseniz verdiğiniz ilacın çocukta bir sakatlık yapıp yapmayacağını doktora sorun, çünkü doktor sizin sakat bir çocuk doğurmanızı istemektedir.

11. Doktorlar tüm dünya tıbbını bilirler, cildinizdeki kaşıntıyı beyin cerrahına rahatça danışabilirsiniz. Sadece karşılaşmış olmanız yeterlidir, uzmanlık alanı diye bir kavram tamamen palavradır.

12. Doktorun evine telefon ederek, doktor evde yokken eşine hastalığınızla ilgili soru sorabilirsiniz, mutlaka bilecektir, doktor eşidir ya, bilir. 



Sevgili doktorlarımız ve tüm sağlık emekçilerimiz  hepinizin Tıp Bayramı kutlu olsun.Bazen sizlere haketmediğiniz davranışlarda bulunsak da,kötü sözlerle kalbinizi kırsak da sizlere çok şey borçlu olduğumuzu biliriz biz...Biliriz de söyleyemeyiz işte.









Hepinizi çok seviyorum,iyi ki varsınız.

1.YAŞIM KUTLU OLSUN !


   Bu gün benim çok sevdiğim bloğumun 1.yaş günü.''Acaba ben de bir blog hazırlasam mı,yazdıklarımı okuyan olur mu ?'' diye kendi kendime sorduğum günlerin ve  ''denemeden bilemezsin''diyerek ilk postumu yayınladığım 14 mart 2010 'un üzerinden koca bir yıl geçti.
   Bu blog sayesinde   sizlerden ne çok beslendim,ne çok şey öğrendim bilemezsiniz.  Yalnız ürettiklerimizi değil dertlerimizi sevinçlerimizi de paylaşırken farkına varmadan kocaman bir aile olduk.Kayıplarınız kayıplarım oldu.Hasta olanlara ''geçmiş olsun ''derken ,evlenenlere ''bir yastıkta kocayın !''ev alanlara ''güle güle oturun ''derken çok içtendim fakat bir gün oldu dostluğumuzu paylaşımlarımızı bize çok gördüler ,bloglarımızı engellediler.Yılmadık ,herkes birbirine yardımcı oldu koskoca boşlukta kaybolmadık.
   Sevgili dostlarım,benim için hepiniz çok değerlisiniz,hepinizi her gün mutlaka ziyaret etmeye çelıştım,bazen iki satır yorum bırakamadığım oldu ama acı kahvenizi çok içtim.Hepinize beni yalnız bırakmadığınız için çok teşekkür ediyorum ama ilk günden itibaren beni yalnız bırakmayan sevgili   Atölye Kedi, Sevgili Chilek ve uzaklardaki,Amsterdamdaki dostum sevgili Alaçatı 'ya  -izninizle -bana benim kadar inandıkları için ayrıca teşekkür ediyorum.
   Çok sevdiğim evim ve kuyruklu dostlarım ziyaretinizle şenlendi.Sizlere çok alıştık umarım bizi hiç yalnız bırakmazsınız.
   Sevgiler yüreğim dolusu...
Posted by Picasa

13 Mart 2011 Pazar

Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim !


Kendinden başka bir canlıya değer verebiliyor onu gerçekten sevebiliyorsan,


Güneşli bir günde hiçbir şey düşünmeden sadece yaşamanın tadına varabiliyorsan,


Sağlığın yerindeyse,bedenin yorulsa da ''biraz dinlenince geçer nasıl olsa ''deyip ,ağacın çiçeğin böceğin sesine kulak verebiliyorsan,


Bir günün diğerine benzemesin diye çabalıyorsan,üretip ,emeğe değer veriyorsan ;Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim !

12 Mart 2011 Cumartesi

Yine bloglarınıza erişemiyorum

     Bu sabah yine bloglarınıza erişemedim.Şimdilik kendi bloğuma girebiliyorum ama yarın ne olur garantisi yok.
Anlaşılan bu sorun uzun sürecek ben yoluma diğer adresimden devam ediyorum.http://evimiseviyorum.wordpress.com/
Sizi de beklerim.
Sevgiler,neşeli (!)hafta sonları...

Birdy'nin Mimi :)

Şirin kız Birdy beni mimlemiş,ben de onu kıramadım işte yanıtlarım;




Hayalinizdeki meslek nedir?
Öğretmenliği çok severek yaptım ama bu gün iç mimarlık okurdum sanırım.Dekorasyon benim için bir tutku,çok seviyorum...


Kışın sürmeyi en sevdiğiniz parfüm nedir?
L'ancome Trésor


Çay mı kahve mi? Kaç şekerli? Sütlü/Sütsüz?
İkisi de uyar ama süt hiç içemem ben.Son yıllarda şeker de kullanmıyorum.




En en en önemli makyaj hileniz?


makyaj yapmayı bilmem ama güzel yapanlara imrenirim gerçekten.


Tam şu an kucağınıza bir cin düşseydi ve 3 dilek hakkınız olduğunu söyleseydi, ne dilerdiniz?
çok zormuş,1-Türkiye'de bilim insanı yetiştiren okulların Avrupa ve Amerikadakilerin olanaklarına  sahip olmasını isterdim,böylece pek çok yakınım başta oğlum ve kardeşim yurt dışına gitmek zorunda kalmazdı.
2-Ben ve sevdiklerim hiç hasta olmasın isterdim.
3-Sokakta yaşayan tüm canlıların insan ya da hayvan farketmez sıcacık birer yuvası olsun isterdim.


Kahvaltı, öğle yemeği, akşam yemeği veya tatlı. Bu öğünlerden ömrünüz boyunca yalnızca bir tanesini seçmek zorunda kalsaydınız, hangisi olurdu?
sabahları çok iştahsız olurum,ikindi saatleri yani saat 5 gibi kuru yemiş,kek börek gibi atıştırmalıklar olabilir mi?


Eğer Hello Kitty olsaydınız, kurdelanız ne renk olurdu?
Hi hi hiii !ben ve Hello Kity ,kırmızı olsun bari :)


Eğer ömrünüz boyunca yalnızca bir tane takı takma seçeneğiniz olsaydı, bu ne olurdu?
Eşimin 40.doğum günümde aldığı pırlanta küpelerim- ki ben yalnızca gümüş takı severim -çünkü onlar çok özeldir.Asla pırlanta kadını olamadım.Elime geçen paralarla ya evime bir şeyler aldım ya da seyehata çıktım.


Sahip olmak istediğiniz yetenek nedir?
sesim güzel olsaydı iyi olurdu.


Bitince almaya devam edeceğiniz kozmetik ürünü?
saç şekillendirme ve saç bakımı ürünlerim ,zira toplamda 3 kişiye yetecek kadar saça sahibim ve şu yatıştırıcı,şekillendirici falan filanları bulanlardan Allah razı olsun! 


Eğer geleceği görme şansınız olsaydı, görmek ister miydiniz? Evetse, tam olarak neyi görmek isterdiniz?


hayır istemem korkarım !


Gizli ünlü aşkınız kim? (Fotoğraf koyun!)


fotoğraftaki yakışıklı :)Tanımayan var mı ?


Neden blog tutmaya başladınız?
paylaşma ve paylaşırken de ortak beğenilere ve düşüncelere sahip yeni dostlar edinme amacıyla.İyi ki de blog tutmaya başlamışım,her sabah heyacanla sizleri ziyaret etmek en büyük zevkim şimdilerde.


Birdy'm teşekkürler sana,ablanı anımsadığın için,merak edip okuyan olur mu bilmem . Ben de bu mimi yanıtlamayı dileyen herkese yolluyorum.İyi eğlenceler...









11 Mart 2011 Cuma

Simi'nin( Küdük'ün) hikayesi !

   Ne diyebilirim ki hayvan sevgisi bizde genetik.Rahmetli babaannemle ben sokaktan yaralı güçsüz kedileri toplar yaralarına'' sarı toz'' sürer iyileştirir ,karnını bir güzel doyurur sonra da bizi terkedip gitmelerini hüzünle seyrederdik.O zamanlar İzmir-Karşıyaka'da bahçeli bir evimiz vardı kedi bakmak hiç sorun olmazdı yani.Sonra biz de modern çağın konutlarına (!)geçtik,apartmana taşındık.Yıllarca kedim olmadı.Evlendim ,oğlum dünyaya geldi,eşimin işi nedeniyle zorunlu hizmetler derken bir yere kök salamadık,köklenmeyince de evde başka bir canlıya yer olmuyor.Sonra yeniden İzmir'e geldik ve ilk yıllardan başlayarak kediler evimizi şenlendirmeye başladılar.Oğlum böyle bir ortamda büyüdü,küçükken gıda dahil bir çok şeye alerjisi olan oğlumun hayvanlara hiçbir zaman alerjisi olmadı.
     Çocuklar büyüyorlar ve eğitim için başka şehirlere gidiyorlar bu kaçınılmaz.Oğlum Ankara'da yüksek lisans yaparken ''evde bir arkadaş istediğini,evde kuyruklu bir can onu karşılamayınca evin yuva olamadığını'' söyledi.Şimdi nişanlısı olan kızım da- o zamanlar arkadaşıydı -   kedileri çok  severmiş ama tüm yalvarmalarına karşın ailesi ''evde hayvan beslenmez'' diye karşı çıkmışlar.Bir Ankara ziyaretimde  ikisi birden karşıma geçip ''lütfeeen !söz ,çok iyi bakacağız ''diye beni kandılar ve beyaz bir yün yumağından daha büyük olmayan pembe burunlu ,maviş gözlü pisicik kucağımda kendimizi oğlumun evinde bulduk.Ben ''bakın çocuklar bana güvenmeyin,bakamazsanız asla almam,evde zaten bir kedi bir de  köpek var,anlaşamazlar,hayvana yazık olur ''dedim .Çok büyük konuşmuşum çoook...
      Gel zaman git zaman okul bitti,bizimkiler doktora için Amerika'ya gittiler ,giderken de ''biz orada bir düzen kurana kadar sende kalsın''diye bu kızı tüm çeyiziyle bana bıraktılar.Bana da tüm itirazlarıma rağmen şirineye evimi açmak düştü,çünkü onu bir başkasına vermek vicdanıma da insanlığıma da tamamen aykırı bir hareketti....Başlarda çok zorlandım iki kedi hiç anlaşamadı ve dünyanın en iyi kalpli köpeği Keşkül neye uğradığını şaşırdı.Bazen onlar kavga ederken ayırmaya kalktı ama bir iki tırmık darbesinden nasibini alınca bunun çok da akıllıca bir hareket olmadığını anladı.
      Oğlum diyor ki ''Küdük'ü evlendikten sonra geri  alacaklarmış''.Kim verir ki ?Artık zaman aşımına uğradı,kedicik benim kızım oldu,hem o kadar yola el kadar çocuk nasıl dayansın değil mi ama ?
    Gelelim Küdük ne demek?Öyle Tagaddi gibi anlamlı bir adı yok bu kızın ,asıl adını yani Simi'yi asla öğrenemedi .Adı Kedicik,Küdücük derken Küdük kalıverdi hepsi bu :)









10 Mart 2011 Perşembe

Magnetini göster !











Günaydın sevgili dostlar.Bu gün hava dünkü kadar soğuk ama güneş gökyüzünde pırıl pırıl...
Bloglarımızda eski hareket kalmasa da üretmeye devam...
Bu fotoğraflar sizi birazcık gülümsettiyse hazır olun.Yeni bir etkinliğimiz var ;''Magnetini Göster''.Dünkü postumda benim sağlam kalan magnetlerimi paylaşmıştım,sıra sizde...Sevgili kitap cadısı ,sevgili CEPAYNASI ve sevgili pembe yastık mimledim siziiii!Haydi bakalım sıra sizde.
Pırıl pırıl aydınlık günler dileğimle...
Görsellerin çoğu milliyet 'ten

9 Mart 2011 Çarşamba

Magnet sever misiniz?



En sevdiklerim !





Gittiğim yerlerden magnet almayı seviyorum.Hem her an gözümün önünde oluyorlar hem de taşıması kolay.

8 Mart 2011 Salı

Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun !


Kuva-i milliye destanı'ndan

Ve kadınlar
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve kara sabana koşulan ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız
şimdi ayın altında
kağnıların ve hartuçların peşinde
harman yerine kehriban başlı sap çeker gibi
aynı yürek ferahlığı,
aynı yorgun alışkanlık içindeydiler.
Ve onbeşlik şaraplenin çeliğinde
ince boyunlu çocuklar uyuyordu.
Ve ayın altında kağnılar
yürüyordu Akşehir üzerinden Afyon’a doğru.
Nâzım Hikmet









Kadınlar sanatçı oluyor,öğretmen doktor,bilim insanı ,başbakan oluyor...
Kadınlar hala çocuk yaşta zorla evlendiriliyor,çocuk anne oluyor,dayak yiyiyor,tecavüze uğruyor ''namus cinayeti ''diye öldürülüyor!


DÜNYA KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN !


görseller Sau.